Ahmet ZORLU

ŞEFFAF DEVLET..

Ahmet ZORLU

Önceki gün Maliye Bakanlığı Türkiye Vergi Rekortmeni kuruluşlarının sıralamasını ilk kez sessiz sedasız bir şekilde bakanlığın sitesinde liste halinde yayınladı.

Oysa her yıl neredeyse davul zurna çalarak açıklanırdı listeler.

Listeyi incelemeye başladığımda, bakanlığın mahcubiyeti de hemen belli oldu.

Zira rekortmenler sıralamasının zirvesinde bulunan kurumun adı yoktu.

İlk sıralarda yer bulan 26 kurum da adını vermeyi uygun bulmamıştı.

Oysa helal kazancı ile Türkiye’nin en çok vergi vereni olabilmek her kişiye, her kuruma nasip olacak bir değer değildir.

Nereden çıktı bu mahcubiyet.

Önce kaynakları inceleyelim dilerseniz;

Türkiye’de kurumlar vergisinin oranı yüzde 20.

Bu durumda öyle bir şirket bulacağız ki 1 milyar 863 milyon lira vergi tahakkuku ile ikinci sırada olan Ziraat Bankası’nı geçmiş olsun.

İşimiz hiç kolay değil gibi gözükse de aslında biraz dikkatli iz sürersek ciddi ipuçları ile karşılaşabiliyoruz.

Türkiye’deki ihale sistemi göz önüne alınırsa her hangi bir müteahhitlik firmasının ya da bağlı olduğu holdingin o projeler devreye girmeden böyle bir kâr sağlayacağı ciro elde etmesi mümkün değil. Çünkü 3. havalimanı, yollar, köprüler banka kredileri ile inşa edilmiş, inşa edenler daha kazanmaya bile başlamamış.

Ortada böyle bir borç varken bu şirketlerin böyle bir kar elde etmesi çok zor.

Ekonomiden az çok anlayan ve biraz kafa yoran biri için adı sır gibi saklanan kurumu belirlemek hiç de zor değil.

Türkiye’nin en çok para kazanan kurumu Botaş.

Zira müteahhit şirketleri, özel sektör işletmeleri incelendiğinde bu kadar büyük paralar kazanmak mümkün değil.

Oysa Botaş, kendi sitesinde yayınladığı bilançolarda  bu büyük kazancı ortaya koyuyor.

Peki neden adını gizli tutuyor.

Biraz kafa yoralım dilerseniz bu konuda;

BOTAŞ’ın sermayesinin tamamı Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı’na ait.

BOTAŞ, boru hatları ile petrol taşımacılığının yanı sıra doğal gaz taşımacılığı, dağıtım, ithalat ve ihracat alanlarında faaliyet gösteriyor.

Yani BOTAŞ’ın aslında ana işi doğalgaz ve petrol. Her iki ürün de doğrudan vatandaşın cebini ilgilendiriyor.

Acaba diyorum, BOTAŞ yetkilileri “Bu kadar kârınız varsa doğalgazda, akaryakıtta indirime gidin” tepkisi gelir diye mi çekindi? BOTAŞ, vergisini, kârını gururla duyurmak yerine bu yüzden mi saklamak mı istedi?

Gerçekten bilemiyorum.

Bildiğim şu:

İletişim dünyasında hiçbir şey gizli kalmıyor. Hele de vergi şampiyonuysanız...

Ekonomiyi izleyenler bilir.

Botaş’ın yaptığının daha küçük ölçeklisini illerde görmek mümkündür.

Adını açıklamayan ama büyük paralar kazananların gerçekten isimlerini neden gizlendiklerini anlamlandırmaya çalışırım.

Zira genelde adı açıklanmayan kişi ve kurumların meşguliyet alanları ‘Menkul sermayi iradı’ olarak adlandırılır.

Birden bire zenginleşti, noktasında gözlerin üzerine çevrilmemesi ilk ihtimaldir.

Ama sıralayacak olursak bunun çeşitli nedenleri vardır;

1-   Mütevazı görünmek isteyip, kamu oyunda ön plana çıkmaktan çekinenler,

2-   Eş, dost ve akrabanın, “borç istemesinden” uzak durmak isteyenler,

3-   Dernek, vakıf ve benzeri yerlerin davetiye satışı, bağış gibi aramalarına muhatap olmamak,

4-   Hırsızlık, şantaj, terör gibi sevimsiz olaylara muhatap olmaktan kaçınmak,

5-   Çalışanlardan gelebilecek zam talebi,

6-   Vergi şampiyonluğu sıralamasında bir önceki yıla göre sıra dışı aşağı ya da yukarı yönde hareket edenler. Buna ani zenginleşme ya da fakirleşme de diyebiliriz.

Tamam bunlar makul gerekçeler olabilir.

Ama sermayesinin tamamı Başbakanlık Hazine Müsteşarlığına ait bir kurumun adını gizli tutmaya çalışmasının ise bana göre tek bir nedeni vardır;

“Türk Milleti’nin üzerine fazla gittik ve büyük paralar kazandık. Adımızı açıklarsak, vatandaş ödediği faturalardaki rakamlara daha çok odaklanır, maliyet-satış konusunda daha çok kafa yorar ve iktidara tepkiler artar..”

Siz biliyor musunuz, ya da aklınızdan geçiyor mu başka bir neden..

Nasılsa son yıllarda kamuda şeffaflık ortadan kaldırılmadı mı?

Kamu kuruluşlarının kahır ekseriyetine artık Sayıştay denetçileri uğrayamaz hale gelmedi, getirilmedi mi?

Botaş’ın yaptığı, ‘Millet, sırtına fazla bindiğimi anlamasın’ manevrasıdır. 

Yazarın Diğer Yazıları