Ahmet ZORLU

DAVET(İYE)..

Ahmet ZORLU

Bazen diyorum ki kendi kendime;

“Sen salaksın. Bir yıl boyunca, gazete arşivleri taramak, yazacağın kitapla ilgili bilgi, belge toplamak da neyin nesi.. Kudretlileri temize çıkaracak bir kitap yaz, sonra da o kitabı kudretlilere, uygun sayılarda gönder. Onlar da geçmişlerinin kirlerini temizlemek için deterjan niyetine bu kitapları dağıtıp, ‘Bak valla benim Fetö gibi yapılarla ilişkim yok’ diye gerinsin.  Sen de bol  sıfırlı faturaları kesip gönder adamlara, sonra da rahatına bak”

Evet bu da bir yol.

Bu yol çok da kestirme ve kısa geliyor adama.

Ama böyle yaptığın zaman, o kitabın içerisine, onurunu, şerefini, haysiyetini, kişiliğini de koyup kudretlilere fatura karşılığı sunman gerekir.

İşte ondandır, 1 koca yılımı adli belgelerin, gazete arşivlerinin, kitapların arasında geçirmem.

Zira öyle bir kitap olmalıydı ki, ‘Fetözedeler ve Fetözadeler’, olanı olduğu gibi aktarmanın ötesinde, bilgiye, belgeye dayanmalıydı.

Erzurum ve Ankara’yı komşu kapısı yaptım.

Emekli maaşımın neredeyse tamamını bir yıl boyunca, bu kitaba malzeme olacak materyaller için harcadım. Tozlu gazete arşivleri arasında sabahladım.

Ve  bu günden itibaren Ankara Kitap Fuarı’nda, 5-6 gün sonra da kitapçılarda  olacak bu kitap çıktı ortaya.

Tam 510 sayfa..

Baskı işlemi tamamlandı. İlk kez bu gün Ankara Kitap Fuarı’nda okuyucunun eline geçecek.

ATO Congresium’da, dün açılan Ankara Kitap Fuarı’nın B24 nolu standında, bu gün ben de kitabımı, emeğimi, alın terimi imzalayacağım.

Saat 18.00-20.00 arasını uygun buldu yayınevim.

Fetullah Gülen Hocaefendi, Fetullah, Okyanus Ötesi ve Fetö sürecinde güzel ülkemin yaşadıklarını kaleme aldım.

Toplumun değer yargıları ile nasıl oynandığını belgeleriyle ortaya koydum.

Bu kitapta Fetö’nün hizmetkarı maşalar, piyonlar da yer aldı.

Ama asıl bu işin içinden sıyrılmayı başaran, sıyrılmaya çalışan Baronları konu ettim.

Ve kitabın tanıtım bölümünde tek bir soru sordum;

Dedim ki;

5 Yıl geriye, 2012-2013 yılına gidelim..

Fetullah Gülen Pensilvanya’da öldü farzedelim..

Cenaze törenini söyle bir düşünün..

Havaalanında milyonlar karşılar mıydı, karşılamaz mıydı?

Cenaze töreni, bütün TV kanallarından canlı verilir miydi, verilmez miydi?

İllerin Valileri, cenazenin kendi kentlerine defni için sıraya girer miydi, girmez miydi?

Adına Türbe yaptırılır mıydı, yaptırılmaz mıydı?

Akın akın kabri ziyaret edilir miydi, edilmez miydi?

Adına Üniversite kurulur muydu, kurulmaz mıydı?

Yasamı, felsefesi, hedefleri ders kitaplarına girer miydi, girmez miydi?

Kent Meydanlarına, cadde ve sokaklara, tesislere ve eğitim kurumlarına adı verilir miydi, verilmez miydi?

Değer yargıları bu kadar kısa zamanda değişen bir başka toplum bulamazsınız yeryüzünde..

İşte BU KITAP bir hainin, kahramanlaştırılmasından, hain ilan edilmesine kadar yaşanan süreçleri, gelecek nesillerin hatırlaması amacıyla kaleme alınmıştır.

Eğer Ankara’da iseniz fuara, değilseniz bir hafta içinde kitapçılarda yerini alacak Fetözedeler ve Fetözadeler’i alıp okumanızı öneririm.

Yazarın Diğer Yazıları