Ahmet ZORLU

BİTTİ ARTIK EFENDİLER!

Ahmet ZORLU

Evet artık, işin sonuna geldiniz..
Paylaşılacak, satılacak bir şey kalmadı..
Aşevleriniz, kömür stoklarınız ve makarna paketleriniz de yaşanan gerçeklerin üzerini örtmeye yetmiyor artık..
İçerde, dışarıda kontrolü kaybettiniz..

Başımızın yere eğilmesine,  utanmamıza neden oldunuz, ama hala pişkince ABD Jürisini şok eden, rüşvet çarkının sorumlularını el üstünde tutuorsunuz.
‘Güzel öldüler’ dediniz sesimizi çıkarmadık

 ‘Bu işin fıtratında var’ dediniz

Öyledir belki dedik.

Sessiz kaldık.
Yıllardır sırtınızda taşıdığınız Fetullah adındaki bir din bezirganını, Apo adındaki bölücübaşını, Reza denilen Sahtekar, dolandırıcıyı  hazmettirmeye çalıştınız.
Ölerek, fakirleşerek, ahlaki değerlerimizin tahrip edilmesi pahasına,  ödedik bu yanlışlarınızın bedelini..
Güvenli bölge oluşturmak için diye girdiğiniz Suriye’de rejim değiştirmek istediğinizi itiraf ettiniz, buna da ses çıkarmadık.

Sonra bir de baktık ki, çark ettiniz, ama ülkenin güvenliğini, toprak bütünlüğümüzü riske ettiniz, utanmadan şimdi de çıkıp “Beka Sorunu”ndan bahsediyorsunuz.
Devletin güvencesindeki Yatılı Bölge Okullarının barınma bölümünü sessizce din tüccarı  cemaatlere devrettiniz, ‘Dinlerini diyanetlerini öğreniyorlar’ dediniz, buna da sustuk.
Kayseri’de, Konya’da patladı çocuklarımızın kaldıkları yuvalar, sapır sapır döküldü çocuklar yine hazmettik.
Karaman’da onlarca çocukla harem hayatı yaşayan densize bile ‘Bir kere oldu’ mazereti gösterme pişkinliğinize tanık olduk.
Cumhuriyet döneminin tüm kazanımlarını özelleştirme adı altında elden çıkardınız, ‘Çağın gereği’ dedik sustuk..
‘Milletin a… koyacağız’ diyen şerefsize ömür boyu gelir sağlayacak köprüler, havaalanları verdiniz, aldığı kredilerini devletin garantisine aldınız, şimdi geçen geçmeyen bu köprüler için para ödüyor, ‘Bütçeden yaptırmaktan daha iyidir’ diye sineye çektik.
Bakkaldan bir paket sigara almasına bile izin vermediğimiz 13-14 yaşındaki çocuklara tecavüzün yolunu açan bir yasayı bile getirdiniz meclise, yüzünüz kızararak geri çekmek zorunda kaldınız.
Ekonomiyi rayından çıkardınız, ‘Sorumlusu emeklilerdir’ dediniz, buna bile ‘Belki haklılar’ dedik.
Vatandaşa bir paket makarnayı gözünün içine soka soka verirken, Suriye’den gelenlere 1500’er lira harçlık dağıttınız. Memleketimin büyük kentlerinde ekonomide söz sahibi artık Suriyeliler. Çünkü onlar bu topraklarda yaşıyor, ama vergiden muaf, adeta dokunulmazlıkları var.

Emekliye aylık 28 lira ücret artışını bile büyük bir lütuf gibi sundunuz, ‘Hiç yoktan iyidir’ dedik.
Hedef tahtasına koyduğumuz Pansilvanya’dan aldıklarınızı, Menzilvanya ve benzeri Cemaatlere tahsis ettiniz, ‘Belki bunlar devleti yıkmaya çalışmaz’ dedik.
Ama deniz bitti beyler.
Sabır da bitti..
1 Lira 1 Dolar olacak yalanlarınızın sonunda Türk Lirasını çökerttiniz.

İşsizler iş bulmaktan öte, geleceklerinden umutlarını kesti.

Kayseri Valisi, ‘Yılda 100 milyon lira fakirlere para dağıtıyoruz diye övünüyor.

Ama biri de çıkıp kendisine şunu sormuyor;

“Sayın Vali, seni göreve getiren iktidar partisi kurulurken, yoksullara yardım etmek değil, yoksulluğu ortadan kaldırmak sözü vermişti. 100 milyon lira dağıttığınız halde yoksulluk diz boyu ise, bu devletin ayıbı mıdır, yoksa övünülecek bir sonuç mudur?” diye.

Hepiniz, ama hepiniz gelinen bu noktada, vicdan mahkemesinde, ülkemi ve milletimi bu günlere getirmekten sanıksınız.
Davacılar; Orta halli bir gelire sahipken, açlık sınırına getirdikleriniz, çocuklarını Doğu’da kurulan hain tuzaklarda yok ettirdikleriniz, Çocuklarının geleceğini belirledikleri okulları, kendi ideolojik amaçlarınız için kurguladığınız ve eğitim sistemini tahrip ettiğiniz öğrenciledimizin anne ve babaları, Suriye topraklarında şehit olmalarına neden olduklarınız, malı çalınan yetimler, yavrusunu, annesini, kardeşini maden ocaklarında, tarikat yurtlarında, iş kazalarında kaybeden ülkenin kahır ekseriyeti.
Suçunuz; Yoksulluğu ortadan kaldıracağız diyerek yönetimini aldığınız ülkeyi yoksullar cenneti haline getirmek, Yolsuzluğu tarihe gömeceğiz sözüyle iktidar olup ‘Çalıyorlar ama çalışıyorlar’ kültürünü hakim kılmak, Yasakları kaldırma sözünüzü, iktidarınızda unutup ülkede her şeyi yasaklamak, Reza gibi dolandırıcıları, sahtekarları, liboşları, dönekleri makbul adamların koltuklarına oturtmak, yakınlarınızın elde ettikleri kirli paraları vergi cennetlerine taşımalarına göz yummak..

Hepsinden önemlisi de, Türkiye’nin dünyadaki itibarını beş paralık etmek.
Hukuku ve adaleti de iç ettiğiniz için, adalet terazisini istediğiniz gibi ayarlarsınız belki.
Ama ilahi Adalet, ama toplumun vicdanının oluşturduğu mahkemede kararlar kesindir, adildir ve itiraz mercii yoktur..
Yani, bitti artık beyler.

Yazarın Diğer Yazıları