KOY/KALDIR..
Ahmet ZORLU
Mevcut Hükümet, ‘İstihdam Büroları’, ‘Taşeronluk sistemi’ gibi çalışma hayatımızı allak bullak edecek düzenlemeler getirmeden önce, iş hayatında 3 tanım vardı.
Memur Emekli Sandığı ile, işçi SSK ile, Esnaf Bağkur ile muhataptı.
İşçi ve Memur çalışma süresini tamamladıktan sonra başvurur emeklilik hakkını elde eder, emekli olurken kendisine kıdem tazminatı, eğer işveren çalışanı işinden çıkarıyorrsa, kıdem ve ihbar tazminatı öderdi.
Esnaf ise düzenli olarak bağlı olduğu Bağkur’a aidatını ödediği sürece sağlık hizmeti alır, prim gününü doldurduktan sonra emekliye sevkedilirdi.
Mevcut hükümet döneminde 3 sosyal güvenlik kurumu birleştirildi.
Sonra, işçiye yönelik yeni tanımlar getirildi.
Sözleşmeli, geçici, mevsimlik, taşeron, 4/B, 4/C gibi isimlerle sınıflandırılan işçilere adeta bir kölelik düzeni dayatıldı.
Şimdi, yasayla değil, KHK ile taşeron işçiler kamu kadrosuna alınacakmış..
Yapılan düzenlemenin kokusunun çıkması için henüz zaman gerekiyor.
Zira, okuma yazması bile tam olmayan, elinde süpürge, taşeron firmanın çalışanı olarak sokak sokak, cadde cadde temizlik işi yapan kişi, sınava tabi tutularak kadroya alınacakmış.
Hem de ne sınav, önce yazılı, ardından sözlü..
Daha önce de belirttim, eğer bir sınav sisteminin arkasına ‘Mülakat’ ekleniyorsa, bu partilinin kadroya yerleştirilmesi amacına yöneliktir.
Hükümetin bir çok uygulamasında karşımıza çıkıyor bu eskiye dönüş zikzakları.
Mesela önceki gün Sayın Cumhurbaşkanı, Doğu ve Güneydoğu Anadoludaki yaylaların hayvancılığa açılacağı Müjdesini! vermiş.
Bu yaylalar sayesinde, Doğu ve Güneydoğu Anadolunun bir çok köyünde hayvancıık yapılır, ülkenin canlı hayvan ve et açığı bu kadar yüksek düzeyde olmazdı.
Şimdi, köylerde genç insan kalmadı ki, yaylada hayvancılık yapsın.
Göreceksiniz, yakında Anayasanın Amir Hükmü olar, Milli Gelirin yüzde birinin tarımın sübvanse edilmesinde kullanılması hükmüne de harfiyyen uyulmaya başlanacak, ama yine köylerde tarlayı sürecek insan kalmadı.
Hele 2018’de çok daha radikal uygulamalar da bekliyorum hükümetten.
Mesela Mazotta ÖTV’nin kaldırılması, kamuda özürlü istihdamının yaygınlaştırılması gibi.
Ama inanın, bunların hiç biri, alt-üst olan ülkenin ekonomik ve sosyal yapısını rayına oturtmayacak düzenlemelerdir bu saatten sonra.
Mesela Kayseri’den bir örnek vermek isterim.
Kapatılan Fetöcü bir dersanenin 10 katlı, yüzlerce sınıflı dersane binası.
Milli Eğitim Müdürlüğü, iki ilçenin Halk Eğitim Merkezlerini bu binaya taşıdı.
Fiziki imkan olarak rahatlamıştı, Halk Eğitim Merkezleri.
Ama bu devasa bina ‘Birlik Vakfı’na devredilmiş.
Şimdi Halk Eğitim Merkezlerine yer aranıyor.
Fetö’den el konulan yurtların, Kredi ve Yurtlar Kurumu yerine Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilmesi gibi.
Şimdi bu yurt binaları yeni fetöcükler yetiştirmek için kullanılıyor maalesef.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde uzun tartışmalardan geçip, çıkmayan hiçbir düzenleme, sağlıklı düzenleme değildir.
Mesela, bu iktidarın oluşturduğu Şeker Kurumu ve Şeker Kurulu..
Daha geçen ay gündeme gelmişti, Şeker Kurulu’nun başında kimsenin bulunmadığı, yönetiminin atanmadığı yolundaki serzenişler.
Şimdi KHK ile Şeker Kurumu ve Şeker Kurulu kapatıldı.
Bağlı tüm oluşumlar Tarım Bakanlığı’na devredildi.
Aselsan, Askeri Fabrikalar ve bütün askeri üretim tesisleri bu güne kadar Genelkurmaya bağlı faaliyet gösteriyordu.
Şimdi kurulan Askeri Fabrika ve Tersane İşletme Anonim Şirketi ile sıra bu işletmelere de geldi.
Aha buraya yazıyorum, çok değil 5-10 yıl içinde Askeri Hastaneler, Askeri Okullar, Askeri kurumlar eski düzenlerine geri döndürülecek, ama bu tesislerin ne acınası hale getirildiğini yazmak durumunda kalacağız.
Yani hükümetimizin en iyi yaptığı, ‘Boz, sonra da yap gibi gözük’ anlayışının ötesine geçmiyor.