UYANMA ZAMANI..
Ahmet ZORLU
Evet artık uyanma zamanı..
Emperyalizm, bazı ülkelerde bölücü sol yapıları besleyip büyüterek, o ülkede darbeye gider.
Bazı ülkelerde dinci terörizmi sokağa salar, ülkeyi içten parçaladıktan sonra Demokrayisi ortadan kaldırarak bir kapı kulunu o ülkeyi yönetmekle görevlendirir.
Libya’nın haline bakın..
Mısır’da laf dinlemeyen diktatöre devirip, bir kapı kulunu nasıl başa getirdiğini görün.
Suriye’de yaptıklarına, Irak’ta yaptıklarına bakın.
Sırada İran var.
Dışardan bakıldığında, İran için uygun görülen yöntem halk hareketleri.
Kimbilir kaç yıldır mayaladığı rejim aleyhtarlığı sonunda sokağa çıktı ve rejimi sallıyor.
Yani artık sıra Türkiye’ye geliyor.
Eğer İran’da ABD Başarılı olursa, ya da Rusya’nın dediği olursa biliniz ki sırada Türkiye var.
Zira Türkiye üzerinde oynanan büyük daha büyük ve daha öldürücü olacaktır.
Bir yandan PKK denilen kökleşmiş terör yapısı, diğer yandan Suriye’de besleyip büyüttüğü ve maalesef Türkiye’yi yönetenlerin bir zamanlar sempati ile baktıkları Yahudi Uşağı Işid, Işid’e sevgi ve sempati besleyen Türkiye’deki bazı tarikat yapılanmaları.
İnanın bir gecede hepsi birden sokağa salınır ve güzel ülkemi kan gölüne çevirirler.
Peki çare nedir.
Çare, uyanmamız ve kendimize gelmemiz.
Boş işler ile uğraşmayı bırakmamız lazım.
Kutuplaşmamamız lazım.
Saflara ayrılmamamız lazım.
Bilim dışındaki safsatalara inanmamamız lazım.
Evrensel değerlere uymamız, bilimi baş tacı yapmamız, hurafelerden uzak durmamız lazım.
Liyakat esasını yeniden keşfetmemiz, kamuda ‘El öperek’ değil, çok çalışarak bir yerlere gelinmesinin önünün yeniden açılması lazım..
Yönetenlerin kutuplaştıran, bölen söylemlerden uzak durması lazım.
Unutmayın..
Üreten, gelişen, işsizlik sorunu olmayan, kaliteli eğitim kurumlarında genç dimağlara bilim ve ilimin birlikte yerleştirildiği ve hurafelerden uzak tutulduğu ülkelere Emperyalizm hiçbir şekilde müdahale edemez.
Zira o tür ülkelerde bağımsızlık bilinci yüksek düzeydedir.
Kan, terör, huzursuzluk o tür ülkelerde yer bulamaz.
O tür ülkelerde barış hakimdir.
O tür ülkelerde Hukuk ve Adalet özgürdür, eşittir.
Kısacası kendimize gelmemiz lazım.
Aksi takdirde, Emperyalizmin bize hazırladığı faturanın altında ezilip yok olacağız.
. . . . .
Son çıkan KHK’de yer alan sivillere yargı muafiyeti ile ilgili düzenleme üzerine, “Muğlaktır, netleştirilmeli” diye açıklama yapan Abdullah Gül’e saldırmak moda haline geldi.
Hadi yandan gazetecileri anladık.
Hadi Saray Soytarısı olarak koltuğunu koruyan, her devrin adamı siyasetçileri anladık.
Ama Kayseri’de Abdullah Gül sayesinde bir yerlere gelmiş insanlar vardır.
Mehmet Özhaseki, Mustafa Elitaş gibi isimler ve adlarını yazmayacağım bazı yandan kalemler.
Size ne oluyor yahu.
Sessiz kalın bari.
Zira Sayın Gül’ün yaptığı uyarı çok yerindedir.
İlerde toplumsal linçe bile neden olacak bir düzenlemenin kapsamının netleştirilmesini istedi sadece.
Bakın Sayın Elitaş ne diyor, “Dostsan milletin içinde konuşma..”
Sayın Elitaş, bu ülke bu gün sıkıntı yaşıyorsa, konuşması gerekenlerin susmasından, susturulmasından sıkıntıya girdi.
Neden acaba, konuşan uyarıda bulunanları dinlemek yerine susturmayı ilke edindiniz.
Düşünen beyinleri, öngörüsü olan kalemlerin gündeme getirdikleri sıkıntıları göz önünde bulundursaydınız, ne Fetö Belası olurdu, ne de OHAL bu millete reva görülürdü.