Ahmet ZORLU

ÇİZGİSİ NETSE İNSANIN

Ahmet ZORLU

Yaptığınız işte, sosyal hayatınızda, aile içerisinde, siyasal atmosferde çizginiz net ise, günümüzde ‘Kaybedenler Kulubü’ne adım attınız demektir, hayırlı olsun.

Çizgisi net insanlar günümüzde genelde yalnızdırlar..

Onların çizgisi sabit olduğu için, yaranmak adına yalpalamaz dümdüz giderler.

Yalaka değildirler yani.

Yapmacık bir tutum onlara göre değildir.

Esnemeye, gevşemeye gelmezler.

Kişilikleri sabittir.

Karşısındakine göre, şekilden şekile girmezler.

Nettirler, dürüsttürler, bir o kadar da yüreklidirler.

Karakterleri de sabittir.

Duruma ve ortama göre karaktere bürünmezler.

İçinden geldiği gibi, inandığı gibi konuşur, dilleri ile içleri birdir çünkü onların.

Kimsenin onları kullanması mümkün değildir, çünkü kimsenin oyuncağı olmayacak kadar yüksek karakterlidirler.

Samimiyet kuracakları insanları seçerken, menfaatlerine göre seçmezler.

Dürüstlüğü, mertliği, kişilik sahibi olmayı baz alırlar.

Çıkarı için, üç kuruş için kimsenin önüne yatmazlar yani.

Tarif etmeye çalıştığım insan modeli, günümüzde sevilmez.

Siyasetçi ise, partilerin kapıları kapalıdır onlara.

Gazeteci ise, ya içerdedir, ya işsizler arasında çoktan yerini almıştır.

Bürokratsa, ‘Bu da dürüst çıktı namussuz’ denilerek çoktan makamından uzaklaştırılmış, işlemediği ama ona atfedilen suçun hesabını veriyordur.

Ama buna rağmen, bazı zamanlar kaybedenler kulubünün müdavimi olan bu insan modelinin sayesindedir, bazı değerlerimizin hala ayakta kalması..

Zira onlar, bazen imam olarak çıkar karşımıza ve “Ben yalan söyleyemem” denilerek, görevinden sürülmeyi göze alır.

Bazen Hakimdir, Savcıdır; Hukukta yaşanan olumsuzlukları, bedel ödemeyi göze alarak dillendirir, kararlarında olumsuzluklara vurgu yaparak, ‘Bu ülkede hala hakim ve savcılar var’ dedirtmeyi başarırlar.

Bazen bürokrattır onlar; Kendilerine üstlerinden gelen emirleri, ‘Bu kanunsuz bir emirdir, yerine getirebilmem için yazılı olarak tebliğ edin’ deme yürekliliğini gösterirler.

Bazen de siyasi olarak çıkarlar karşımıza. Korkmadan, çekinmeden, bedel ödemeyi göze alarak bastırırlar narayı, “Hırsız vaaar” diye..

Ha bazen de vatandaştırlar onlar.. Ama hiç kimse onları ‘Kral Cıplak’ demekten alıkoyamaz.

Acı olanı nedir biliyor musunuz?

Yukarda tariflendirmeye çalıştığım insanlar, hiç ama hiçbir iktidar tarafından sevilmezler.

Çünkü onlar yanlışa, iktidar edenin kim olduğuna bakmadan her fırsatta ‘yanlış’ diyebilecek ve bunun için bedel ödeyebilecek kadar karakterli ve güçlü insanlardır.

Bu günlerde, güzel ülkemin bu tür siyasilere, gazetecilere, bürokratlara, vatandaşlara her zamankinden çok daha fazla ihtiyacı vardır.

Çünkü iktidar erki, gözünü karartmış bir şekilde, kendi geleceğini de karartma pahasına, ülkemizin geleceği üzerine, Parlamenter Demokramizin üzerine, Hukuk Devleti Kavramının üzerine adeta kumar oynamaktadır.

Ve yaşanan tüm olumsuzlukları bir kenara bırakıp, yeni olumsuzluklar sahneye sürerek ülkemizi karanlık bir dehlize doğru sürüklemektedir.

Sayduyuya, huzura, barışa, kardeşliğe, ülke bütünlüğüne en çok ihtiyaç duyduğumuz şu dönemde, elde kalan sağduyuyu, huzuru, barışı, kardeşliği ve ülke bütünlüğüne olan inancımızın kalan kırıntılarını da elimizden alacak dayatmalarla karşı karşıya bırakılmaktayız.

O nedenle;

İnadına barış, inadına huzur, inadına kardeşlik, inadına Cumhuriyet, inadına Demokrasi, inadına Laiklik, inadına ‘Kral çıplak’ diye haykırmaya var mısınız?

- - - - -

Cuma akşamı yayınlanan Kanun Hükmü’nde Kararnamede öyle hükümler var ki, ‘Sessizlik Abidesi’ Abdullah Gül bile dayanamadı ve ‘Çeteleşmenin, mafyalaşmanın’ önünü açabilecek bu kararnamedeki bazı hükümler konusunda uyardı.

AKP’yi kuran ona hayat veren 4 kişi vardı 2002 yılında,

Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, Abdüllatif Şener ve Bülent Arınç.

Üç tanesi devre dışı bırakıldı.

Bana göre de, Tek Tip ve Örtülü Af niteliğindeki iki hüküm konusunda sorumluluk almaları ve bir araya gelip, Sayın Cumhurbaşkanını bu konuda uyarmaları gerekir.

Zira, sadece geçmişe değil, geleceğe yönelik bazı istenmeyen sokak olaylarına bile af getirebilecek bu düzenleme, Hukuk Devleti ilkelerine terstir, yanlıştır.

Sağduyu sahibi insanlar, Ak Parti içerisinden, bu vicdani bile olmayan düzenleme konusunda sayduyulu bir ses beklemektedir.

Sadece aciz devletlerin, iktidarını korumak isteyen yönetimleri ancak sokak milislerine göz kırpan böylesi bir düzenlemeyi hayata geçirmeye kalkışabilir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Hamd Olsun, bazı konularda zayıfsada, devlete yönelecek tehlikeleri bertaraf etme noktasında, Çelik bir Zırh gibidir.

İktidarın sözcüsünün, iktidarın Adamet Bakanın bile sahiplenemediği bir düzenleme dayatıldı bu ülkeye ve geri çekilmesi en büyük temennimdir.

Yazarın Diğer Yazıları