Ahmet ZORLU

MİLLETİ KANDIRMAK..

Ahmet ZORLU

Evet son zamanlarda, ardı arkası gelmeyen kandırmaca senaryoları konuyor önümüze..

Kendini akıllı, Milleti Ahmak sanan bir anlayış, cirit atıyor ortalıkta.

Bilmiyorlar ki, bu millet sabırlıdır, yeri ve zamanı geldiğinde öyle bir tokat atar ki sandıkta, yıldızlar uçuşur gözlerinizin önünde.

Neresinden başlasam bilmem ki;

Mesela, yaz saatinden diyelim.

Bakan çıkıp, uygulamadan milletin yüzde 85’nin memnun olduğunu söylüyor.

Oysa karanlıkta sokağa çıkıp okuluna, işine gitmek zorunda bırakılanlara bir sorsanız.

Türkiye’de ilk kez, yapılan kamuoyu yoklamalarında vatandaşın eğitimle ilgili kaygıları, işsizlik, ekonomi gibi kavramlarla terörden sonra, anketlerde sıralamaya girdi.

Yani vatandaş, artık kendisinden umudunu kesti,  evladının, torunun geleceğine konulan ipoteğin endişesini yaşıyor.

Ama iktidarın bakanı, ders saatlerinin süresini azaltarak öğrenciye şirin gözükmenin telaşında.

Eğitimde, içerik, kalite, rekabet, özgürlük hak getire..

Bağımsız olması gereken Merkez Bankası Yönetimi, korkusundan faiz düzenlemesi yapmaktan kaçındıkça, Türk Lirası eriyor, Avro ve ABD Doları yükseldikçe yükseliyor.

Ama ekonomiden sorumlu adam çıkıp, “En istikrarlı büyüyen ülkeyiz.” diyor, diyebiliyor.

Kuyrukları sıkışınca, ‘Cambaza bak’ oyununu sahneye süren satılmış sözde ulusal Medya, böylesi zor zamanlarda yaptığı gibi bir iddiayla ortaya çıkıyor ve “Adullah Gül’ün ofisindeki hareket dikkatlerden kaçmıyor. Abdullah Gül, Hüseyin Çelik’in girişimleri ile aşiret liderlerini topladı” gibi yazılar yazarak, haberler yaparak, vatandaşın dikkatlerini başka noktalara çekmeye çalışırken, zammın adını fiyat güncellemesi yapan iktidar bir çok girdinin fiyatını yeniden ayarlıyor.

Sayıştay raporlarına baktığınızda, aç bilaç yaşayan vatandaşa iktidarın verdiği kömürden bile hırsızlık yapıldığına tanık oluyoruz.

CHP Milletvekili Haluk Pekşen, “Sözde kömür dağıtımı yapılmış. Araç plakalarına bakınca, bunların bir kısmı otomobil, bir kısmı motosiklet. Motosikletle kömür dağıtımı mı yapılmış? Bir kamyon da Çorum Dodurga'dan çıkmış, bir gün içerisinde tam 2 bin 700 kilometre ve üzerindeki 20 ton kömürle yol yapıp kömür dağıtmış. Fakir fukaraya gönderdiğiniz kömürü 100 liraya mal edip devletin hazinesinden 420 lira para alıp bunu da yandaşlara aktarmak, hangi vicdanla izah edilir?” diye soruyor meclis kürsüsünden, tık yok.

Millet açlığa mahkum edilirken, dolar milyarderlerimizin sayısı her geçen gün artıyor.

Milli gelir pastasının kırıntıları da yandaşa gitsin, çabasında olan bir iktidar yapısı ile karşı karşıyayız.

Demokrasi kavramını bize unutturdular.

İktidar, büyümesi ve beslenmesini kendi elleriyle gerçekleştirdiği Fetö Canavarı ile mücadelede, çifte standart uyguluyor.

Fetö’den içerde bulunan Sanayi Odası eski Meclis Başkanı, “Evet ABD’ye gittik, ama bir sorun yanımızda kim vardı” diye mahkemeye bir fotoğraf sunuyor. Tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılıyor.

Bakan efendi uzun bir açıklama gönderiyor, ama açıklamanın içinde ‘Fetullah Gülen ile görüştük’ de demiyor, ‘görüşmedik’ de.

Hatta, “2012’de Fetö bilinmiyordu” gibisinden komik bir de gerekçe var, bakanın açıklamasında.

Biliniyordu Sayın Bakan.

2012’de Türk Silahlı Kuvvetlerinden Atatürk Sevdalılarını birlikte temizliyor ve Fetöcüleri devlet kadrolarına birlikte yerleştiriyordunuz. İtibarsızlaştırdığınız her yurtsever için de hocanızla ‘çak’ yapıyordunuz..

Zira aynı menzile, ayrı yollardan giden bir hareketti sizin için Fetö..

İki gündür, “Donald Trump bize söz verdi, PYD’ye artık silah göndermeyecek” oyalamacası ile avutuluyoruz.

Peki gönderdiği binlerce tır dolusu silah ne olacak diye sorulunca da, soran vatan hainliği ile yaftalanıyor.

Ekonomiden bahsetmek bile gereksiz.

Onlarca şirket kurulurken, birlerce şirket iflas bayrağı çekiyor.

İktidarı ayakta tutan inşaat sektörü bile içinden çıkılamaz büyük bir krizin içine sürüklenmek üzere.

Bütün uluslararası veriler, Türk Ekonomisi için tehlike çanlarının çaldığını dile getirirken, memleket büyükleri “Her şey istediğimiz gibi” diye böbürleniyor.

Felakete doğru hızla giderken, tek bir gündemi var bizi yönetenlerin:

“Reza Zarab öttü de, bildiklerinin ne kadarını öttü acaba?” sorusuna cevap aramak.

Fetö yapılanması ile ilgili araştırma yaparken tanıştığım bir kavram var.

Fetö ilkelerini çiğneyenleri ‘Şefkat Tokadı’ ile terbiye edermiş.

Donald Trump’un son telefonunun Şefkat Tokadının ‘Şefkat’ bölümünü oluşturduğu gibi bir kanı var bende.

Tokat ise galiba, 4 Aralık’ta gelecek.

Yazarın Diğer Yazıları