TUTACAĞIN EL..
Ahmet ZORLU
Türkiye’de köşe yazarı olmak çok kolaydır.
Gündem her gün değişir, ama sorunlar değişmez.
PKK denen Allahın Belası oluşumla bir ara yönetenler flört halindeydi hatırlarsınız.
Akil Adamlar yarattılar, Apo’nun aslında cici biri olduğunu, eskiden Cuma namazlarına bile gittiğini halka anlatıp ona olan kinin, nefretin ortadan kalkması için.
O zaman yazdığım bir yazıyı alıyorum buraya..
Çünkü ele ele Türk ordusunu bitiren iktidar ve Fetö şimdi kanlı bıçaklı.
Bir zamanlar Oslo’da mutabakat zaptı imzaladığımız PKK ile kanlı bıçaklıyız.
Sevmiyorum ama 2013 yılında bizim gördüğümüzü görmemekte inat eden hükümet hala görevde.
“Dün mü yanlıştınız, bu gün mü?” diye soralım, 2013’te neler yazmışız bir bakalım;
…..
Evet, tutacağın el kirli olmamalı.
Hele hele kanlı hiç olmamalı..
Elini tuttuğun insanın mazisinin temiz olması gerekir.
Aksi halde vardığın anlaşmada seni yarı yolda bırakacağını bilmek zorundasın.
Neden mi bunları söylüyorum.
Bu günlerde, önce allanıp pullandırılmak istenen terör örgütünün başı ile bazı yönetenler pazarlık masasında.
Kanlı caninin istedikleri belli.
Önce kendisi ile ilgili güvence talepleri var. Sonra da ülkenin olmazsa olmazlarından bazılarının değiştirilmesini istiyor.
Karşılığında ise milletimize kan kusturan, askerimize, polisimize, durakla bekleyen masum vatandaşımıza kurşun sıkan, kamu okullarına, kamu kuruluşlarına, hatta hizmet için kurulan şantiyelere baskınlar yapıp binaları, makinaları yakan çapulcular sürüsünü Irak sınırları içerisine çekmeyi taahhüt ediyor.
Daha şimdiden esnetildi hukuki uygulamalar.
Sözde PKK’nın siyasi yapılanması KCK’lıların bir bölümü çıktı, bir bölümü cezaevinde VIP muamelesi görmeye başladı.
Alelacele düzenlenen 4. Yargı Paketi Meclis Komisyonuna geldi bile.
Şimdiye kadar bu kanlı katillerin sırtını sıvazlayan ABD ve AB Ülkeleri sıraya girip alkışlıyorlar hükümetin bu cesur tavrını.
Benim Şehidimin annesi ise, “O zaman niye öldü benim oğlum” sorusuna cevap bulmak için kafa yoruyor.
Silivri’de Örgüt Kurmak suçlaması ile alacakları cezaları bekleyen Şerefli Türk komutanları da şaşkın.
Çünkü onlara bu katiller sürüsü ile mücadele talimatı verilmiş, onlar da aldıkları talimat uyarınca gece gündüz mücadele etmişlerdi.
Neyse konumuza dönelim.
Eğer bu ülkede, vicdanları kanatmadan bu terör belası defedilirse, defedecek adamın heykelini dikerler.
Ama bu Milletin geleceğini, bağımsızlığını, toprak bütünlüğünü, Anayasa’da belirtilen ve değiştirilmesi dahi teklif edilemez maddeler içerisinde bulunan bazı değerler pazarlık masasına sürülürse, varılacak çözüm bu millet tarafından hoş karşılanmaz.
Demokrasi tamam.
İfade özgürlüğü tamam.
Azınlıkların oluşturduğu mozaikin geneline Türk Milleti denilmesi tamam.
Silahların bırakılması, demokrasi baharının ülkenin her karış toprağına gelmesi tamam.
Ama Merkezi Otoritenin yetkilerini talep etmek, ikinci bir dille eğitimi dayatmak, özerklik talep etmek, topraklarımızın bir bölümünü kurulacak Kürdistan’a katma hayali, elinde 40 bin kişinin kanı bulunan azılı bir caninin ev hapsi adı altında salıverilmesi, bu çapulcular için anayasada ve yasalarda yer almayan kuralların işletilmesine de hiçbir vatandaş evet demez.
O nedenle pazarlık sırasında tuttuğunuz ele dikkat edeceksiniz.
Dedik ya, o el kirli olmayacak.
Dedik ya, o el kanlı olmayacak.
Dedik ya, o elin sahibinin geçmişi de kirli olmayacak, kanlı olmayacak.
İşte Habur Faciası önümüzde duruyor.
İnşallah geçmişte yaşananlar ders olur ve yeni facialara yol açılmaz.