BİTTİ DE..
Ahmet ZORLU
Sayın Cumhurbaşkanı, Siyasi Partilerin Genel Başkanları ve özellikle Ak Parti Teşkilatlarının katılımı ile dün akşam, bu ülkenin geleceğini dinamitlemek isteylenlere etkili bir mesaj verilerek 15 Temmuz Senmdromunu geride bıraktık.
Yarattığı travma ve hasarı ile yeni bir dönem uyandık.
Daha doğrusu yeni bir döneme uyandığımızı umuyorum..
Zira 20 günü aşkın bir zaman diliminde, kent meydanlarında milyonlar hep birlikte günah çıkardık.
Evet günah çıkardık diyorum, zira 15 Temmuz'da maskesinin bir bölümünü indiren bu canavarın bu hale gelmesine, Cumhurbaşkanından Köylü Mehmet Ağa'ya kadar hepimiz katkı verdik. Abdullah Gül'ün bu zatın okulları için yaptığı Afrika ziyaretleri, çıkardığı genelgeler bir sır değil. Sayın Recep Tayyip Erdoğan kendisi bu güruha sağladığı katkıları itiraf etmedi mi..
Bu kesimin yayın organı bir zamanlar sadece Kayseri'de 30 bin satmıyor muydu.. Belediyelerimiz balya balya bu kesimin gazetelerini alıp dağıttırmıyor muydu..
Bu milletin kahır ekseriyeti koro halinde ergenekon, balyoz, ay ışığı, gibi kumpaslar sonucu içeri atılan Şerefli Subaylarımız, polislerimiz, rektörlerimiz için Darbeci dememiş miydi.
Elbette, bu hain yapının beyin takımı, silah tutan bölümü, açık açık parasal güç sağlayan bölümü bağımsız yargıya hesap vereceklerdir.
Ama artık aysbergin görünen bölümü kadar ortaya çıkan bu hain yapılanma ve görünmeyen bölümündeki devasa ilişkilere karşı Milli bir Seferberlik ilan etmenin zamanıdır.
Ancak görüyorum ki, bu yarayı kaşıyarak, bu hasarı kullanarak zemin yakalama, iş bağlama, tehdit ve şantaj hesapları içerisinde bulunan o kadar çok insan var ki, 'Ne oluyor milletimize' demekten kendimi alamıyorum.
İspiyonculuk, aba altından sopa gösterme, masum insanları etiketleme hastalığı bir veba gibi yayılıyor.
Kimi ticaretteki rakibini, kimi kendisini yargıya şikayet edeni, kimi tipini beğenmediği komşusunu, kimi siyasette önünde muhtemel rakip gördüğü kişi ya da zümreyi, yaftalayarak ömür boyu çekeceği vicdan azabına zemin hazırlıyor.
Malesef bu konuda zaman zaman biz bile kullanılmaya kalkışılıyoruz. Cumartesi yayımlanan köşe yazısında yazıya konu ettiğimiz Bünyan Belediye Başkanı ile ilgili bilgilerde olduğu gibi.
Sayın başkanın yurt yöneticiliği yaptığı bilgisi asılsız çıktı. Ancak paralel ile sıcak teması konusundaki bir kaç kaynaktan aldığım teyit doğru. Zira bildiğim kadarıyla Mehmet Özoğul Sayın Başkanın yakın çalışma arkadaşlarından ve Şeker İmamının da müridi.
O yüzden sorgulanıyor.
Neyse biz konumuza dönelim.
15 Temmuz bizim içinden dersler çıkarmamız gereken bir dönüm noktasıdır. Her musibeti bir nasihat gibi görmeli ve ülkemizi buna göre şekillendirmeliyiz.
Bu yaşananlardan sonra hepimiz demokrasi için, hepimiz çağdaş dünyanın saygın bir üyesi olmak için, hepimiz dini inançların kişi ile yaradan arasında kalması gerektiği noktasında inançlarımızı pekiştirmeliyiz. Kardeşçe bir arada yaşamanın önemini idrak etmeliyiz.
Hangi görevde olursak olalım daha çok çalışmalıyız. İnsan Merkezli yapılan her hizmetin ardında olmalıyız. Bakınız 17 Temmuz'da bir öneri getirmiştim.
Yerel yönetimlerin bu muazzam insan potansiyelini güzelliklere kanalize etmesini önermiş ve 'Kentlerde kurulacak demokrasi ormanlarına, bu etkinliklere katılanların birer fidan dikmesini veya 1 fidan bedeli ödeyerek adına fidan dikimi sağlanmasını önermiştim.
Eğer yapsaydık bu dinamizm, bu gün hayırlı bir işe dönüşmüş olmaz mıydı. Orman fakiri Anadolu'da bir ağaçlandırma seferberliği başlatılması sağlanmaz mıydı.
Bunu yapamadık.
Sadece trafiği tıkayan enerji ve yakıt hovardalığının ötesine geçmeyen, kendini önensiz hissedenlerin belli zamanlarda önemli olduklarına kendilerini inandırdıkları demokrasi kültürüne katkısı bulunmayan, argonun hakim olduğu gösteriler olarak yazacaktır tarih bu süreci.
Yararı olmadı mı?
Elbette oldu.
Bundan sonra bu ülkede darbe hesabı yapanların, amaçlarına ulaşamayacakları dünya aleme ilan edildi ama sadece o kadar..
Geçmişi tartışmak bir yana.
Bu milletin aynı kararlılığı, bundan sonra kronik belamız terör konusunda da ortaya konması gerektiğine inanıyorum.
Bundan böyle terör örgütünün eylem yapacağı her ile, akın akın gitmeli, terör karşısında milli birliğimizin gücünü ortaya koymalıyız.
Ama gerek paralel mücadelesinde, gerekse terörle mücadele, hiç bir zümreyi potansiyel düşman olarak görmemeli, milli birlik silahı ile vermeliyiz bu kutlu mücadeleyi..