Ahmet ZORLU

CİDDİYET BEYLER..

Ahmet ZORLU

Medeni dünyanın herhangi bir ülkesine gitmeye karar verdğinizde, o ülkenin temsilciliğine başvuru yaparsınız, gidiş amacınızı, kalacağınız yeri, kalacağınız süreyi bildirir, gitmenizde sakınca olmadığına kanaat getirilirse size vize verirler.

Vizenin olmazsa olmaz koşullarından biri de, banka hesabınızda vazgeçemeyeceğiniz bir miktar para bulunmasıdır.

Vize zorunluluğu olmayan bir ülkeye gidecek olsanız bile, o ülkenin havaalanına indiğinizde size bazı sorular sorarlar, kayıt altına alırlar, çıkışınızı zamanında yapıp yapmadığınızı takip ederler.

Bizde ise acaip bir uygulama vardır.

ABD’lisi, Alman’ı, Rus’u atlar uçağa gelir, havaalanından elini kolunu sallayarak geçer, tatilini yapar, ticari görüşmelerini tamamlar ve ayrılır.

Mesela sığınmacısınız,  mültecisiniz.

İsterseniz, Türkiye’den kaçtığınız ülkeye bayram ziyaretine gidebilir, bir-iki hafta kaldıktan sonra yeniden Türkiye’ye gelebilirsiniz.

Örnek mi?

Suriyeden kaçıp ülkemize sığınan sözde mülteciler.

Onbinlerce insan sınır kapılarında kuyruk oldu.

Sanki tatil köylerine tatile gidiyor mübarekler.

Bayramı sevdiklerinin yanında geçirip geri gelecekler.

Bu ne aymazlıktır.

Bu ne gayrıciddiliktir.

Hani bu insanlar, despot rejimden kaçıp gelmişlerdi Türkiye’ye..

Türkiye Cumhuriyeti ‘Yolgeçen Hanı’ mı?

Yapılması gereken, Bayram vesilesi ile Suriye’ye gidenlere bir daha Türkiye’ye geçiş izni verilmemesidir.

Bu mantık doğru bir mantık diyenlere sormak isterim.

Fetö nedeniyle ülkemizden kaçıp Avrupa Ülkelerine sığınan insanlar gelip sınıra dayansa, “Bayramı geçirip geri sığınacağız” deseler.

Hangi ülke, bu insanların bir daha, sığındıkları ülkelere geri girişine izin verir.

Mevcut milyonlar bir yana, gelen bilgilere göre, İran üzerinden Afgan Mültecilerin de Türkiye’ye girişi devam ediyor.

Ama nedense, seçim nedeniyle her şeyin üzerine sis perdesi çekiyor ve tartışmıyoruz.

Benim bürom Kayseri’nin en merkezi noktası Sahabiye’de.

Oluşturulan vergisiz, denetimsiz, kontrolsüz Suriyeli Ekonomisinin nabzının attığı bir yer.

Marketleri var. Fastfood yemek çıkaran yerleri var. İletişimcileri var. Kuyumcuları var. Halep Tatlıcısı var. Tam karşımda bir market var ki, ne ararsan temin ediyorlar..

Bu marketin raflarında ise Türk Malı ekmek bile yok.

Hepsi Suriye Menşeili, satılan ürünlerin.

Günde sadece ekmekten 50 kasa satıyor ve ekmek bile bizim bildiğimiz ekmekten değil. Özel yapılıp geliyor.

Beyler kendinize gelin.

Türkiye Cumhuriyeti, ciddiyeti ile bilinen bir devletti, devlettir.

Çaresiz kalmış komşu ülkenin insanına çare olmak başka şeydir, Türkiye’nin aşevi olarak kullanılması başka şeydir.

Ülkem gençliği açlıkla, işsizlikle sınanırken, kentimde dükkan ve işyerleri siftahsız kepenk kapatırken, vergisiz, algısız, denetimsiz bir ekonomik sistem kuran Suriyelilerin işleri muhteşem.

Bazı uyanıklar çıkmaya başladı kentte, işyerlerini Suriyelilere devredip, daha doğrusu işyerini Suriyeli üzerine yaptırıp vergisiz-sorgusuz ticaret yapıyorlar.

Türkiye Cumhuriyeti, bu sorunu daha kronik hale gelmeden çözmek için adım atmalı, işe de Bayram Tatiline giden Suriyelilere kapıyı bir daha açmamakla başlamalıdır.

Aksi takdirde, kentlerin varoşlarında oluşmaya başlayan suç yapıları yarın içinden çıkılmaz sorun ve sıkıntıları beraberinde getirecek ve başımız çok ağrıyacaktır.

Yazarın Diğer Yazıları