Ahmet ZORLU

HİÇ Mİ PROJECİNİZ YOK.

Ahmet ZORLU

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Seçim Beyennamesi’ni okuyorum.

Kelime kelime, cümle cümle inceledim.

Maalesef vaatlerinin hiç biri AKP Mutfağında görevli aşçılar tarafından hazırlanmamış, CHP’nin yemek kitabından aşırılmış birkaç vaat, gerisi cek cak ya da ceğiz cağız.

AKP'nin dün açıklanan seçim beyannanmesinde yer alan, kamu görevlilerine emeklilikte  '3 bin 600'  katsayı vaadi, mesela.

 5 ay önce CHP tarafından meclise bu konuda bir kanun teklifi sunulduğunu ve AKP’nin meclis çoğunluğu tarafından reddedildiğini biliyor musunuz?

2015 Haziran seçimleri öncesi. ‘Emekliye 2 bayramda birer maaş’ açıklaması CHP’den geldiğinde, AKP kurmayları adeta alay etmiş, “Parayı nereden bulacaksınız”  diye kafa bulmuşlardı.

Şimdi Sayın Erdoğan’ın Seçim Manifestosunun en tutarlı vaadi, Emekliye 2 dini bayramda biner lira.

CHP de rahat durmuyor ki, onlar da ‘Emekliye 2 dini bayramda asgari ücret tutarında ödeme’ taahhüdü ile çıkmasınlar mı. Gerekçesi de tutarlı, 1000 lira iki yıl sonra pula döner, ama asgari ücret tutarında dersek, asgari ücret her yıl arttığı için emekliye verilecek para da o oranda artar.

Asgari ücret demişken, 2015’te CHP 1500 rakamını ortaya attığında, yine ‘Ülke batar’ demişlerdi iktidardakiler hatırlarsınız. Ama tıpış tıpış 1500 lira yapmak zorunda kalmadılar mı.

Bütün bunları yan yana, alt alta yazdığımızda bir gerçek ortaya çıkıyor.

AKP’nin iktidarda kaldığı 16 yıl içinde, ‘Duble yok, Toki inşaati, Kentsel dönüşüm, kıyı yağması, Hidroelektrik santrali, Zeytinliklerin yok edilmesi, OHAL, Aydınların işten atılması,  Bağımsız Medyanın ortadan kaldırılması, Mann Adası yatırımları, Aynı Menzile giderken çıkan çıkar kavgası, Hocaefendi, Okyanus Ötesi, Fetö, Görkem, Lüks, Şaşaaa, Anayasa Mahkemesi kararına saygı da duymuyorum, uymuyorum da söylemi, KHK’ gibi kavramların dışında başka hiçbir konu olmadı Türkiye’nin gündeminde.

Şimdi sembolik hale getirdikleri meclis için Güçlü Meclis vadediyorlar.

Şimdi budaya budaya kuşa çevirdikleri Demokrasi için, Güçlü Demokrasi vadediyorlar.

Şimdi sata sata fabrika bırakmadıktan sonra üretim seferberliği vadediyorlar.

Şimdi yok ettikleri eğitim sistemi için, dünyayla rekabet edecek eğitim vadediyorlar.

Şimdi yok ettikleri basın özgürlüğü konusunda, ‘Gazeteci fikrinden dolayı hapse girmeyecek’ diyorlar.

Şimdi ülkenin başına beli ettikleri dolar ve avro için ‘25 Haziranda indireceğiz’ diyorlar.

Şimdi gençliği mahkum ettikleri işsizliği 25 Haziran’da çözeceklerini söylüyorlar.

Şimdi, ülkemizi alay konusu yaptıkları AB ile yeniden masaya oturacaklarını söylüyorlar.

Şimdi, Liyakattan bahsediyorlar.

Peki biz, evet biz inanalım mı bir kez daha.

Valla sizi bilmem, ama ben 17 Haziran’ı, 1 Kasım’ı unutmadım.

Bu iki seçim sonrası için de ülkeyi uçuracaklarını söylemişlerdi.

Ama maelesef, uçuracaklarını söyledikleri alanın uçurumun başı olduğunu tahmin edememiştik.

Deseler ki, 25 Haziran’da kafa üstü çakılacağız, işte o zaman ‘Doğru söylüyorsunuz’ diyeceğim.

Onun ötesi yok artık, millet için, ülke için.

. . . .

Burada çok tartışılan yerel-genel karışımı bir konuda da vurgu yapmadan geçmek istemedim.

İyi Parti Kayseri Mitinginden sonra, özellikle MHP kanadından bazı isimler, mitinge 2 saat kala yüksekten çektikleri meydan fotoğraflarını paylaşıp, ‘Hezimet, meydan boş kaldı’ gibi yorumlarda bulundular.

Kurulalı 6 ayı bile tamamlayan bir siyasal parti, Kayseri gibi bir kentte miting yapıyor.

Mesai Günü, mesai saatinde miting yapmak cesaret işidir.

Kayseri’de böyle bir zaman diliminde, 10 bin dolayında insanı bir araya getiriyorsa, bana göre başarı ötesi bir sonuçtur.

İyi Parti Yöneticisi bir dostumla sohbet ettim.

Diyor ki, “Bizimle alay eden arkadaşlar getirsinler Devlet Bahçeli’yi. Bizim topladığımız kalabalığın 2-3 katını da toplasınlar. Kendilerini tebrik etmezsem namerdim..”

Evet teklif ortada.

Bakalım MHP Kayseri’de seçimler öncesi Meydan Mitingi yapacak mı, yapacaksa ne kadar kalabalık toplayacak göreceğiz.

Ama Sayıh Bahçeli ile Sayın Erdoğan birlikte kürsüye çıkacaklarsa durum değişir.

Kamu çalışanları, belediye çalışanları ve öğrenciler yeter büyük bir kalabalık oluşturmak için.

Ve son sözüm de, Belgrad Ormanında bir ağacın altına talim silahını gömdüğünü söyleyen Ahmet Maranki denen Densize..

Televizyon yayınına çıkacağın gün Kuru Fasulyeden uzak dur.

A ağacın dibine ne gömdün bilemem ama, millete iç savaş çağrısı olarak algıladığımız bu sözleri sana yediğim kuru fasulyenin üzerine tatlı niyetine yedirir,  sonra da kusmayasın diye dibini kazmaya niyetlendiğin ağacı ağzına tıpa yaparlar.

Bu millet huzur derken, barış derken, karodeşlik derken hala kendini bir yerlerin milisi olarak hayal eden Sahtekar Prof. bozuntusu hakkında Sayın Savcıların başlattıkları soruşturmanın sonucunu merakla bekliyorum.

Yazarın Diğer Yazıları