NENİZE GÜVENELİM..
Ahmet ZORLU
Sevgili iktidar kayığının kaptanı ve miçosu.
Yapılacak Haziran seçiminde bize destek verin, daha fazla demokrasi getirelim diyorsunuz..
Diyorsunuz demeye de, hiçbir dediğinizi yapmadığınızın ya da tam tersini yaptığınızın farkında değil misiniz;
Yoksulluk ortadan kaldırılacak dediniz, halkı kat be kat yoksullaştırdınız..
Yolsuzluğun kökünü kazıyacağız dediniz, rüşvet paralarına bile faiz ödediniz. Bakanınızın hakkında rüşvetten başka ülke yargısı tutuklama çıkardı. Siz ise kendisini ve kendilerini el üstünde tutmaya devam ediyorsunuz.
Yasaklar tarihe karışacak dediniz, nefes almak ve su içmek dışında her şeyi yasakladınız.
Avrupa Birliğine girdik diye gündüz gözüyle havai fişek bile attınız, bizi bindirdiğiniz AB Plakalı kamyon Afrika Birliği’ne doğru yol alıyor. İnanın kendimi, Şener Şen’in Almanyaya kamyonla adam götürdüğü filminin kamyondaki oyuncusu gibi hissediyorum. Neyse ki o yine İstanbul’a bıraktı yolcularını. Siz adını duymadığımız ilkel Afrika Toplulukları ile eşitlediniz bizi.
Avrupa Birliği, demokratikleşme anlamından sizden Masrih Kriterlerine uygun düzenlemeler talep edince, ‘Almazlarsa almasınlar, biz de Ankara Kriterlerini belirler, Avrupadan daha ileri bir demokrasiyi inşa ederiz’ dediğinizde de umut bağlamıştık size.
Ama Ankara Kriterlerinizin geldiği son durak OHAL oldu.
Paradan sıfır attınız ve dediniz ki, “Bundan sonra bir dolar bir lira, bir avro iki lira olacak..”
Dolar 4, avro 5 lira oldu. Bir sıfır daha atıp, doları 40, avroyu 50 kuruş yapmaktan başka seçenek kalmadı elinizde.
Analar ağlamayacak diyerek, terör örgütünün doğu illerini cephaneliğe çevirmesine izin verdiniz, kandırıldık deyip işin için sıyrıldınız, bedelini benim askerim, polisim ve halkım birlikte ödedi. Şimdi beğenmediğiniz herkese ‘PKK’lı Terörist’ yaftası yapıştırıyorsunuz. Akil Adamlarınızı atıl adam yaparak sıyrılıverdiniz bu tehlikeli süreçten. İmralıdaki caninin canı sıkılmasın diye yanına gönderdiğiniz mahkumlar, odasına koyduğunuz renkli plazma tv ve çalışma masasını saymıyorum bile.
Yüzünden nursuzluk akan Fetullah Gülen’e devletin her türlü imkanını sundunuz. Polis teşkilatı, adliye teşkilatı, üst düzey bürokrasi, eğitimde ve orduda karar verici konuma gelmesine zemin hazırladınız. Devletin kozmik odasının kapılarını ardına kadar bu ihanet şebekesine açtınız. Hocaya biat etmeyen komutanlar, polisler, gazeteciler, siyasetçiler ve yazarları ‘Ergenekon’ ile yaftalayıp vicdanın kabul etmeyeceği hapis cezalarına çarptırılmalarını sağlayan Güruha Zırhlı Mercedesinizi gönderdiniz. Onlar da devletin tamamını ele geçirmek için başkaldırınca, siz ve yoldaşlarınız işin içinden sıyrılıverdiniz, ama onların okulunda, dersanesinde eğitim gören, onların bankasının önünden geçenler hesap veriyor. Siz ise her türlü milliyetçiliği ayaklar altına almış biri olarak, ‘en milliyetçi benim’ partisinin genel başkanı ile ‘Yerli ve Milli Cephe’ kurup bizden oy istiyorsunuz.
Siz iktidar olduğunuz yıllarda tarımda, dünyada kendine kendine yeten 6 ülke sayılırdı ve bu 6 ülkenin bir tanesi Türkiye idi. Pamuğu bitirdiniz. Zeytini bitirdiniz, tütünü yabancıya teslim ettiniz. Pancar da yakında sayenizde artık üretilmeyecek. Türkiye İstatistik Kurumu'nun verilerine göre, kuru soğan, nar, karpuz, kırmızı mercimek, Antep fıstığı, fındık, mandalina, kayısı, şeftalı, buğday, arpa, mercimek, nohut ithal eden bir ülkeyiz. Çavdarı. Eti, canlı hayvanı, samanı bile dışardan alır hale geldik, Kanola yağı, ayçiçeği yağı ithal ediyoruz sayenizde.
Çiftçinin mazotu 6 lira, yat sahibinin kullandığı mazot 2 lira. İçme suyunun KDV’si yüzde 8. Elmas, pırlanta, yakut, zümrüt, topaz, safir, zebercet, inci, kübik virconia KDV’den muaf. Çiftçinin bankası, zirai kredi taleplerinde, talep sahibinden Sırat Köprüsü’nde akrobasi yapmasını talep ederken, yandaş medya patronuna 700 milyon dolar krediyi, 2 yıl ödemesiz, 10 yılda ödemeli olarak verebiliyor.
“Parası olan var olmayan var” dediniz, sonra da ardı ardına 2 bedelli yasası çıkardınız, üçüncüsü için asker kaçaklarına göz kırpıyorsunuz..
Ülkenin itibarını koruma noktasında da sınıfta kaldınız maalesef. Komşularla sıfır sorun dediniz. Sorunsuz komşu bırakmadınız. Demokratik ülkelerin yöneticilerine, muhtarlar toplantısında hakaret ettiniz, duymayacaklarını sandınız. Almanya, Hollanda başta olmak üzere, Türkiye’nin ürünlerinin satın alınmasında en büyük Pazar olan AB Ülkelerinin tamamı ile kavgalı hale geldiniz. Şimdi Japonya, kapısını çaldığı bir ülkeden yüzde sıfır faizle kredi bulurken, siz yüzde 11 ile kredi bulamıyorsunuz.
Faizden bahsetmişken, çok değil, bir ay önce faizin yüksekliğinden yakınıyor ve ‘Bu faiz oranları ile kimse yatırım yapmaz’ diyordunuz. Merkez Bankası’nın faiz politikasını eleştiriyordunuz. Ama Merkez Bankası son toplantısında faiz artırımına gitti, sesiniz çıkmadı.
Gelelim ortağınızın acınası haline. Sizi haliçte temizlemek için ne kadar tursil varsa, ne kadar persil varsa, ne kadar arap sabunu varsa, ne kadar omo varsa topladı ve adamcağızın partisi deterjan deposu gibi oldu.
Şimdi ikiniz el birliği yapıp, ‘Erken seçim istemek vatana ihanettir’ sözünüzü unuttururcasına seçim gününe 17 ay kala acil seçim dediniz.
Size baktığımda ne gördüğümü söyleyeyim mi;
Ördüğü duvar yıkılmaya yüz tutmuş, sırtını duvara dayayıp duvarın parasını duvar sahibinden kotarmaya çalışan acemi duvarcı gibisiniz.
Nenize güvenip size oy verelim, söyler misiniz?