EĞİTİM VE KIYAFET..
Ahmet ZORLU
Evet elbise değil, insanın kendisi iffetli olmalı.
Bu da iyi bir ahlaki ve bilimsel eğitimden geçer.
Eğer siz, size emanet edilen çocuğu çarşafa sararak iffetli, ahlaklı, vicdanlı, eğitimli, kültürlü hale getireceğinize inanıyorsanız, kiliselerdeki rahibeler bayrağı kimseye bırakmazdı.
Efendim nereden çıktı bu sözler diyebilirsiniz.
Anlatayım;
İl Milli Eğitim Müdürlüğü görevine atanalı, bir yılı geride bırakan ve halen görevini sürdüren zatın, göreve geldiğinin haftasını bile doldurmadan, sosyal medyada yaptığı bir paylaşım vardı, hatırlarsınız. Sayın Cumhurbaşkanımızın Asker arkadaşı olduğunu söyleyerek eğitim camiasında kendince köklü düzenlemelere giden bu zat-ın paylaşımının üzerinden tam bir yıl bir hafta geçiyor.
Ya Anaokulu ya da İlköğretim Okulu 1. sınıf çocuklarının bir fotoğrafı.
Hapsi tek tip giyinmiş. Türbanlanmış bir grup çocuk.
Onların bu şekilde giyinmesi ebeveynlerinin tercihi.
Ama fotoğrafın altındaki yazı dikkat çekiciydi;
“İffetsizliğin ve hayasızlığın diz boyu olduğu şu çağda, Hz. Hatice gibi iffeti elbise edinen nesiller ver Allah'ım!”
Yazılı metni ve bir yıl önceki haberi görünce dondum kalmıştım.
Daha sabi, fotoğraftaki çocuklar.
Onlara, a,b,c'den başlamak üzere bilimi, tarihi, ahlakı, matematiği, fiziği, kimyayı öğretmek ve onları "Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür" bir gençlik olarak üniversiteye uğurlama görevini üstlenen eğitim kurumlarının toplamının başında bulunan zat, daha ilk günden mesajını vermişti.
Verdiği mesajın özeti mi;
"Kardeşim, benim yönettiğim okullara çocuklarınızı bu şekilde gönderirseniz memnun olurum"
Bitti..
İşte ondandır, yukarda söze bu şekilde girişim.
Kayseri eğitiminden sorumlu kişi, çocukları giyimlerine göre tasnif etmeye kalkışırsa, işte buna bir çok veli gibi ben de isyan ederim.
Tekrar etmekte yarar görüyorum.
Günümüz gençliğinin içinde, boneli türban takıp, cafe köşelerinde flört eden genç kızlarımız da var. Başı açık, modern giyindiği halde, sokakta gördüğü dilenen, bir çocuğun derdini dert edinen de..
Yani siz çocuğa, eğitim sırasında ahlak ve fazileti, bilimle, sanatla harmanlayıp vermezseniz, çarşaflı ama içi boş kafalar yetiştirirsiniz.
Zira, ilim, bilim ve ahlakla taçlandırılmamış hiç bir inanç, hayatın hiç bir bölümü, insana fayda getirmez. Siz o çocukların kafalarına örteceklerinden değil, beyinlerine nakşedilecek ahlak, ilim ve bilgiden sorumlusunuz.
İl Milli Eğitim Müdürünün bu paylaşımı bir çok vicdanı yaralayacak cinsten bir paylaşımdı.
Ama aradan geçen uzun zamana rağmen, ne bir özür, ne bir açıklama yaptı, Sayın Müdür.
Düzelteceğini ve okullarına başları açık giden minnacık çocuklardan ve onların ailelerinden özür dileyeceğini hala bekliyorum.
Zira eğitim kurumlarında yaşanan kalitesiz içerik yüzünden malesef gençliğimizin kahır ekseriyeti sadece diploma alıyor.
Sayın yöneticiden, öncelikle okullardaki eğitimin kalitesinin yükseltilmesi konusunu ele almasını öneririm.
İsimleri ve içerikleri değişen, eski TEOG ve ÖSS’de sıfır çeken çocuklarımızın sayısı gittikçe kabarıyor.
Şimdi de öğretmenlere öğrencilerin performans notu vermesi gündemde.
Yandaş sendikalar bile ayağa kalktı.
Bu mantıktan gidecek olursak, polise suçlu, hakime sanık, imama cemaat, doktora hastanın not vermesi gerekir.
Zira, bu mantık eğiten, öğrenciyi yoran öğretmenlerin sıfır çekmesi, öğrenciyi serbest bırakan, eğitimi boşveren öğretmene de yüksek not anlamına gelir.
O nedenle eğitimin kumandasını teslim ettiğimiz insanların artık liyakat noktasından vazgeçtik. Ama hiç değilse, kendilerine emanet ettiğimiz çocukları, çocukları diyorum giyimine göre tasnif etmesinler.
Ederlerse, fotoğraftaki kafada nesiller yetiştirir ve rekabet ettiğimiz ülkelerin eğitim liginde nal toplamaya devam ederiz..
O nedenle, Türk Milli Eğitim Sisteminin, hiç değilse fabrika ayarlarına dönmesi, bilimsel çağdaş eğitim noktasında, sorumluluk verilen siyasi kurumların üstlendikleri sorumluluğa uygun hareket etmesi gerekir.