ODUNU KOYSAM KAZANIR DÖNEMİ BİTTİ..
Ahmet ZORLU
Evet artık seçmen, yapılanları, yaşananları sorgulamaya başladı.
Zira alınan hiçbir kararın içerisinde vatandaş yok.
Yüzde 11.1 kalkındık deniliyor, işçi, memur, emekli cebine giren parayı yokluyor, artacağına azalmış.
Doların her yükselişi, vatandaşın aracının benzin deposuna alev topu halinde giriyor.
İnşaata dayalı kalkınma hamlesi ile bir ülkenin kalkınamayacağını yaşayarak gördük. İstanbul’da müteahhitler yaptıkları daireleri kelepir fiyatına bile satamaz hale geldi.
Üretim gerilemeye devam ediyor.
Tüm makyajlama çabalarına rağmen, milyonlarca işsiz her sabah iş bulma umudu ile uyanmayı bile bıraktı.
Verimsiz, işe yaramaz eğitim projeleri ile geleceğin nesillerinin geleceği karartıldı.
Sağlıkta tehlike çanları çalmaya devam ediyor. Kamu hastanelerindeki yığılma bir yana, üniversite hastaneleri iflasın eşiğine getirildi.
Seçmenin gözüne girecek bir performans yerine genel başkanın koltuğuna sığınma politikası güden ve yıllardır milletvekili aday listesindeki yerini korumanın ötesinde kaygısı olmayan milletvekili profili artık vatandaştan tepki görmeye başladı.
İktidar partisi, heybesindeki son turpu alel acele önceki gün açıkladı..
Kanal İstanbul..
Uzmanlara göre 65 Milyar Dolarlık bir yatırım öngörülüyor Kanal İstanbul için.
Projeye değil, maliyet rakamına taktım.
Eğer kamunun böyle bir imkanı varsa, Anadoluya, mesela 300 fabrika kurulsa. Her birinde en az 3 bin kişinin çalıştığı. Çarkların yeniden dönmeye başladığı, yüksek teknolojili sanayi üretimi ile dünyada adımızdan söz ettirsek, G20 sıralamasında ortalara doğru ilerlesek.
Ondan sonra da gerekliyse Kanal İstanbul’u da inşa etsek.
Hatırlarsınız, CHP bir proje açıklamıştı. Merkez Türkiye adıyla. O günlerde Ahmet Davutoğlu çıkarak, “Bu projeyi bizden çaldılar” demişti.
Hadi buyrun Merkez Türkiye Projesini hayata geçirelim.
Zira, artık Kayserili, Sivaslı, Hakkarili, Türkiye’nin İstanbul’dan daha büyük olduğunu ve diğer illerdeki işsizlerin, açlık sınırındakilerin İstanbul’a toplanması ile ülkenin kalkınmayacağını biliyor, görüyor.
Sayın Cumhurbaşkanının heybesinden de yeni bir turp çıktı, Milli Birlik Projesi..
Ama bu turpun çürümüş olduğunu yaşanan gelişmelerden gördük.
Toplumun yarısını dışlayarak, onlara terörist, vatan haini diyerek, ötekileştirerek Milli Birliği inşa edemezsiniz.
Güvenilirliğine inandığım anket şirketlerinden biri olan Sonar bir nabız yoklaması sonuçları açıkladı.
Kararsız oyların dağılımından sonra, AKP yüzde 38’lere gerilemiş görünüyor.
MHP’nin artık baraj sorunu var ve yüzde yedilerde.
38+7 ile yüzde 45 ediyor ki, ben MHP’deki erimenin önümüzdeki süreçte daha ileri düzeylerde olacağını öngören biriyim.
Bu da gösteriyor ki, 2019’da Sayın Cumhurbaşkanı ve partisi zafer ihtimalini kabus ihtimali ile birlikte değerlendirmeli.
Daha bir çok ilde teşkilatlanmasını tamamlamayan, bazı illerde de üye kayıt defterini bile açmayan İyi Parti, ‘Peki kime oy verelimcileri şimdiden derledi, toparladı ve yüzde 10 barajını şimdiden yerle bir etti.
Gördüğüm kadarıyla, 2019’a CHP, İyi Parti, HDP ve SP, adına ‘Partili başkanlık sistemi’ denilen ucube yönetim anlayışını ortadan kaldırma ve yeniden Parlamenter Demokratik Rejimi inşa sözü vererek girecekler.
Ve Türk Milleti, MHP’nin hediyesi! olan bu anlayışın, ülkede güçler ayrılığını, eğitimi, sağlığı, ekonomik uygulamaların kaderini bir kişinin iki dudağı arasına bıraktığını, Cumhurbaşkanının veya liderin bir dediğinin iki edilmediği bir geleneği oluşturduğunu gördü.
Oysa bu millet, Cumhurbaşkanının, Anayasa Mahkemesi’nin, yargının, eğitimden sorumlu bakanın, sağlıktan sorumlu bakanın, belediye başkanının ‘tarafsız’ olmasına alışıktır ve yeniden ‘tarafsız’ insanların kumandayı ellerine almasını istemektedir.
O nedenle, 2019’un Türk Siyasetinde, yönetim anlayışında köklü değişimlere ilk adımın atılacağı bir dönem olacağına inanıyorum.
İktidar partisine de tavsiyem, “Odunu koysak kazanırız” anlayışı ile hareket etmekte ısrar ettiğiniz sürece, korkarım seçmen bu kez o odunu kafanıza geçirmeye hazırlanmaktadır.