UCUZ KAHRAMANLAR!
Ahmet ZORLU
Günümüzde, kamuoyunun dikkatini mi çekmek istiyorsunuz;
Doğru ve inandırıcı olup olmadığına bakmadan, sesi çok gür çıkanların hoşlanacağı üç beş kelam ederek adınızı ucuz kahramanlar listesine yazdırmanız pekala mümkündür.
Yeter ki, yandaş ve yanaşık medyanın dikkatini çekmeyi başarın..
Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyi, bir süre önce önce savaşın insan, toplum ve ülkeler üzerinde açtığı derin yaralara dikkat çeken bir açıklama yaptı.
Zamanlamasına ve içeriğine itirazınız olabilir.
Çıkar karşı görüşlerinizi ortaya koyarsınız.
Ama, ‘Senin dediklerin benim hoşuma gitmiyor, bu çatıyı yıkmam lazım’ diyerek ortaya çıkarsanız, bu yanlıştır, bu antidemokratiktir.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, “Zorunlu olmadıkça Savaş bir cinayettir” sözü ile, savaşın yarattığı yıkımı bir cümlede özetleyebilmiş tek liderdir.
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Afrin’de yürütttüğü operasyon, Öso yapılanmasını bir kenara koyarsanız, meşrudur, haklıdır.
Ama doktorların da üzerinde yemin ettikleri bir ilke vardır, ‘Kimliğine, rengine, inancına, dünya görüşüne bakılmaksızın insanı yaşatmak..’
Bu mesleğin çatı örgütü ise Türk Tabipler Birliği’dir ve savaşla ilgili, yıkımla ilgili görüşlerini dile getirmiştir.
Bunun için Türk Tabipler Birliği’nin kapısına kilit vurmak, adındaki Türk kelimesini cımbızlamaya kalkışmak, ‘Pire için yorgun yakmak’ kadar anlamsızdır.
Hele, “Başlamışken Türkiye Barolar Birliği’ni de torbanın içine atalım” girişimi, ülkedeki güçlü kurumların tasfiyesinin ötesinde hiçbir amaç taşımaz.
Bu gün dünyanın ateş, kan ve barut cehennemine dönüşmesi için çaba gösteren Silah üreten ülkelere mensup çok sayıda doktor, ‘Sınır tanımayan doktorlar’ örgütünü kurarak, savaşla, açlıkla, açlığın ve savaşın yol açtığı hastalıklarla mücadele etmektedir.
Demokratik ülkelerde, avukatlık örgütleri ile doktorların oluşturduğu örgütlenmelerin merkezinde insan vardır.
Kendi çıkarlarının üzerinde tutmaları ile bilinirler bu yapılar, hukuku ve sağlığı..
Sadece, “Bunlar bizim gibi düşünmüyor, ikide bir ‘ama’ ve ‘fakat’ diyorlar görüşünden yola çıkarak, Türk Tabipler Birliği ile Türkiye Barolar Birliği gibi iki güçlü mesleki yapıyı ortadan kaldırmaya çalışmanın, yaratacağı sonuçları da iyi bilmek gerekir.
Avukatların Baro üyesi, doktorların Türk Tabipler Birliği üyesi olma zorunluluğunu ortadan kaldırırsanız, milletin sağlığını ‘Hacamatçıların’ insafına bırakırsınız.
Kaldı ki bu iki yapının ortadan kaldırılması, ya da bu meslek yapılarında üyeliği zorunlu olmaktan çıkarmak, yeni sorunları da beraberinde getirir.
Hatırlayın, Fetö yapılanması illerde çeşitli isimlerle kendi avukatlık örgütlerini kurmuş ve kendileri ile aynı gizli yapıya mensup hakim ve savcılarla 7-8 yıl adliyelerde hukuk cinayetleri işlenmesine zemin hazırlamıştır. Kayseri’de Ahuder üyesi avukatların girdikleri davalar bu gün yeniden tartışılmaktadır.
Ülkeleri yönetmek, duyguları bir kenara koyarak akıl ve mantığı ön planda tutmayı gerektirir.
Kanla kurulan Canım ülkemin topraklarında, kin tohumları saçılarak yok edilmek isteniyoruz.
Dünyanın hangi noktasında olursa olsun, patlayan her bomba, güdümlü füze, top, havan, ABD Savaş Sanayiinin daha gelişmesi için bir tuğla daha hediye etmek demektir.
Ve ABD gibi emperyalist oluşumlar, istikrarsızlık, savaş gibi olumsuzlukları sürekli geri ülkelere dayatarak zenginliklerine zenginlik katmaktadır.
Bizim gibi ülkelere düşen, Suriye’de, Libya’da, Irak’ta, Mısır’da, Tunus’ta ve Türkiye’de, Emperyalistlere tavır koymaktır. ‘Ne işiniz var Ortadoğuda’ diyebilmektir.
Unutmayalım, Emperyalizm önce hedef seçtiği ülkeyi içten çökertir, istikrarsızlaştırır, sonra terör odaklarını sokar o ülkeye ve iç savaşın startını verir, sonra da ‘büyük kurtarıcı’ rolü ile o ülkeye girer ve bir daha çıkmaz.
Bu gün Işid gibi, PYD gibi, El Kaide gibi yapıları, taşeron olmakla suçladığımız halde, ABD üslerini tartışamıyorsak, güçlü ülke değiliz kardeşim.
O zaman, Türk Dış Politikası’nın temel ilkesi “Komşularımızın toprak bütünlüğü’ olmalıdır.
O zaman Türk İç Politikası’nın temel ilkesi ise, “Barış, huzur, üretim, istihdam, demokratik standartlar’ olmalıdır.
Aksi halde Emperyalizm Canavarı ülkemizi parçalamak için pusuda beklemektedir.
Son sözüm ise, kürsüden iki de bir “Afrin’e gitmek istiyorum, Şehit olmak istiyorum, Gerekirse Afrin’e giderim” kahramanlığı! Sergileyen Memleket Büyüklerine ve bazı ucuz kahramanlara! olsun;
“Kardeşim sen daha Cuma Namazına koruma ordusuyla gidiyorsun.. Sen hala askerliği elinde kılıç, cephe savaşı mı sanıyorsun. Afrine gidip de Mehmetçiğimi meşgul etmekten öte işe yaramazsın. Sen otur da masada yığılan sorunlar üzerine kafa yor. Kahraman Mehmedim nerede ne yapacağını, savaş sanatını iyi bilir..”