Ahmet ZORLU

SORUMLU, 'İÇİNİZDE'

Ahmet ZORLU

Devletin Müzesinden 302 eser kayıp, 43 tablo sahtesiyle değiştirilmiş.

Peki bu konuda bir soruşturma yapılmış, birilerinden bu büyük hırsızlığın hesabı sorulmuş mu?

Şu ana kadar ben bir şey duymadım.

Hatta, “Ne olacak canım eskicinin bile para vermeyeceği adına eser denen taş parçaları”   diyenlerin daha çok olduğunu duyar gibi oluyorum.

İçişleri Bakanlığı Envanterinde bulunması gereken 106 bin 740 silah kayıp.

Sıradan adi bir hırsızlık vakası olarak geçmiş kayıtlara.

Oysa 106 bin 740 adet silah.

Bir orda kurarsınız bu silahlarla be..

Çalındı deniliyorsa daha vahim.

Teröristlere gittiğini düşünün bunca silahın..

Kaç can yakar, kaç ocak söndürürler.

Bu dönemde Meral Akşener’den bir iddia.

Bazı illerde, sivil silahlı oluşumların eğitim gördüklerine dair.

Maazallah bu silahlar bu oluşumların elindeyse ne olacak.

Eğer doğruysa bu adamlar, Yunanistan’a gitmek için eğitilmiyor.

Bir iç karışıklık için kullanılacak.

O zaman devletin haber alma makamlarına sormak gerekmez mi?

Kimdir bu damlar?

Amaçları nedir?

Kayıp olduğu söylenen silahlar bu adamların elinde mi?

Neyse efendim devam edelim.

Lozan antlaşmasına göre Misak-ı Milli sınırları içinde bulunan onlarca ada ve kayacığa Yunan Askerleri yerleşmiş.

Hükümet bunu kabul ediyor ama Ada ve Adacık değil, buraların kayalık olduğunu değersiz arsalar olduğunu iddia ediyor.

İktidarın sesi Nagehan Alçı’ya göre, ‘üzerinde keçilerin dolaştığı kaya parçalarıymış bunlar..

Aymazlığın, densizliğin bu kadarına da pes demekten başka bir şey gelmiyor içinden.

Biz, “Bu ülkenin tek çakıl taşına göz dikenin gözünü oyarız” diyen vatanseverleriz

O askerler toplarının namlularını bu işi bu kadar küçümseyen densizlerle birlikte bizim üzerimize de cevirdi.

Yukarda özetlediğim 3 ana konunun sorumlularının, hem de ‘Vatana ihanet’ten adalete hesap vermesi gerekir.

Biraz da siyaset diyelim isterseniz..

Efendim Saadet çevrelerine göre, içinde Cumhur’un olmadığı ‘Cumhur ittifakı’ için Saadet Partisine 2 bakanlık, 20 Milletvekilliği ve bol para vaat edilmiş, ama bu tekliflerin tamamı geri çevrilmiş.

Demek ki, MHP’ye Saadete teklif edilenlerin birkaç katı daha fazlası teklif edilmiş olmalı ki, kayıtsız şartsız ittifakta yer alması sağlanmış.

İktidar sözcüsü, gazeteci Abdülkadir Selvi de diyor ki, ‘Afrin sonrası AKP yüzde 50’yi yakaladı. MHP Yüzde 10’un üzerinde..”

Buna bir de, Ülkücülük çatısı altında bir araya gelmeyen, ama içinde gazı tükenmiş ampülü yeniden yakabilmek için koşup gelen  BBP’yi de eklediğinizde sıkıntı tamamen aşılıyor.

Demek ki, başkanlık sistemi çantada keklik.

O halde ne diye Saadet Partisi’nin kapısını aşındırıyor iktidar partisi, doğrusu anlamak mümkün değil.

Bu anlamda, Saadet Partisi’nin Demokrasi, üreten ve Kalkınmış Türkiye, kişilikli dış politika gibi konularda ortaya koyduğu tutumu bir gazeteci olarak alkışlamak gerektiğinin altını çiziyor, Türkiye’nin üretimi, kalkınmayı, sosyal refahı, bilimsel eğitimi,  her alanda ahlakı yeniden konuşmaya başlaması için geç kaldığımızı hatırlatıyorum.

Yazarın Diğer Yazıları