UYANMA VAKTİ,,
Ahmet ZORLU
Ben daha çocuktum, 7 yaşında,10 yaşında TRT’nin 19.00 Ajansını hiç kaçırmazdım. Filistin Kurtuluş Örgütü Lideri Yaser Arafat adını her gün duyardım haber bültenlerinde. Şii Milisleri, Dürzi Milisleri..
Ortadoğu’nun bu yakasında hep kan vardı, hep terör vardı, hep silahlar patlardı.
Ardından Rusya ve ABD’nin paylaşamadığı Afganistan Coğrafyasında sergilenen Kanlı Cani yapıların acımadan insan öldürdükleri, bomba attıklarının haberleri gelmeye başladı.
Pakistan’a sıçradı, adına dinci terör dedikleri..
Tablo aynıydı, birileri birilerini öldürüyor, bölge kan coğrafyasına dönüşüyordu.
Ardından Tunus, Mısır, Libya..
Her atılan kurşunda, her patlayan bombada, her uçak sortisinde kazanan ABD ve Rus Silah Sanayii oluyordu.
Irak’ın ne hale geldiğini gördünüz, yetmedi Suriye’ye sıçradı terör.
Türkiye olarak bizim doğumuza yerleştirilen çıban hep öldürdü, bombaladı, yurt coğrafyasında kendini gösterdi zaman zaman.
Ortadoğu’yu bir darı ambarı kabul edersek, içinde mercimek tanesi büyüklüğünde bir ülke var, İsrail.
Ne hikmetse Arap coğrafyasında Müslümam Müslümanı öldürdükçe, İsrail güçlendi.
Bu gün Suriye’de savaşan güçlerin ellerindeki silahlara bakın, ya ABD ya Rusya Patentli. Almanya, İngiltere ve Fransa da bu silah pastasından payını yeterince alıyor.
Suriye’de emperyalizm taşeron olarak görevlendirdiği beslemelerini savaştırıyor.
Tek hedef vardır, silahların susmaması.
Kimin kimi öldürdüğü, hangi örgütün nereyi bombaladığı onların umurunda değildir.
Patlayan her mermi, atılan her bomba, yapılan her sorti Emperyalizmin Silah Sanayii’nin güçlenmesi için yeni bir tuğla demektir.
Peki emperyalizm neden bol bol silah satmak için Asya ve Afrika coğrafyasını seçmiştir.
Bu bölgelerdeki ülkelerin bitamamı diktatörlerce yönetilmektedir.
Bir adamı satın aldıklarında o ülkenin tüm kaynaklarını ele geçirebiliyorlar.
Emperyalizm, demokrasiyi özümsemiş çağdaş dünyanın saygın mensubu olmayı hak kazanmış bir ülkede çıkarabilir mi, sudan sebeplerle böylesi karışıklıkları.
O nedenle, bölge devletlerini yönetenler akıllarını başlarına almalı ve Emperyalizmin bu büyük oyunu karşısında, önce kendi ülkelerini, sonra da bölge ülkelerini bu anlamda uyandırmalıdır.
Farkında mısınız bilmiyorum ama bu büyük oyunun içine yavaş yavaş sürükleniyoruz.
Ortadoğu konusunda çıkar yol belli.
Bölge ülkelerinin toprak bütünlüğünü kırmızı çizgi yapmak ve terörist unsurları ülkemizden olduğu gibi bölge ülkelerinden de temizlemeye katkı sağlamaktır.
İşte o zaman Emperyalizm, bölgede jandarmalık pozlarıyla işgal edecek ülke bulamayacaktır.
Ve unutmayalım;
Emperyalizm, tuttuğu hiçbir taşeronun bir koyup on almasına müsaade etmez.
Sadece kullanır.
Türkiye, gelecekte sınır güvenliğini riske edecek terörist yapıların bölgeye yerleşmesini ve savaş üretmelerini istemiyorsa yol bellidir.
Suriye Rejimi ile masaya oturmalı ve Suriye’nin toprak bütünlüğü için her türlü desteği ortaya koymalıdır.
Kabul edelim veya etmeyelim.
İçimize sinsin veya sinmesin.
Bu gün uluslar arası anlamda meşru bir Suriye Rejimi vardır ve Suriye Suriyelilerindir.
Farkında değil misiniz, Kahraman Mehmedim Afrin’de balçıkla mücadele ederken, güzel ülkemde demokrasinin cenaze namazının kılınması için hesaplar yapılmaktadır.
Adı hala Demokrasi olan ülkemin sisteminde ne denge kalmıştır, ne denetleme..
ABD Dışişleri Bakanı geliyor saatlerce pazarlık yapılıyor ama ne konuşulduğundan bihaberiz.
Unutmayalım, Filistin ve Afganistan’dan sonra yeni kan sahalarına ihtiyacı vardır ABD’nin.
Ve Türkiye, ABD Emperyalizminin istikrarsızlaştırılacak ülkeler sıralamasında yeralmaktadır.
Çünkü İsrail’in Arz-ı Mev'ud Planında Türkiye önemli bir yer tutmaktadır.
Anladınız mı, ne büyük bir oyunun içine sürüklendiğimizi..