Ahmet ZORLU

NE YILDI AMA..

Ahmet ZORLU

‘Yüzünü şeytan görsün, sakın bir daha gelme’ dediğimiz bir yılı daha geride bırakıyoruz.

Pazartesi sabahı, yeni bir yıla, yeni bir aya, yeni bir haftaya, yeni bir güne Merhaba diyeceğiz.

Oysa yılların ne günahı var.

Onları yaşanır veya yaşanmaz kılmak, bizim, bizi yönetenlerin sorumluluğunda değil mi?

İşte o yönetenler, toplumu kamplara ayırmak için yıl boyunca ellerinden geleni yine yaptılar.

“Bu yaptığınız doğru değil, doğrusu şudur’ diyen herkesi yaftaladılar.

Kimine terörist, kimine Vatan Haini dediler.

İstisnasız, yılın her günü bir etkinlikten bağırdılar, çağırdılar, bölünme tohumları saçtılar, güzel ülkemin topraklarına..

Türkiye ve Türk Milleti olmadı hiçbir zaman sorunları.

Arakan’a gidip gözyaşı döktüler,  Yemen’i görmemezlikten geldiler.

Suriye’den ülkemize gelenler ‘ayrıcalıklı yurttaş’ muamelesi gördüler, bizim halkımıza verdikleri 3-5 ekmek için ‘Şükredin, kanaatsizler’ diye zılgıt çektiler.

Memura, emekliye, çalışana çay kaşığı ile verdiler, cebinde kalan kırıntıları, dolaylı, dolaysız vergiler koyarak kepçeyle geri aldılar.

Eyyy ABD, Eyyy Almanya, Eyyy Hollanda, Eyyy Esed, Eyyy İsrail, Eyyy Putin diye höykürerek Türkiye’nin dış itibarını yerle bir ettiler.

Bükmeye çalıştıkları hiçbir bileği bükemedikleri gibi, sonra da öpmeye kalkıştılar.

Tenis topunun fiyatındaki artışı baz alarak, enflasyon hesabı yapmaya kalktılar, buna rağmen enflasyonu düşüremediler.

Biz küçüldükçe, onlar ‘Yüzde 11 büyüdük’ diye gözümüzün içine baka baka rakam oyunlarına devam ettiler.

Eğitimi de sıfırladılar.

Milyonlarca anne-baba, çocuğunun geleceğinden umudunu kesti.

Yoksulluğu ortadan kaldırma sözü vermişlerdi, toplumun yüzde 80’i yoksulluk, yüzde 30’u açlık sınırının altında yaşayan ‘Yeni Türkiye’yi yarattılar.

Yolsuzlukla mücadele sözü vermişlerdi. Milyon dolarlık rüşvet iddiaları, ABD ve Avrupa Coğrafyasına yayıldı.

Yasakları ortadan kaldırma sözü vermişlerdi, yakında nefes almamız bile KHK le yasaklanırsa, kimse şaşırmasın.

Hepsinden önemlisi nedir biliyor musunuz;

Eskiden, zor zamanlarda yanıbaşımızda ‘umudumuz’ vardı.

İşte o umut var ya, o umutta artık yok.

O nedenle, 2018’e adım atarken, kendimi son yılların modası ‘Korku evi’ne adım atacak korkak biri gibi hissediyorum.

Zira, eskiden yönetenler, yeni yıl için hiç değilse olumlu ve güzel mesajlar verir, toplumun umudunu artırırlardı.

Ama şimdi öyle mi;

Ne diyorlar;

2017’yi mumla aratacak bir yıla hazırlıklı olun diyerek ölümü gösterip, hastalığa razı etmeye çalışıyorlar.

Bu arada, Diyanet İşleri Başkanlığımızın ‘Milli Piyango Haramdır’ fetvasına da vurgu yapmadan geçmek olmaz.

Piyango biletlerinin üzerinde “Türkiye Cumhuriyeti, Milli Piyango İdaresi Başkanlığı” yazmasa da, bu yapı bir devlet organı.

Tıpkı Diyanet İşleri Başkanlığı gibi.

Yani devletin bir organı, diğer organına ‘Halkı harama teşvik ediyorsun’ suçlaması getiriyor.

Daha da ilginci, yüzde 99’u Müslüman olan Güzel Ülkem de, ‘Haram’ fetvasına rağmen biletlerin yüzde 99’undan fazlası tükendi.

Bir de, Hristiyanın, Yahudinin icat ettiği cep telefonu ve sosyal paylaşım ağlarından yürütülen ‘Müslüman Noel kutlamaz’cılar var.

Bu yıl işi daha da ileri götürerek, harıl harıl bildiri dağıtıyorlar.

Bana bak beyni buruşuk adam.

Ben her yılın son günü ve gecesi, evimde ailemle birlikte olurum.

Bir yılın muhasebesini yaparız.

Sonraki yıl için, arzuladıklarımızı, yapmamız gerekenleri konuşuruz.

TV Programlarından nostaljik müziği de açarız.

Acı tatlı anıları gündeme getirir, sohbet ederiz.

Eğer bu yaptıklarım sana göre günahsa, aynı dine mensup değiliz.

Zira, Yüce Yaradan bazılarına akıl, bazılarına da körü körüne inanç vermiştir.

Ben kendimi, yaradanın ‘Akıl’la ödüllendirdiklerinden sayıyorum.

Seni bilemem.

Yazarın Diğer Yazıları