DEĞERLER KARMAŞASI..
Ahmet ZORLU
Çok yakında yayınlanacak olan kitabımın arka kapağındaki yazıdan bir cümle;
“Değer yargıları bu kadar hızlı değişen bir başka toplum bulamazsınız yeryüzünde..” şeklindedir.
Gerçekten, sabah kalktığınızda bir bakıyorsunuz, dün yere göğe sığdıramadığımız bir devlet, bir lider veya bir kurum hain ilan edilivermiş.
Bu günlerde hedef tahtasında Nato var..
Evet, Nato Tatbikatı sırasında yapılan ahlaksız girişim hepimizin yüreğini sızlatacak cinsten.
Ancak devletler, bu tür konularda ağırbaşlı, sağduyulu olarak girişimlerini yapar ve gerekenin yapılmasını sağlarlar.
Nitekim Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı da bu sorumluluğu seri şekilde yerine getirdi, Atatürk ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yapılan çirkin saldırının sorumlularının ordudan uzaklaştırılmasını sağladı.
Bundan sonrası, Türkiye Cumhuriyeti İstihbaratının işi..
Yapabiliyorsanız, alır getirir Türkiye’de yargı huzuruna çıkarırsınız.
Ancak kendini bilmez iki kişi için, Türkiye’nin Nato üyeliğini tartışmaya açarsanız, değerli yalnızlığınıza yeni bir yalnızlık eklemiş olursunuz.
Bir anlık öfke ile alınan kararların daha sonra Türkiye’ye faturasına bakıyoruz, olması gerekenden daha ağır oluyor.
Şunun iyi bilinmesi lazım, Devletlerarası ilişkilerde duygusallığa yer yoktur.
Şöyle bir gerilere gidelim..
Mavi Marmara Krizi sonrası neler yaşadık hatırlayalım.
Sonuç, İsrail her dediğini yaptırdı mı?
Yaptırdı..
Rus Uçağının düşürüldüğü günlere dönelim..
Hemen Nato’ya koştuk, sahip çıkmadılar değil mi?
Sonra ne oldu.
Gittik Patin’e ‘Sen büyüksün ağam’ demek zorunda kaldık mı?
Kaldık.
Almanya’ya efelendik, bedelini ihracatçımız, gurbetçimiz, turizmcimiz ödedi, ödüyor mu?
Ödüyor.
Hollanda’yı hainlikle suçladık, Portakal bile bıçakladık. Şimdi yeniden ilişkilerin geliştirilmesi için formül arayışında mıyız?
Evet.
Şimdi artık devletleri bir kenara bıraktık, “Nato’dan çıkalım”ı moda ettik.
Efendiler Nato, çok sayıda ülkenin güvenliği için oluşturulmuş askeri bir pakttır.
Varlığı bile, üye ülkelerin dış tehditlere karşı bir güvencesidir.
Bu askeri oluşumun Türkiye Toprakları üzerinde çok sayıda üssü, tesisi ve personeli vardır.
Buraya yazıyorum, eğer Türkiye meydanların sesini dinler ve bu pakttan koparsa, çok değil iki yıl sonra yeniden bu kurumun kapısını çalacaktır.
Ama o zaman Yunanistan başta olmak üzere bir çok ülke, bizim yeniden pakt üyesi olmamız için önümüze tıpkı Rusya’nın, tıpkı diğer efelendikten sonra önünde düğme iliklediğimiz ülkelerin yaptığı gibi bir liste koyup şartlarını dayatacaktır.
Tamam Nato denen yapı Türkiye’de açık ve örtülü operasyonlar yaptı, yapıyor.
Ama bu olguyu engellemek üyelikten ayrılmakla olmaz.
Zira Nato’nun yaptığı en büyük operasyonlar Libya ve Mısır Operasyonları idi.
Bu iki devlet Nato üyesi değildi, ama engel olamadılar, ülkelerinin bu günkü açınası hale gelmesine.
Devletlerarası ilişkiler bu nedenle miting meydanlarının malzemesi haline getirilmemelidir.
Bakınız önümüzdeki günlerde hedefimizde Amerika olacak.
Nedeni ise, Reza Zarrab’ın anlattıkları.
Biz ABD’ye yüklendikçe dolar değer kazanacak, enflasyon kontrolden çıkacak, olan yine halka olacaktır.
Nedeni, birkaç kendini bilmezin Reza denen hırsızın önüne yatıp dolarcıklarını ayakkabı kutularına stok etmeleri.
Kendinize tek bir soru sorun bu süreçte;
“Tamam Reza Zarab rüşvet dağıttı, tamam ABD bize ceza kesti.. Yahu Reza’yı baştacı edip kurduğu rüşvet çarkına girmek için birbiri ile yarışan siyasetçilerimizin, bürokratlarımızın hiç mi suçu yoktu.”
Demek ki neymiş, Devlet Yönetmek kadroların dürüst olmasını ve su gibi şeffaf olunmayı gerektirir.
Bunu yapmadığınız zaman devletin biri çıkar, Reza gibi bir sonradan olmayı bulur, bülbül gibi öttürür ve yaptıklarınızdan utanırsınız.