EKONOMİ, BÜYÜME, ÜRETİM..
Ahmet ZORLU
Büyümeye, Milli Gelirdeki artışa, kişi başına düşen Milli Gelire bakıyorum;
Hac bize farz olmuş..
Sonra maaşıma, asgari ücrete, işsizliğe, üretimsizliğe, enflasyona bakıyorum;
Zekata muhtaç olmuşuz.
Türkiye, siyasal ve sosyal alanda olduğu gibi, ekonomik alanda da tam bir kargaşa ve kaos içerisinde.
Tenis topu baz alınarak hesaplanan enflasyon bile yüzde 13’leri zorlarken, asgari ücretliye, memura ve emekliye verilen zamlar, temel gıda fiyatlarındaki artışın yarısı düzeyinde bile gerçekleşmedi.
Asgari ücret konusunda Sayın Cumhurbaşkanının öyle sözleri var ki, asgari ücretle geçinenler anlamakta zorlandı;
“Beyefendiler beğenmiyor... Ya eline diline dursun”
Sayın Cumhurbaşkanının bu sözlerine bir anlam verilemiyor hala. Eline durmaz belki ama gözüne duracağı muhakkak..
Zira, işçi kuruluşu Türk-İş diyor ki; Ülkemde açlık sınırı Bin 609, yoksulluk sınırı da 5 bin 400 lira..
Yani, yeni asgari ücret işçinin sadece karnını doyuruyor.
Bu zavallım işe giderken araca binmeyecek mi?
Çocuğunu okula göndermek için servis ücreti ödemeyecek mi?
Elekrik, su, doğalgaz kullanmayacak mı?
Tamam kitaptan vazgeçtikte, günde bir gazete de mi okumayacak?
İşte o zaman da asgari ücretli, memur, emekli çıkıp diyor ki;
“Kardeşim, bu ülkede fert başına düşen milli gelir yıllık ortalama 11 bin dolar değil mi? Siz öyle söylemiyor musunuz? Ben, eşim ve iki çocuğuma yılda 44 bin dolar düşüyor. Kabaca hesap 175 bin lira yapıyor. Benim evime giren, 15, hadi bilemediniz 16 bin lira. Kalan 159 bin liramızı iç edene hakkımızı helal etmiyoruz..”
Ekonomiden sorumlu bakan, 2018 yılında 240 milyar dolar para bulunması gerektiğini belirtiyor.
Yani borç alınacak paranın miktarı bu..
Bunun için Çin, Rusya ve İran gibi ülkelerde nabız yokluyoruz.
Hadi bulduk diyelim bu para nereye gidecek?
“İtibarımıza! gidecek tabii..”
Göcek Koyu’nda başlattığımız 150 odalı Saray Yavrusuna, Sayın Başbakanın Makamı için alınması planlanan 54 yeni araca, köprü ve otoyollardan hazineye gelen yükün karşılanmasına vesaire.
Çünkü bu ülke yatırımı unuttu.
Özel Sektöre bırakılan yatırım işi konusunda, özel sektör ise “Can ve Mal güvenliğinin olmadığı OHAL ortamında yatırım yapmam” diyor.
Yatırım olmayınca istihdam da olmuyor.
Üniversiteli İşsizler Cenneti gibi oldu ülkemiz..
Ama biz işi gücü bıraktık, Sayın Abdullah Gül’ün, “KHK’daki ifade muğlak, netleştirilmesi gerekir” sözünün altında buzağı aramaya çıktık.
Velhasıl, ülkemdeki fotoğrafa baktığımda muhteşem bir görüntü.
Ama, yaşanan gerçeklere baktığımda, sonu belirsiz, kapkaranlık bir tünel içinde ilerleyen bir ülke görüyorum.
Allah sonumuzu hayreyleye, demekten başka da yapılacak bir şey kalmadı galiba.