SON KALE..
Ahmet ZORLU
Millet artık ekonomik sorunlarını, yaşanan olumsuzlukların tamamını bir kenara koydu, geleceğinin teminatı olarak gördüğü Demokratik Parlamenter Sisteme sahip çıkacak bir güç arayışında.
Kelle sayısıyla güçlendirilmiş gösterilen, ama işlevleri ortadan kaldırılan bir parlamento değil, toplumsal sorunların özgürce tartışıldığı, oylamaların uzaktan kumanda ile değil, milletvekillerinin hür iradesini ortaya koyarak yapıldığı, içinde millet olan, halk olan bir parlamento..
İnsan hak ve özgürlüklerinin sonuna kadar savunulduğu, ilimin, bilimin, ahlakın, erdemin, çağdaşlığın simgesi bir parlamento..
Bu anlamda, bu beklentilerin son kalelerinden biridir Cumhuriyet Halk Partisi.
Son Anayasa Referandumunda Millet, bu partiye güvenini göstermekle kalmamış, Parlamenter Demokratik Cumhuriyetin korunması adına görev de vermiştir oylarıyla..
Millet, Cumhuriyet Halk Partisi Kurultayından bu anlamda çok büyük beklentiler içindeydi.
Ama sağolsunlar, yaşananlara bakıldığı zaman bu beklentiyi hayal kırıklığına dönüştürmeyi başardılar.
Neden mi, anlatayım;
Kurultay’da, yaşatılması adına umut beslenen CHP’de, demokrasi ve özgürlüğün olmadığını gördü.
Öyle olsaydı, 1081 delegenin imzasıyla aday gösterilen Kemal Kılıçdaroğlu 790 oy almaz, 1081 delege imzasının arkasında durur, oyunu ona göre kullanırdı.
Demek ki, bazı delegeler örgüt baskısıyla imza vermiştir.
Öyle olsaydı, 49 delege hem Kılıçdaroğlu’nu, hem de Muharrem İnce’yi aday göstermezdi.
Öncelikle bu 49 delege çıkıp Türk Milletinden ve CHP Teşkilatlarından özür dileyip, neden iki ismi de aday gösteren başvurulara imza attıklarını açıklamak zorundadır.
Sonra da üstlendikleri kurultay delegeliğinden istifa etmek, omuzlarındaki tarihi bir sorumluluktur.
Tüm gözlerin CHP üzerinde toplandığı bir dönemde, her ismin partinin eteğinden tutup bir tarafa sürüklemeye çalışması ise ayrı bir handikap.
CHP bu kurultaydan yara bere içinde çıkmıştır.
Zira, CHP’nin yaşadığımız şu kritik süreçte tek bir insanı bile dışlama lüksü yoktur.
Eğer CHP gibi bir kurum, kendi tabanına bile kurultayda güven veremez görüntüler sergilerse, demokrasi adına CHP’ye umut bağlayanlara hiç mi hiç güven veremez.
Umarım bu kurultay, CHP’de eksik olan güven kavramının partinin tepesine yerleşmesine vesile olur.
Umarım, ‘Şunu dersek, şu kesimi küstürürüz’ pısırıklığını bu kurultayla oluşan yönetim bir kenara bırakır.
Umarım, CHP bu saatten sonra Sayın Cumhurbaşkanının belirlediği gündemin peşinden koşmak yerine, ülkenin, toplumun geldiği uçurum kenarına dikkat çekmeyi başarır.
Zira geldiğimiz noktada, hala Türkiye Gemisinin önü Çağdaş Dünyaya dönüktür, ama rotadakiler ilkel dünyaya doğru yelken açmakta ısrar etmektedir.
Bu anlamda, Cumhuriyetle yaşıt CHP’ye ülkenin çok daha fazla ihtiyacı vardır.
Totaliter yapılar bu ülkeye, bu ülke insanına hiçbir zaman mutluluk getirmemiştir.
Öyle olmasaydı Kenan Evren ezeli ve ebedi lider kabul edilirdi bu ülkede.
CHP’ye yeni rota belirlemeye kalkışanlara da hatırlatmak isterim.
Bu ülkenin geldiği noktadan çıkış yolu, Atatürk İlke ve Devrimlerine sahip çıkmaktan, söylemlerini özümsemekten geçer.
Bırakın Türkiye’yi, Dünyada hangi lider, “Benim söylemlerim bilimle çelişirse, bilimin yolunda gidin” diyebilecek kadar yürekli çıkmıştır.
Ömrü savaş meydanlarında geçtiği halde, “Zorunlu olmadıkça, ülke bütünlüğü tehlikede olmadıkça savaş bir cinayettir” diyebilecek kadar soylu çıkmıştır.
Haziran’dan Kasım’a kadar, bu millet 800 dolayında askerini, polisini, öğretmenini Doğu ve Güneydoğu’da teröre kurban vermekle kalmamış, ülkenin ve toplumun güvenliği siyaset masasına konularak bu günkü iktidar bir kez daha göreve gelmeyi başarmıştır.
Sadece geride bıraktığımız hafta sonu, 10 Kahramanımızı hem de sınırlarımızın dışında teröre kurban verdik.
Ne uğruna, kuru bir inat uğruna.
Emevi Camii’nde Cuma Namazı Kılma hevesi uğruna..
İki yanlıştan bir doğru çıkmayacağına inanmayan anlayışın deneme tahtasına çevirdiği dış politika uğruna.
Kuzey Irak gerçeği gözümüzün önünde dura dura, Suriye’de sicili bozuk oluşumları yönetimde söz sahibi yapmak uğruna..
Peki CHP ne yapıyor bu süreçte, Salı konuşmalarının ötesinde..
İktidarın, Cumhurbaşkanının önüne attığı topu çevirme aşkının ötesinde.
Hukuk katlediliyor, Millet açlıkla sınanıyor.
Ama toplumun umut beslediği iktidar alternatifi bir siyasal hareket kelle alıp kelle veriyor..
Yazıktır, etmeyin, kendinize gelin..