VATANDAŞ VE MEDYA..
Ahmet ZORLU
Demokrasilerde güçler ayrılığı ilkesi uyarınca, yasama yürütmeyi, yargı da yasama ve yürütmeyi denetler.
Basın ise 4. Kuvvet olarak ve kamu adına yasama, yürütme ve yargının işini en iyi şekilde yapmasının takipçisi olur.
O nedenle, demokratik olmayan ya da demokrasisi özürlü olan ülkelerde basın-yayın kurumları hep günah keçisidir.
Diktatörlükler ve ara rejimlerde ilk olarak eli kalem tutanlar toplanıp içeri tıkılır önce.
Demokrasisi sakat ülkelerde ise yönetenler havuz kurarak, bu mesleğe hizmet veren kurum ve kişilere mayolarını giydirerek bu zevk havuzunda keyif yapmalarını, böylece ülkenin ve milletin çektiği ızdırabın görülmemesini sağlarlar.
Yüzme bilmeyen bazı mesleki kurumlar ve gazeteciler de çıkar elbette.
Onlar ise, çeşitli suçlamalar ve hainlik yaftaları ile etkisiz hale getirilir.
Böylece muktedirler, milletin bilmesi gerekeni bilmelerini, yaşanan gerçeklerden ise uzaklaşmalarını sağlarlar.
Maalesef güzel ülkemde, yasama, yürütme ve yargı aynı kayıkta seyahat ediyor uzun zamandır.
Yasama, liderin gündeme getirdiği konulara yasal ambalaj üreten bir kutu fabrikası, yürütme ise liderin talimatlarının uygulayıcısı, yargı da çay toplayıcısı haline geldi.
Ama ara-sıra memleketteki sıkıntıları dile getiren bir medya vardı ki, bir türlü iflah! olmuyordu.
Sonunda Türk Medyasının Amiral Gemisi kabul edilen Doğan Medya Grupu da havuza alındı.
Bu gruptaki kalemşörler şimdi ıhlaya tıslaya bu karanlık ve kirli havuzda yüzmeyi öğrenmeye çalışıyor, zira havuz fobisi olanların işlerinden olacağını önümüzdeki günlerde yaşayarak göreceğiz.
Dedik ya, demokrasinin en önemli ayağıdır medya.
Hitler’in Propaganda Bakanı Göbels’in söylediği bir söz vardır ki, bu gün Türk Medyası’nın havuza alınanlarının üzerine Cuk diye oturur.
Der ki Göbels, “Bana vicdansız bir medya verin, size bilinçsiz bir toplum yaratayım..”
Hitler döneminde Televizyon yoktu ama Göbels, yarattığı vicdansız medya sayesinde Alman Halkı’nın gözünde Hitler’i ulu ve ulvi hale getirmeyi başarmıştı.
Son yıllarda güzel ülkemde enteresan haberlere ve görüntülere tanık oluyoruz.
Sayın Cumhurbaşkanı hemen her gün bir toplantıda konuşuyor, 17 dolayında Tv kanalı anında bu konuşmayı canlı veriyor.
Cumhurbaşkanı konuşmasını tamamlıyor, Sayın Başbakan başlıyor. Onun konuşması da canlı.
Ardından bir iki bakan çıkıp, Memleketin ne kadar güllük gülistanlık hale geldiğini dillendiriyor.
Vatandaş, doğruları öğrenmek için ve ülkeyi kasıp kavuran ekonomik sorunlar hakkında az da olsa bilgi almak için ajans saatini beklemeye başlıyor.
Ama o da ne;
Devletin ekonomiden sorumlu bakanı çıkıyor, “Pahalılık yok, sadece bazı ürünlerin fiyatı arttı” diyor.
Sözde ekonomist “İşsizlik geçen yıla oranla 340 bin artışla yüzde 11.3’e geriledi diyor.
Zeybekçi Hazretleri, “Tl Değer kaybetmiyor, dolar değer kazanıyor” diyerek karışık kafaları ayrana çeviriyor.
Başbakanın sesi duyuluyor, “Tarımda Avrupa birincisiyiz..”
Söyledikleri salonda gülüşmeye neden olunca ‘Niye gülüyorsunuz’ diyerek kendi de söylediklerine gülmeye başlıyor.
Başbakan incilerine yenisini ekliyor ve ‘Hükümetlerimiz döneminde 4 milyar ağaç diktik’ diyor tabii arkasında gülüşmeler devam.
Sayın Cumhurbaşkanı, ülkedeki Marjinallere! (Ne demekse) mesajını da göndermekten geri kalmıyor, “Oturun oturduğunuz yerde yoksa gitmeniz gereken yere göndeririz”
Dolar 4, Avro 5, Benzin 6 diyerek fiyatlar yükselmeye devam ediyor.
Vatandaşın kafası karma karışık.
Vazgeciyor haber ve yorum izlemekten, Yandaş kanallarda bir tur atıyor, “Kanalların yarısında Osmanlı dizileri, diğer yarısında akla ziyan kahramanlıklar sergileyen silahlı silahlı adamlar.”
Çakılıyor kanallardan birinde ve her şeyi unutmaya karar veriyor.
Yani insafsız medyanın yarattıklarından biri olmakta karar kılıyor.