GÜNCELLEME HASTALIĞI..
Ahmet ZORLU
Türk Dış Politikasını güncellemeye kalktınız, dost ülke bırakmadınız.
Ada ve Adacıklarımız Yunan işgali altındayken, THY Uçaklarımızı Yunan Pilotlara emanet ettiniz.
Devlet İhale Kanununu güncellemeye kalktınız, 12 yılda 162 kez değiştirdiniz, hala üzerinize oturtamadınız.
Eğitimi oyuncak ettiniz, 15 yılda 14 kez eğitimin yasasını değiştirdiniz.
Doğru değil mi diyorsunuz?
O halde buyurun.
1) Üniversite katsayı farkı arttırıldı (2003)
2) Müfredat değiştirildi (2004)
3) 3 yıllık lise dört yıla çıktı (2005)
4) LGS gitti OKS geldi (2005)
5) OKS yerine 3 aşamalı SBS (2007)
6) ÖSS yerine YGS ve LYS geldi (2009)
7) Üniversite girişte katsayı kaldırıldı (2009)
8 ) Üç aşamalı sınav kalktı yerine yine tek sınav (2010)
9) Düz liseler Anadolu Lisesi oldu (2010)
10) 4+4+4 Eğitim sistemi geldi (2012)
11) Tek SBS yerine birçok sınav geldi (2012)
12) Dershaneler kaldırılacak (2012)
13) TEOG ilk defa uygulandı (2014)
14) TEOG kaldırılacak (2017)
Sağlıkta reform yapıyoruz dediniz, sağlık sisteminin kendisini hastanelik ettiniz.
Kamu Hastanelerine Genel sekreterler atadınız, tutmadı, yeniden eskiye döndünüz.
Hastanelerde günlük kuyrukları yok edeceğiz dediniz, milleti acillik yaptınız.
Bazı servislerden randevu almak isteyenler, 3-5 ay sonrasına alabiliyor.
Vatan görevi anlayışını bile güncelleyip, çevrenizde kim varsa çürük raporuyla ve parasıyla askere gitmemesini sağladınız.
Sonra da ‘Askerlik yan gelip yatma değildir” diyerek vatan hizmetini küçümsediniz.
Teröristi muhatap kabul ettiniz, sonra kandırıldık mazeretine sığındınız.
Bir zamanlar Oslo’da pazarlık yaptığınız örgüt şimdi ABD Destekli devlet kuruyor, biz ise çaresizlik içinde seyrediyoruz.
Fetö’nün kumpaslarına destek oldunuz, Ordumuzu, Yargımızı, Emniyet Teşkilatımızı fetönün çiftliğine çevirdiniz, ‘Allahtan ve Milletten Af diliyorum’ kolaycılığı ile işin içinden sıyrıldınız.
Ama hala bu örgütün pençesine düşen düşmeyen on binlerce aile çile dolu günler yaşıyor.
Bu güzel ülkenin en mahrem noktası, Kozmik Odasına bile girilmesini sağladınız.
Din satan şarlatanların önünü açtınız, Fetö’nün boşalttığı kurumlardaki koltuklara, menzilciyi, cübbeliyi, nakşiyi yerleştirdiniz.
Yani yeni Fetöcüklerin oluşmasına zemin hazırladınız.
Alevi açılımı dediniz tutmadı, Roman açılımı dediniz tutmadı, kürt açılımı dediniz tutmadı.
Ekonomik politika olarak satıp savmayı benimsediniz, satacak bir şey kalmayınca sıra son kale şeker fabrikalarına geldi.
Okullarımızda genç dimağların zihinlerine vatan sevgisini işleyen ‘Andımızı’ yasakladınız be andımızı.
Dinde güncelleme dediniz, 22 saat 10 dakika sonra “Dinde güncelleme olmaz” diyip işin içinden sıyrılıverdiniz.
Ve sıra İstiklal Marşımıza geldi öyle mi..
Hayır kardeşim kalsın.
Sizin torunlarınız Mehter Marşı ile yürüyebilir.
Biz İstiklal Marşımızı duyduğumuz yerde, düğmemizi ilikleyip durmaya devam edeceğiz.
Aslında bu millet de farkında.
Bütün bu güncelleme tartışmalarını ortaya atmanızın nedeni, “Sandık ve seçim demokrasinin gereğidir, ama bizim partimiz iktidar olmak kaydıyla” düzenlemesinin milletçe tartışılmasının önüne geçmek istiyorsunuz.
Batırdığınız Memleket Ekonomisinden, halkın sefaletinden milletin diğer yarısı haberdar olmasın istiyorsunuz.
Siz ne Osmanlı Hayranısınız, ne de Aydınlık Türkiye kaygısı güdüyorsunuz.
Amacınız, Türk Milletini cehaletin karanlığına mahkum etmek ve devr-i iktidarınızı bir süre daha devam ettirmektir.
Ama farkında değilseniz ben uyarayım.
Bu milletin sinir uçları vardır.
Biri, yüce dininin ayarlarına dokundurtmamaktır.
Biri Bayrağıdır.
Biri Ezanıdır.
Biri bağımsızlık sevdasıdır.
Biri Bağımsızlığının Destanı, İstiklal Marşıdır.
Biri geçim derdidir.
Biri de, “Hırsıza hırsız” diye haykırabilme özgürlüğüdür..
Ve siz son zamanlarda bu mazlum milletin sinir uçlarında geziniyorsunuz.
Farkında değil misiniz?