Ahmet ZORLU

PLAN..

Ahmet ZORLU

Sayın Cumhurbaşkanı, ‘Türkiye İttifakı’ dedi, ortalık toz duman.

Sayın Devlet Bahçeli, kankasının başkaları ile ittifak ihtimalini bile düşünmek istemiyor olmalı ki, birden bire ayağa kalktı.

Ama tablo ortada.

Bırakın Türkiye İttifakını, komadaki Türkiye’nin yeniden hayata dönmesi ve ayağa kalkabilmesi için Dünya İttifakına ihtiyacımız vardır.

Anayasa Mahkemesi eski Başkanı ve verdiği oy ile AKP’nin kapatılmasının önüne geçen Haşim Kılıç bile isyan etti. Kılıç, “Ne yazık ki önce ‘ahlak ve maneviyat’ diye iktidara gelen bu arkadaşlarımız, ne pozitif hukuk kuralları bıraktılar ne de ahlak bıraktılar. Dolayısıyla ne bir rekabet, ne bir şey söz konusu olamayacaktır. Biz bu ahlakı daha doğrusu insanların subjektif alanına bırakılan işleri sıfıra indirmediğimiz sürece, bu ülkede rahat edemeyeceğiz.” diyor.

Siyasetçilerin söylemleri bir yana, yıllarca en büyük hukuk kurumunu yöneten biri bile isyan ettiyse, ediyorsa, eleştiriyorsa işler yolunda değil demektir.

Şöyle bir göz atalım Türkiye’nin fotoğrafına..

Ankara-İstanbul gibi illerde seçimleri kaybetmeyi içine sindiremeyen ve hala kibir abidesi gibi dimdik ayakta durmaya çalışan bir iktidar.

İktidarı, uygulamaları yazıyla, çizgiyle eleştirdi diye hapishanelere doldurulmuş, aydın ve gazeteci ordusu.

Musa Kart bile, Fetö’ye yardım ettiği gerekçesiyle cezaevinde.

Suçu, Fetöyle iltisaklı bir turizm şirketini arayıp tatil ve tur fiyatları hakkında bilgi almak.

Enteresan olan da,  o turizm şirketinin sahibi şu anda Turizm Bakanı.

Ekonomik tablo,  vahim ötesi bir noktada.

Ben bu satırları yazarken, yani dün sabah dolar 5 lira 95 kuruştu.

AKP ve ortağının gençliği, Kemal Kılıçdaroğlu’na yumruk atan ‘İnek hırsızı’nı idol ilan ettiler, gidip yumruk attığı elini öpüyorlar.

Cehalet çamuruna batmış, batırılmış bir gençlik.

Okuyan, anlayan, gören bölüm ise kapağı yurtdışına atmanın telaşında.

23 Nisan’da çocuk hayallerini anlatıyor, hayali nedir biliyor musunuz?

‘Almanya’da tıp eğitimi görmek ve Alman Vatandaşı olmak..”

Tıp Kongresinde kürsüde ilkokul mezunu hanımefendi. Anlı Şanlı Prof.’lar tarafından yağcılık adına neredeyse ayakta alkışlanıyor.

Ekonomi ve Maliyenin başındaki damat efendinin içeride ve dışarıdaki her konuşması alaya alınır hale geldi.

İnandırıcılık, ikna gücü bu iktidar mensuplarının yitirdiği en büyük vasıf, ama hala kendileri bunun farkında değil.

Siyaset adına ne varsa kokuştu kısacası.

Oysa çözüm ne Ali Babacan’ın İngiltere’den icazet alıp muhalefet hareketi başlatmasında, ne de Haşim kılıç’ın ‘Ben de varım’ mesajlarında gizlidir.

Çözüm tektir, çıkış yolu bellidir.

  1. Türkiye Cumhuriyeti kuruluş ayarlarına yeniden döndürülmelidir.
  2. Tam Bağımsızlık ilkesi her alanda ve güçlü bir şekilde dile getirilmelidir.
  3. Yönetenler bölücü, ayrıştırıcı söylemi bir kenara koymalı, birlik ve beraberlik adına bir araya gelmeli ve kaybettiğimiz huzur için ortak mesaj vermelidir.
  4. Anayasanın, bozdukları ayarları yeniden eski haline getirilmelidir.
  5. Yürütmeyi yasama, yasamayı yargı yeniden denetler hale getirilmeli, güçler ayrılığı ilkesi yeniden ve daha güçlü bir şekilde inşa edilmelidir.
  6. Türk Yargısının tıkanan hareket mekanizması yeniden sağlanmalı, her mahkemenin kürsüsünde, ‘Türk Milleti Adına’ karar verecek bağımsız, bağlantısız hakim ve savcılar görevlendirilmelidir.
  7. Melez bir yönetim anlayışı olan Partili Cumhurbaşkanlığı Komedisinden vazgeçilerek Parlamenter Demokrasi tam ve güçlü bir şekilde ayağa kaldırılmalıdır.
  8. Terörün, teröristin, şiddetin, ahlaksızlığın yargıda ve toplum vicdanında mahkumiyeti sağlanmalı,  mekaplı terörist ne ise ‘Allahu Ekber’ diye adam kesenlerin de aynı olduğu en yetkili ağızlardan  deklare edilmelidir.
  9. Tasarruf Cumhurbaşkanlığı Sarayından başlatılmalı,  Dünyanın en büyük yatı, en büyük yazlık saray, Ahlat’ta inşa edilen Köşk gibi savurganlığın simgesi uygulamalardan, efulili bilmem neler ile millete nanik yapmaktan hemen bu gün vazgeçilmelidir.
  10. Ülkenin kilit noktalarını ele geçirmiş Tarikat, Cemaat, Vakıf ve Derneklerin kamuya müdahalesi ve kamu kaynaklarından yararlanmalarının önüne geçilmelidir.
  11. Ve hepsinden önemlisi de, demokrasinin olmazsa olmazı seçimlerin, seçmen kullandığı oyun kaygısını yaşamadan yapılabilmesinin önü yeniden açılmalıdır.
  12. Eğitimde liyakat, kabinede liyakat, milletvekili adayının belirlenmesinde liyakat, kamu yöneticisinin atanmasında liyakat esası yeniden hakim kılınmalıdır. Pırıl pırıl beyinler, çağdaş ve aydın yönetici adayları, kurulan ‘Mülakat komisyonları’na yem edilmemelidir.

‘Türkiye İttifakı’ bu ilkeler çerçevesinde yapılanmalı, yapılandırılmalıdır.

Bakın o zaman kronik hale gelmiş bir çok sıkıntının çözümünde nasıl elleşip, kollaşılıyor.

Bakın o zaman Türkiye yeniden nasıl dünyanın parlayan yıldızı haline geliyor.

Yazarın Diğer Yazıları