MANTIK EVİ TERKETTİ..
Ahmet ZORLU
MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin, “Partimiz aday çıkarmayacaktır. Partimizin adayı Recep Tayyip Erdoğan’dır” açıklamasından sonra, sağduyu sahibi ülkücüler, “Ne oluyor?” sorusuna cevap aramaya başladı. Bazıları, kısık da olsa, “Ama bu da olmaz ki, daha düne kadar bize etmediği hakaret kalmayan birine biz nasıl oy veririz. Sonra partinin, partililerin iradesini, bize bile danışmadan nasıl ipotek edersin” türünden sesler çıkardılar.
Bir bölümü ise, yani ‘Öl de ölelimciler’ de, “Lidere sadakat şerefimizdir” diyerek, AKP’nin seçim başarısı için kolları sıvadılar, “Vardır liderimizin bir bildiği. Bakmayın, yıllardır bizim ‘Devletin başına Devlet gelecek’ diye bağırdığımıza. Demek ki, Devletin başına Tayyip’in gelmesi daha hayırlı” diyerek kararı sineye çektiler.
Hele MHP İlçe Başkanı Ertuğrul Yücebaş’ın sosyal medyada bir paylaşımı vardı ki, hala aklıma geldikçe gülüyorum.
Yücebaş’a göre, Bahçeli’nin aldığı karar Yunanistan’da korku ve panik yaratmış..
Aslında bu yoruma sayfalar dolusu yorum yapmak gerekir, ama ben sadece şunu söyleyeyim;
“Lideriniz Sayın Bahçeli’nin, seçime iki yıl kala yaptığı destek açıklamasının muhatabı, 212 dolayında ada ve kayacığın Yunan askeri tarafından işgal edilmesine sessiz kalan biridir. Bu ülkeye ait bırakın, 212 adacık ve kayacığı, bir çakıl taşının Yunan’ın eline gelmesine sessiz kalmak, göz yummak en basit tabiri ile ‘İhanettir.’ Yunanistan’da panik iddiası ise gülünç ötesi bir iddiadır. Siz Yunanistan’da korku masalları yazacağınıza, liderinizin yerine bu ada, atdacık ve kayalıkların işgali hakkında ne düşünüyorsunuz onu söyleyin.”
Tabi, bu destek kararı konusunda biz buradan ne söylesek, taşıdığımız ‘Muhalif Gazeteci’ vasfımız yüzünden, MHP’nin sağduyulu tabanında etkili olmayacaktır.
O nedenle, geçtiğimiz Cuma Günü, Sosyal Medyadaki sayfasında, bu teslimiyet kararını değerlendiren, tanıdığım günden bu yana Ülküsüne sadakatinden zerre kadar şüphe etmediğim bir isme bırakıyorum sözü.
Bakınız, oyu üzerinde yapılan pazarlıkları nasıl nezih bir dille ifade etmiş;
Koltuklarının bekası adına konuşulan, pazarlığı yapılan benim oyum.
60 yaşındayım. Siyasetin de onlardan daha fazla veya eşdeğer olarak içerisindeyim.
Çok şükür onlarınkinden daha sıhhatli çalıştığına inandığım bir beynim de mevcut.
Hiç kandırılmamış olmam da olayları ve kişileri onlardan daha sıhhatli analiz ettiğimin ispatıdır.
Önüme gelene posta koyup BEKA sorunu oluşturan da ben değilim.
Üstelik, BEKA sorunu oluşturanlarla yeniden BEKA tesis edilemeyeceğini görebilecek zeka düzeyine sahip olduğumu da biliyorum.
Hal böyle iken;
Birileri çıkıp benim oyumu birilerine peşkeş çekme edepsizliğini göstermesin lütfen.
Oylarımız şahıslara değil fikirlere veriliyor ve bizzat kendi hür irademiz de bunu seçecek düzeyde çok şükür.
Dolayısıyla; hemen hemen bütün parti liderlerinin dillendirdiği, şu ittifak konuşmalarını çok çirkin buluyor, şahsıma, hür irademe, oyuma yapılan hakaret olarak değerlendiriyorum.
Şimdi oşukçularınız, şakşakçılarınız, hoşafçılarınız sizden önce balıklama atlayıp altına Sizin bilmediğiniz çok şeyler var edepsizliğini yapan yorumlarını sıralayacaklar ama ben yine de siz parti liderlerine sesleneyim;
Benim oyumu, pazarlık konusu yapmayın,
Benim oyumu, peşkeş çekmeye kalkışmayın,
Benim oyum ile seçilip beni aptal yerine koymayın,
Benim oyumu, çantada keklik görmeyin,
Benim oyum, siz istediniz diye size, siz işaret ederseniz işaret ettiğiniz yere verilecek kadar şahsiyetsiz bir oy değil bilesiniz,
Bizler de siz istediniz diye falan seçimde size, filan seçimde işaret ettiğiniz yere oy verecek kadar şahsiyetsiz ve zeka fukarası değiliz,
Sen oyuma layık değilsen,
Ben ısrarla oyum senin derken sen hala kendine bile güvenemeyip ben oyunuzu istemiyorum diyebiliyorsan,
Sen bile bana vermeyin falan yere verin diyor oraları daha uygun görüyorsan,
Sen ve oşukçuların sürekli senin lafının dinlenmesi gerektiğini ısrarla öneriyorsa,
bundan sonra sözünüzün tutulup, fayda sağlamayan, üretemeyen sizin yerinize, işaret ettiğiniz yere ebediyyen oy verilsin ister misiniz?
Amacınız ve isteğiniz bu mu yoksa?
Unutmayın bu millet, otomobile verdiği paraya, ev alırken ödediği paraya değil, galerici veya emlakçıya verdiği komisyona isyan eder.
Yani komisyoncuyu, aracıyı, işaret ediciyi, öğüt vericiyi hiç bir işimizde sevmeyen bir milletiz.
Bırakın da oyumuzu nereye vereceğimize bari biz karar verelim.
Bizler sürü değil, seçmeniz,
Saygı duyun ki saygı göresiniz.