Ahmet ZORLU

MEVSİMLER VE PAZAR..

Ahmet ZORLU

Pazarları insan bambaşka bir ruh halinde açar gözlerini sabaha..

Bir rahatlık vardır pazarın ruhunda..

İçtiğiniz sabah çayı daha lezzetli gelir size..

Mevsim gereği, mutlanır, umutlanır, ya da içinizi bir hüzün kaplar..

İlkbaharların pazarında iseniz, gözünüz çevredeki ağaçlara takılır, tomurcuklanan ağaçlara bakarak,  ‘Hayata dönüyorlar’ diye fısıldarsınız kendi kendinize..

Yaz sıcağı, sizi alır denizlere, kıyılara götürür, sabah kahvenizin köpüğü ile anılarınızdaki deniz dalgalarının yarattığı köpük arasında kaybolup dalarsınız hayallere..

Peki, ya Sohbahar..
Ajanslardan gelen, "Erciyes"e mevsimin ilk karı yağdı" haberini görünce, hemen bahçemdeki ağaçların yapraklarına takılır gözüm.
"Daha hazan mevsimini, mevsimlerin en hüzünlüsü Sonbaharı tam yaşamamışken, nereden çıktı kar" diye geçiririm içimden.
Evet her Sohbaharda olduğu gibi yapraklar solarak ve yere düşecek yavaş yavaş, o kuruyan yapraklar yere düşünce gazel olacak.
O yüzdendir ki ‘gazel mevsimi’ de derler ‘Sonbahar’a..
Yapraklar yere düşünce insanları hatta tüm canlıları bir hüzün kaplayacak, yeşillikler kaybolacak adeta sarıya boyanacak doğa.

Yavaş yavaş kışa yaklaşacağız. . .
O yüzdendir ki hazan mevsimi de derler Sonbahar Mevsimine.
Son hasat mevsimidir aynı zamanda, Sohbahar.. Tüm kışlıkların kilerlere konulduğu, yoğun hasat çalışmasının yapıldığı bir mevsimdir bu mevsim.
O yüzdendir ki " hasat" mevsimidir Sonbahar.
Tıpkı ömür gibi yaşamın ta kendisidir aslında Mevsimler;
Önce doğarız, yeşeririz hızlı ve yoğun bir temponun ardından, birde bakmışız ki mevsimlerde olduğu gibi yaşamımızın sonbaharına gelmişiz.
Uzun bir mücadelenin verdiği yorgunluk, bıkkınlık ve ardından hüzün.
Sararmaya yüz tutmuş ağacın yapraklarını seyrederken, Şekip Ayhan Özışık'ın bu mevsimle ilgili güzel bir eseri gelir aklıma,
"Yine hazan mevsimi geldi, yine yaprakların peşi sıra gidecek,
Yine deli gönül, hüsranını, hicranını yanlız başına çekecek".
Hüzündür bu, Hazandır bu, Gazeldir bu.
Bazen deli dalgalarla gelir, bazen de ilahi adaletin tecellisi olarak ölümle gelir;
Ama illaki gelir...
İşte bu yüzden önemlidir, anlamlı bir hayat yaşamak, giderken geride bir şeyler bırakabilmek.
Yoksa geldiğinizden kimsenin haberi olmadığı gibi, sessizce göçüp gidersiniz de, kimsecikler duymaz.
Duyanlar da, "Eh işte geldi-gitti" derler.
Hazan Mevsimine hala uzak olanlara tavsiyemdir.
Dolu dolu yaşayın, gününüzün bir bölümünü güzelliklere, hayata, ayka, mutluluğa ve illa ki insan olmaya ayırın.
Yaşadığınız doğaya, çevreye, insanlara, okula giden minicik çocuklara, sokakta gördüğünüz kediciğe, insanlardan korkar hale gelmiş sokak köpeğine, minnacık bir parça ekmek için balkonunuza kadar gelen serçeye sevgi verin.
Hiç bir zaman başkasının mutsuzluğundan mutluluk beklemeyin.
Paylaşılan her güzelliğe katkı koyun ki çoğalsın.
Paylaşılan her acıya destek verin ki azalsın.
Yarın bir de bakmışsınız, Hazan ve Hüzün kapıya gelmiş.
İşte o zaman yanınızda, hüznünüzü paylaşacaklar olsun ki, hüzün teğet geçsin.
Hüzünlerin az yaşandığı hep ilkbahar yeşilliğiyle, yaz sıcaklığıyla dolu bir yaşam sürmeniz dileğiyle.

. . . .

Efendim, yazmayacaktım ama, o kadar yankı buldu ki, iki satır da olsa, yaşadığımız gerçeklere pencere açmama izin verin.

Kayseri’nin fikri yapılarından biridir, Bilgiyurdu Derneği..

Her Cuma, gündeme dair sohbetleri ile Kayseri’deki fikri yapıya zenginlik kazandıran bir kurum.

Yöneticilerini, üyelerinin bir bölümünü yakından tanır, ara sıra oturur Memleket Meselelerini de konuşuruz.

10 Kasım 2017 günü Kayseri Şeker’in başındaki şahsı davet etmişler konuşmacı olarak.

Sohbetin konusu da memleketin tarımsal haliymiş..

Sosyal Medyada, konuşmacıya itirazımı ve seçilen günün manidarlığını kısa bir notla eleştirdim..

Zira söz konusu kurum, kuruluş aşamasındaki İyi Parti’nin de, Kayseri’de şekillendirildiği bir yapı..

Buradan açık ve et olarak ifade ediyorum ki, kuruluş ve teşkilatlanma aşamasındaki bu siyasi yapı, tıkanan Türk Siyasetindeki Merkez Sağ oluşumun önünü açacak bir hareket.

Fetullah Gülen, İhanet Çetesi ile ilişkileri bilinen, bunun için yargısal takibata uğrayan birinin, hele 10 Kasım Günü, Bilgiyurdu Derneği gibi önemli bulduğum bir fikri oluşuma gelip konuşma yapması doğru bir karar değildi.

Bekledim, bir mazeret, bir özür dile gelir diye ama;

Üyelerinin bile isyan ettiği bu program konusunda yöneticilerden tık yok.

Meral Akşener ve arkadaşlarının Fetö ile irtibatlandırılmaya çalışılarak yıpratılmak istendiği bir dönemde, hakkındaki dosya halen Yozgat Adliyesi’nin tozlu raflarında bulunan bir ismi, hangi akıl Bilgiyurdu Derneği’ne konuşmacı olarak getirdi.

Üyeleriniz ve İyi Parti’ye umut olarak bakan seçmen tarafından bu sorunun cevabı merak ediliyor.

Sükut, bazen ikrar anlamına gelir.

Hatırlatayım istedim..

Yazarın Diğer Yazıları