Ahmet ZORLU

O HALDE, YA DA OHAL'DE..

Ahmet ZORLU

OHAL ile Demokrasi yan yana geldiklerinde, demokrasi ortamı terk eder.

Zira, OHAL’in temelinde baskı, Demokrasinin kökeninde özgürlük vardır.

O nedenle;

OHAL’de hak aramak için Anayasanın size tanıdığı, gösteri hakkını kullanamazsınız.

 Ayrıca, OHAL uygulanan ülkelere yabancı sermaye gelip yatırım yapmaz, tam tersine olan da ülkeyi terk etmenin yollarını arar.

OHAL’de, yatırımcı, parasını altına ya da dövize çevirip, pasaportunu da alır, yurtdışına kapağı atmanın yollarını arar. Yani yabancısı, yerlisi yatırım yapmaktan imtina eder  Ohal’li günlerde.

Bir zamanların ekonomi Patronu Ali Babacan diyor  ki;

"Bir ülkede Hukuk ve Demokrasi yoksa o ülkeden milyarderler çıkabilir ama o ülkede topyekün bir zenginlikten söz edemezsiniz"

Aynı Babacan, "İçimizdeki tartışma dövizi artıran en temel faktördür"  sözleriyle de, ekonomik istikrar ile siyasi istikrarın birbirine göbek bağı ile bağlı olduğuna dikkat çekiyordu bir zamanlar.

Demek ki, neymiş Demokrasi, barış, huzur ve kardeşlik ikliminin oluşturulması ancak ve ancak en geniş demokratik kazanımların taviz vermeden uygulanmasından geçiyor.

OHAL’de, yargı bağımsızlığı tartışmalı hale gelir ki, geldi.

OHAL’de, üretim ya geriye gider, ya yerinde sayar ki,  sayıyor.

OHAL’de size borç veren ülkeler özel bir faiz uygularlar ki, uyguluyorlar.

OHAL’de, eğitim konusundaki düzenlemeler yılda bir yapılabilir. Yani sistem değiştirmek çok kolaydır.

OHAL’de, Sağlığınız çok önemlidir. Her hastaneye, ölümünden önce telkin vermesi için bile din görevlisi görevlendirilir.

OHAL’de, hastanelerde Türkçe-Arapça tabelalar asılır, ama milletin sağlığı, hasta sayısı garantisi ile ya İngilize, ya Hollandalıya tahsis edilir.

OHAL’de, konuşma yasağı, susma özgürlüğü vardır.

OHAL’de, hükümetin yaptırdığı köprülerden, yollardan, havaalanlarından yararlanmasanız bile, yapan firmaya ödenen paralar sizin cebinizden çıkar.

OHAL’de, Demokratik ülkeler sizden uzak durmaya çalışır ki, durmaya çalışıyorlar.

OHAL’de, işsizlik her ay biraz daha artar ki, artıyor.

OHAL’de, ücretliye çay kaşığı ile verir, kepçeyle geri alırsınız ki, alıyorsunuz.

OHAL’de, cezaevi sayısı, mahkum sayısının arkasından gider ki gidiyor, cezaevleri, yapılan yenilerine rağmen tıka basa dolu..

OHAL’de, gelişen ve büyüyen halkın borcudur, icra dairelerinin sayısının fazlalığıdır.

OHAL’de, Demokrasinin Mabedi Meclis, devre dışı kalır ki, kaldı..

OHAL’de, seçim ve referandum kuralları, 91.  Dakikada değişir, itiraz edemezsiniz. YSK Kararları kanundan üstün kabul edilir ve Atı alan Üsküdar’ı! geçiverir.

OHAL’de, alınan kararlar tartışılamaz, tartışmaya kalkışandan hesap sorulur.

OHAL’de, şeklen hükümetler vardır, ama kararı tek adam verir.

OHAL’de, eşit yurttaşlık törpülenir, Kulluk kavramı beyinlere işlenir.

OHAL’de, halk açlık sınırının altında yaşamaya mahkum edilir, sonra makarna, kömür paketleri onlara lütuf gibi sunulur.

OHAL’de, can güvenliği, mal güvenliği, demokratik hak ve özgürlükler askıdadır, sesler kesilir, kalemler kırılır, yandaşlıktır prim yapan,  yükselen değer olarak sunulan.

Ve, güzel ülkem, OHAL’li bir yılı geride bıraktı.

Ekonomik tablo felaket.

Döviz aldı başını gitti.

Atatürk sayesinde, yüzümüzü çevirdiğimiz medeni dünyadan koparılmamız için birileri ellerinden geleni yapıyor, ama,  boynumuzun kırılması pahasına ülkenin aydınları, demokratları, düşünce insanları gösterilmek istenen yeni istikametin yıktım ve felaket olduğunu biliyor ve yüzümüzü dönmemeye direniyoruz.

Yani OHAL, bu ülkenin, bu milletin bünyesine uygun bir yönetim anlayışı değildir.

O HAL’de hala ne bekliyorsunuz, neden OHAL’i kaldırmamakta ısrar ediyorsunuz.

Yazarın Diğer Yazıları