Ahmet ZORLU

SATIŞ ŞAHANE, YENİKAPI BAHANE..

Ahmet ZORLU

Pazartesi Gününden itibaren, ülkücü irade, liderleri Sayın Devlet Bahçeli tarafından, Ak Parti’ye ipotek edilmiştir.

Bunun lamı cimi yoktur.

Başka şekilde izahı da mümkün değildir.

Sayın Devlet Bahçeli’nin, herhangi bir görüşme yapılmadan, herhangi bir ittifak sözleşmesi ortaya konulmadan yaptığı, “Yenikapı Ruhuna uygun hareket edecek ve 2019’da Sayın Recep Tayyip Erroğan’a destek vereceğiz” çıkışını, Sayın Erdoğan’a seçim kaybettirmek amaçlı yapılmış bir manevra olarak da görenler de var.

Zira, Güneydoğu ve Doğu’da bir çok Vilayetteki seçim sonuçlarını gözünüzün önüne getirin. Bu bölgede iki parti varlık gösteriyordu, HDP ve AKP..

Devlet Bahçeli’nin destek açıklamasından sonra, MHP’den yüzde kaç destek çıkar bilmiyorum ama, bu kayıtsız teslimiyetten sonra Sayın Erdoğan ve Ak Parti’nin Doğu ve Güneydoğu’da çok ciddi oy kaybedeceğini söylemek için kahin olmaya gerek yok.

Hele HDP’ye oy vermiş seçmenin, içinde veya ucunda Bahçeli’nin olduğu bir yapıya destek vermesi mümkün değildir.

Bu durumda, Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın karşısında ikinci turda yarışacak aday, hem HDP seçmeninin, hem de bu güne kadar AKP’ye destek veren seçmenin oyunu, hiç bir çalışma yapmadan alması kaçınılmaz gözüküyor.

Ondandır, aklı eren bir çok AKP Kurmayı, Devlet Bahçeli’nin bu açıklamasından hayli rahatsız olmuştur.

Özellikle Doğu illerine mensup milletvekillerinin büyük bölümü, “Şimdi bu durumu halkımıza nasıl izah edeceğiz” diye kara kara düşünmektedir.

Bu madalyonun bir yüzü.

Bir de diğer yüzü var ki, Pazartesi günü sosyal medyada en çok tartışılan bu destek kararının MHP Tabanında yarattığı rahatsızlık.

Sayın Bahçeli’nin yaptığı çıkış sonrası, şimdiye kadar ‘Her şeye rağmen, ülkücü terbiye, parti çatısı altında kalmayı gerektirir” diyerek, genel merkezin geliştirdiği teslimiyetçi politikalara sessiz kalan  MHP Tabanı adeta isyan etti bu açıklamaya.

Zira, seçim ittifakları yapılabilir.

Ama bunun için bir yasal düzenleme gerekir. İki seçim öncesi kazan kazan ilkesine göre görüşmelerle, karşılıklı destek şartları değerlendirilerek olgunlaştırılır.

AKP’nin açık açık, “MHP ile ittifakı konuşmak için henüz vakit erken” diyerek zamana oynadığı bir dönemde, Bahçeli’nin çıkıp Ülkücü iradeyi ipotek altına sokacak bu çıkışı, Kayseri’de ve Türkiye Genelinde büyük bir hayal kırıklığına neden oldu.

Sayın Devlet Bahçeli’nin bu çıkışı, İyi Parti’ye olan Ülkücü yönelimi hızlandıracaktır.

Sessizce gelişmeleri bir kenardan izleyen çoğunluk da, bu teslimiyet açıklamasından sonra 2019 seçimleri için kararını artık vermiştir.

‘Biz her türlü milliyetçiliği ayaklarımızın altına aldık” diyen, okullardan öğrenci andını kaldıran, bazı kentlerin yamaçlarındaki bayrağı simgeleyen çalışmaları yıktıran, Ülkücü Harekete ‘Bunlar fatiha bile bilmezler’ diye hakaretler eden, MHP’yi ‘Kanla besleniyorlar’ şeklinde itham eden bir isme, kaç adet Türk Milliyetçisinin oy vereceğini 2019 seçimlerinde elbette hep birlikte göreceğiz.

Gelinen noktada, bir;

‘Sayın Bahçeli’nin bu zamansız destek çıkışı, Recep Tayyip Erdoğan’ın seçilme şansını tamamen ortadan kaldırmak ve Meral Akşener’in şansını artırmak içindir’ diyen de var.

İki; ‘Kamuoyu yoklamaları, MHP’nin Türkiye Barajının altında kaldığını ortaya koyduğu için Sayın Bahçeli, 2019’daki 3 seçimin üçünde de, oylarını AKP’nin oylarına katarak, MHP’nin olası hezimetini gizlemek içindir.’ diyen de..

Bu zamansız ve tek taraflı çıkışın bana göre de başka izahı yoktur.

Var diyen beri gelsin..

Ve son bir söz;

Gelinen bu noktada;
AKP'ye geçtiği için Tuğrul Türkeş'e küfreden, hakaret eden, MHP'de kalmış her ülkücünün Tuğrul Türkeş'ten af dilemesi kaçınılmaz vicdani bir sorumluluktur..

Zira kendisi olacakları önceden görmüş, Devlet Bahçeli’nin önünü açmıştır..

. . . . .

Çevre ve Şehircilik Bakanımız Kayseri’yi iyi bilen, yıllarını Belediye Başkanı olarak geçirmiş bir isim.

Son günlerde, özellikle ilk akşamda Kayseri’nin üzerine çöken duman tabakasının farkındasınız herhalde.

Bir zamanlar, Türkiye’nin havası en kirli kenti Ankara, doğazgazdan sonra bu özelliğini ortadan kaldırmıştır.

Ama bizde doğalgaza rağmen, halk zehir solumaya devam ediyor kış aylarında.

Hala, Sosyal Yardım Vakıfları kanalıyla kent merkezinde dağıtılan ve torbasının üzerinde, “Parayla satılmaz” yazan kömürler kent merkezinde zehir saçmaya devam ediyor.

Kimin görevi bilmiyorum ama, eskiden duman ve kükürt oranı yüksek kömürlerin kente girmesi bile yasakken, şimdi kömürün en dumanlısı ve kükürtlüsünün kamu eliyle dağıtılmasının önüne birilerinin geçmesi lazım.

Hatıratayım istedim.

Yazarın Diğer Yazıları