Ahmet ZORLU

ÖNCELİK..

Ahmet ZORLU

Toplumun en küçük birimi ailelerin öncelikleri olduğu gibi, kentlerin, ülkelerin de öncelikleri vardır.

Mesela bir aile reisi, önce ailenin iaşesini teminle yükümlüdür.

Çocukların güvenli ve sağlıklı eğitimi olmazsa olmazdır.

Aile fertlerinin tek tek sağlığından da sorumludur.

Ve aileye yönelebilecek tehlikelerin bertarafı yine her şeyden önce gelir.

Ailenin ortak mali değerlerini korumak, mümkünse onlara yenilerini katmakta, aile reisinin sorumluluğu altındadır.

Bazen çok sıkıştığı durumlarda ise komşusundan destek alır, komşusuna gerektiğinde destek verir.

Kentler için de bu durum söz konusudur.

Kentlerde iki tane reis olur.

Devlet adına Vali, vatandaşlar adına Belediye Başkanı, yani Şehremini, yani o beldede yaşayanların anasının ak sütü kadar helal oylarıyla seçtiği insan.

Valilerin önceliği, kentin güvenliğidir.

Şehir insanının huzur içinde yaşamıdır.

İaşesini, ibadesini temin etme noktasında onun için istihdam alanları oluşturulmasına öncülük etmektir.

Eğitim gören genç  dimağların bilgiyle, görgüyle donatılmasını sağlayan okulların açılmasını sağlamaktır. Kırsaldan gelen ve bu ülkenin kalkınmasında görev almaya aday öğrencilerin iyi bir okulda eğitim görmesini sağlamak, onun konaklama ihtiyaçlarını kamu adına temin etmekle yükümlüdür.

O kent insanının doktora, hastaneye, ilaca, kısacası sağlık hizmetine en kestirme yoldan ulaşmasını temin etmektir.

Uyuşturucu, kumar gibi kötülüklerin kentte yayılmasını önlemek, çağdaş geleceğe güvenle bakabilecek bireylerin oluşturduğu bir kentin yöneticisi olmak gibi sorumluluğu vardır.

Kentin Belediye Başkanı ise, ulaşım, altyapı, sosyal alanlar oluşturmak gibi bir sorumluluk üstlenir kentlerde.

Bunun yanında, kent insanının örnek alacağı yapılanmalara gider.

Kentte gerileyen ekonomik gelişimin canlanması için,  örnek işletmeler kurar.

Ev Hanımlarına mesela çeşitli alanlarda üretici olabilmeleri için kurslar düzenler.

Eğitim imkanlarından kısıtlı oranda yararlanabilen çocukların eğitimdeki fırsat eşitliğinden yararlanmasına açacağı tamamlayıcı eğitim merkezleri ile zemin hazırlar.

Modern tarım işletmeleri, modern sanayi işletmeleri, iş alanları oluşumu konusunda girişimciye destek olur, yol gösterici çalışmalar yapar.

Kentin insanına, kültüre ulaşma noktasında öncülük eder, kütüphaneler kurar, kentin tarihi dokusunu, turistik dokusunu ön plana çıkaracak girişimlerde bulunur, turizm için altyapı oluşturur.

Devletlerin yöneticilerinin bana göre en öncelikli görevi ise, yönettikleri ülkenin her alanda tam bağımsız olmasını temindir.

Bütün devletlerle kazan kazan ilkesi ve eşit şartlarda ticaretini sürdürmek aldığı kadar da satabilmek, böylece ekonomisini ayakta tutmaktan sorumludur.

Yönettiği ülkenin kaynaklarını ön plana çıkarmak, teknolojik gelişimi takip ederek dünyayla rekabet çizgisini korumaktır.

İşsizliği, açlığı önleyecek önlemler almaktır.

Tarım ve hayvancılığı bir tık öne götürüp, sağlıklı ve ulaşılabilir bir beslenme sistemini temin etmekle yükümlüdür.

Bütün ilişkilerini Devletler düzeyinde sürdürmek, sıkıntı olduğunda meşru yönetimlerle masaya oturup bu sıkıntı ve sorunları aşmanın mücadelesini vermesi gerekir.

Yurttaşından esirgediği hiçbir hak ve imkanı başka ülkelerden gelen, başka ülkelerin yurttaşlarına sunmamalı, yurttaşının kalbini kırmamalıdır.

Ve yeri geldiğinde, aile reisini tanımlarken verdiğim örnekte olduğu gibi, komşusunun başı sıkıştığında komşusunun bağımsızlığını, hürriyetini yeniden tesis etmesi, devleti yönetenlerin önceliği olmalıdır.

Irak’ta bir yanlıştan, son anda Irak yönetimi ile işbirliğine giderek döndük ve burada bir devletçiğin oluşmasına engel olduk.

Şimdi sıra Suriye’de.

Suriye’nin toprak bütünlüğü konusundaki hassasiyetimizi Idlib  ve Afrin’de ortaya koyduk.

Ama Suriye’yi toprak bütünlüğü sağlandıktan sonra kimin yöneteceğine Suriyelilerin karar vermesi konusunda da hassas olmalıyız.

Bunu yapmaz da Suriye’nin parçalanmasını seyreder, meşru rejimleri küçükseyerek muhatap kabul etmemekte ısrar edersek, Suriye parçalanır ve yarın sıra İran’a, ardından Türkiye’ye gelir.

Bakınız Atatürk ne diyor;

“Gelecekte bu ülkeyi yönetecek  olanlar  bir, Kuzey Komşunuzla iyi geçineceksiniz. İki, Ortadoğu Coğrafyasında yer alan ülkelerin kendi aralarındaki mezhep savaşlarına taraf olmayacaksınız. Üç, Emperyalizmin, petrol coğrafyasındaki planlarının tarafı ve piyonu olmayacaksınız..”

Yani, Atatürk demek istemiş ki, “Rus uçağını düşürmeyecek, seviyeli ve ekonomik ilişkileri sürdüreceksiniz. Emevi Camii’nde namaz kılacağız diye, sınır kapılarını açarak, selefi yapıları korumayacaksınız. BOP’a mesafeli durup, eş başkanlık teklifi geldiğinde sert bir dille reddedeceksiniz.”

Uyduk mu, size göre Ulu Önderin tavsiyelerine?

Yazarın Diğer Yazıları