KARMA
Ahmet ZORLU
Bu gün siyasette gözüme, kulağıma ve kafama takılan birkaç konuyu ele alacak ve değerlendirmeye çalışacağım.
Şanlıurfa’da, bir bakan ve bir gazeteci’nin konu olduğu görüntüden başlayayım.
Fakıbaba denen Hadsiz, çarşı Pazar dolaşırken, kendisini görüntülemeye çalışan gazetecinin yanına geldiğinde, gazeteciye attığı tokatın görüntülerini defalarca izledim sosyal medyada.
Ne sordu, ne yazdı bilmiyorum, ama Türk Milletinin vekalet verdiği bir kişi, ülkede gazetecilik yapan birine sokak ortasında tokat atabilecek kadar densizleşti ise, bana kimse demokratik standartlardan bahsetmesin.
Özellikle AKP ve Cumhurbaşkanı’nın programına baktığınızda, 16 yıldır elimizden parça parça aldıkları demokratik hak ve özgürlüklerin 25 Haziran’da altın tepside millete yeniden verileceği söyleminin aslında, “Hele bir kez daha seçileyim, göreceksiniz siz” anlamına geldiğini göstermesi açısından, Fakıbaba denen Hadsizin bu yaptığının tüm meslek örgütleri tarafından en sert şekilde kınanması gerekiyor. Yoksa yakında, siyasilerin basın toplantılarına bile ‘Akredite edilenler gelebilir’ dönemi yaşamaya başlayacağız.
Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, 8 Haziran’da Kayseri’ye ikinci kez geliyor. Mayıs Ayı içerisinde gerçekleştirdiği Meydan Mitinginden memnun kalmadığı bilinen bir vak-a. Sanırım Parti teşkilatı 8 Haziran’da, tüm imkanları seferber ederek, Kayseri Meydanından memnun ayrılmasını sağlayacak gibi. Şimdiden Kamu kuruluşlarında katılım konusunda hummalı bir çalışma yapıldığı bilgileri geliyor.
Erdoğan, iftarı ise Komando Tugayı’nda yapacak.
Bu vesile ile, Milletvekilleri, milletvekili adayları da Tugay’da Kahraman Türk Askeri ile bir araya gelme imkanı bulacak.
Dün ne yazmıştım, hatırlayanınız var mı;
“Kışlayı, Camiyi, Okulu ve Adliyeyi siyasetten uzak tutun” demiştim.
Bir Cumhurbaşkanı adayı Üniversite Dekanına nezaket ziyareti yapıyor ve görevden alınıyor.
Bir Cumhurbaşkanı Adayı ise partilileri ile birlikte, Türkiye’nin gözbebeği askeri birlikte iftar programına katılıyor.
Takdir sizin.
Kayseri Milletvekili ve Milletvekili Adayı Taner Yıldız, “Ben aday olmak istememiştim. Genç arkadaşlarımızdan birinin yerime aday olmasını dilerdim. Ama olmadı, listeye adım yazıldı” demiş.
Senin iraden yok mu Sayın Vekil?
‘Adaylıktan affımı rica ediyorum,’ diye bir dilekçeye bakardı.
Sizinkine Anadoluda, “İstemem yan cebime koy”derler..
Yerele dönmüşken devam edelim isterseniz.
CHP’nin seçim çalışmalarını izliyorum bir süredir.
Herkes ikinci sıra adayını soruyor.
Saadet Partisi Kontenjanından gösterilmiş bu zat.
Ama ısrarla ortaya çıkmadı hala.
Çetin Arık ve ekibi, imkanları ölçüsünde gece gündüz demeden çalışıyor.
Ama Arık ile aynı listede bulunan 2-3 adayın Arık’la kavgalı, hatta bir tanesinin mahkemelik olduğunu söyleyen partililer, “Arık açısından sorun yok. Yine seçilir gider. Ama ilk kez CHP Kayseri’de 2 hatta 3 vekil çıkarma fırsatı yakaladı, hoyratça harcanıyor. Kayseri’de ikinci sırada hep MHP çıkardı. Bu seçimde iktidar partisinden sonra İyi Parti ikinci parti olacak. MHP biraz kendini toparlarsa CHP bu kentte ancak dördüncü parti olur. “ diyorlar.
Ve son gözlem.
Saadet Partisi ile İyi Parti Kayseri’de en aktif çalışan oluşumlar.
İyi Parti, iyi bir dip dalgası yakaladı. Özellikle kadınlardan büyük destek alıyorlar.
CHP’deki bu parçalı yapı devam ederse, sanırım Saadet Partisi CHP Kontenjanından değil de, kendi listesinden bir ismi meclise gönderebilir.
O isim ise Mahmut Arıkan olabilir.
İktidar Partisine gelince, önceki günkü yazımı okuyanlar hatırlayacaktır.
Lüks, görkem, Şaşaaa ve kibir paçalarından akmaya devam ediyor.
Ama haksızlık etmeyelim, belediye başkanları, teşkilatın bile dudak büktüğü bu listenin iyi bir oy alması için, paralarıyla, adamlarıyla, kontrollerindeki yayın kurumlarıyla büyük bir özveriyle çalışıyorlar.
Bu günlük bu kadar.
Şaka.
Cemil Barlas’ı anmadan geçersek haksızlık etmiş oluruz.
Gazeteci Cemil Barlas, bir TV Programında, Cumhurbaşkanının diploması ile ilgili bilgiyi nihayet açıklamış.
Sayın Cumhurbaşkanı’nın diplomasının Fetö tarafından yok edildiğini söylemiş.
Yahu bu Fetö diplomayı veren okulu da mı yaktı.
Yönetimi de yok etti.
Sayın Cumhurbaşkanının sınıf arkadaşlarını da mı ortadan kaldırdı.
Sayın Cumhurbaşkanının öğrenci kimliğini de mi imha etti.
Batıyorsun Cemil Efendi, uzak dur tehlikeli sulara yelken açma.
Başına iş alırsın.