CILKINI ÇIKARDINIZ..
Ahmet ZORLU
Devlet yönetmek ciddiyet ister..
Ucuz laf ebeliği yaparak, milletin kutsallarını rencide ederek, kutsalları pazarlama malzemesi olarak kullanarak siyaset yapanları Aziz Nesin yıllar önce, ‘Zübük’ isimli tarifnamede tanımlamıştır.
Son yıllarda Zübük modelli siyasete o kadar aşina olduk ki, hiçbir siyasetçinin hiçbir söylemi artık bizi şaşırtmıyor. 44 Canımızı içimizden alan hain saldırı sonrası, ülke genelinde toplum bir
kez daha ‘Ne oluyoruz yahu?’ sorusunu sordu..
Hemen troller ve troliçelere takviye bakan ve milletvekilleri çıktı er meydanına.. Yıllar önce yine bir Kayseri milletvekili ve bakan durduk yerde çıkıp, yüzlerce korumanın içinden haykırmıştı, “Şehit olmak istiyorum” diye..
Taner Yıldız bu sözleri söylediğinde,
mizah malzemesi haline gelmiş, birileri kendisini Hakkari’ye, Şemdinli’ye davet ederek, “Gel de gör” demişlerdi. İstanbul saldırısından sonra, yeni bakanımız Mehmet Özhaseki çıkıp ‘Şehit
olmak istiyorum’ dedi.. Özhaseki işi daha da ileriye götürerek, kendisini karşılayan polis ekibindeki polislerin tek tek elini sıkarak “İnşallah siz de şehit olursunuz!” temennisinde bulundu..
Bu vatan kutsaldır..
Emperyalizmin pençesinden kurtarılırken bu topraklar, dedemiz, büyük amcamız kan vermiştir, can vermiştir. Ama onlar bu vatanı kurtarırken, 3-5 hergelenin ayakları altında inim inim
inlesin torunlarımız diye kurtarmamıştır. O nedenle ‘Bağımsızlık benim karakterimdir” demişlerdir. Savaşın korkunçluğunu, acımasızlığını bildiklerinden, “Yurtta barış, dünyada barış” diye haykırmışlardır. Ondan, ülke topraklarında yaşayan herkesi ‘Türk’ olarak tanımlamışlardır. Bu toprakların üzerindeki dilleri, kültürleri ‘Zenginlik’ olarak kabul etmişler, ama onların aklına ‘Açılımla, saçılımla’ ülkeyi bölmeyi sokmamışlardır.
Sen geleceksin, 15 senede ülkenin dengelerini alt üst edeceksin, ya da etmesine yardım edeceksin. Demokrasinin, bağımsızlığımızın, özgürlüğümüzün, milli kültürümüzün kaleleri olan Ordumuzu, Polisimizi, Yargımızı, Üniversitelerimizi, Eğitim Sistemimizi yerle yeksan edeceksin. İstismar edecek bir şey kalmayınca da ‘Şehit olmak istiyorum’ öyle mi..
Haburda teröristi davulla, zurnayla karşılayacaksın.. Oslo’da Türkiye Cumhuriyeti’nin onurunu, haysiyetini 3-5 çapulcu için masaya koz olarak süreceksin, Teröristbaşına VİP Muamelesi
gösterecek, bildirilerini yandaş kanallarda saatlerce okutacaksın, Doğu il ve ilçelerinde askerin ve polisin elini kolunu bağlayıp birliğine hapsedecek, köpekleri de sokağa salıp hendek kazılmasına, yollara bomba döşenmesine sessiz kalacaksın. Şimdi şehit olmak istiyorum’ öyle mi.. İllerin, ilçelerin isimlerinin Kürtçeleri ile değiştirilmesine izin vereceksin, okullarda andımızı
kaldırtacaksın, Reszmi zkurumlardan TC ibaresini sildireceksin, memleketin radikallerini ‘Akil Adam’ ilan edip PKK’yı şirin gösterecek etkinlikler düzenletecek, bu adamların tüm giderlerini
devletin kesesinden karşılayacak, 7 Haziran’da oyların ‘HDY’ye gittiğini fark edince de ‘Ne açılımı kardeşim, ne kürt sorunu öyle bir şey yok’ diyeceksin öyle mi.. Şehit olmadan önce senin yapman gereken ilk işin nedir biliyor musun?
15 yıldır, ülkenin dengelerini yerle bir ettiğin için bu milletten özür dilemek ve derhal istifa etmektir. Bu kadar mı, hayır.. Sonra da, bağımsız yargının huzuruna çıkıp yaptıklarının hesabını tek tek vermektir.. PKK’yı nasıl ülkenin başına bela ettiğini, bu gün terörist dediğin PYD’nin Kobane’de sıkıştığı zaman nasıl kendisine lojistik destek sağlanması için sınırları açtığını, bu gün Suriye’yi kan gölüne çeviren çetelere verdiğin geçiş desteği, tedavi desteği için hesap vermeden, şurdan şuraya bırakmam valla. Besleyip büyüttüğün, sonra da başına bela olan Fetö için nasıl ki Allah’tan ve Milletten özür diledi isen, PKK, PYD, Akil Adamlar, Habur, Oslo, Dolmabahçe için de önce özür dileyeceksin. Sonra da, tek tek bunların hesabını vereceksin.
O zaman samimiyetine belki inanır, şehit olman için gereken desteği sağlarız. Aksi halde, gitsen bile bir işe yaramaz, buna da gönlümüz razı olmaz..