Ahmet ZORLU

AYRAN-FAYTON MESELESİ..

Ahmet ZORLU

Türk Ekonomisi, tarihinin en büyük çıkmazlarından birini yaşarken, ülkenin üçüncü çeyrekte 11.1 büyümesinin gizemini çözmeye çalışıyorum.

Zenginleşiyoruz sanırım, yoksa bu kadar lüks, bu kadar tantanaya millet ‘Yeter yahu kanımızı emdiniz’ diye çıkışırdı, şimdiye kadar.

Evet zenginleşiyoruz ama, biz değil bir avuç sermayedardır zenginleşen.

Biz ise, orta gelirliler sınıfından birkaç adım daha geriye gittik.

Yani zenginleşenler, devlet imkanlarını hoyratça kullananlar, ekonomik imkanları kendilerine hortumla bağlayanlar.

Kahır ekseriyet ise yaşananları çaresizlik içinde seyrediyor ve büyük bölümü hala iktidarın kendileri için de ilerde bir şeyler yapacağını sanıyor.

Demek ki, ‘büyümek gelişmek değildir’ gerçeğini kabullenmemiz lazım..

Bakınız yılın ilk 10 ayında Sayın Cumhurbaşkanı ve Sayın Başbakanın örtülü ödenekten kullandıkları para tam 2.6 milyar lira..

Bu para bizden çıkıyor.

Nasıl çıksın bizden diyenlere hatırlatayım.

Yediğiniz ekmek, marketten aldığınız tuz, peynir, zeytin, et, traktörünüze aldığınız mazot, serinlemek için içtiğiniz limonata, varsa aracınıza aldığınız benzin, yüzünüzü yıkamak için açtığınız musluk, elektrik için, doğalgaz için ödediğiniz faturanın içerisine gizlenmiştir bu örtülünün parası.

Zira hepsine, ama hepsine hem KDV hem de ÖTV ödüyorsunuz.

ABD Başkanı Donald Trump ise dünyaya hükmediyor, ama 10 bin doları belgesiz kullanma yetkisine sahip değil.

Bir başka sorumsuzluk örneği..

CHP Milletvekili Haluk Pekşen önceki gün gündeme getirdi mecliste ve Başbakan’a cevaplaması istemiyle soru önergesi verdi.

Fetö operasyonları ile el konulan işadamlarına ait uçaklar meselesini.

Mesela Hacı Boydak’ın jeti.

Haluk Pekşyen’e göre, bu uçakları bakanlar ve AKP’nin tepesindekiler, Gaziosman Dolmuşu gibi kullanıyorlar.

Uçağın ne masrafı olacak demeyin sakın.

Uçuş personeli ile birlikte kullanılıyor bu uçaklar.

Oysa el konulduysa, bir an önce satılıp hazineye irat olarak kaydedilmesi gerekmez mi.

Pekşen’in meclis kürsüsünden gündeme getirdiği iddialara gelince, “Yağma hasanın böreği gibi bu uçaklar bütün AKP’liler tarafından kapışılmış, kapanın elinde kalmıştır. El konulan uçaklar şimdi AKP’liler elinde tam bir israf kaynağıdır. Bu uçakların pilot, personel, yakıt, kira, konma, konaklama gibi giderlerinin toplamı milyon dolarları bulmaktadır. Bu para beyefendilerin keyfi için devletin kasasından çıkmaktadır. Neredeyse her Bakanın altında bir özel uçak vardır. Yiyecek ekmeği zor bulan, üç kuruş asgari ücretle hayatını idame ettirmeye çalışan vatandaşa tasarruf yapın diyen bu zihniyet, sıra kendilerine gelince lüksün, israfın dik alasını yapmaktadırlar. Bu uçaklar kamu hizmeti görüntüsü altında AKP kongrelerine katılan Bakanlar tarafından kullanılmaktadır. Bu uçakların giderlerini devlet ödemektedir. Buradan soruyorum, bu hangi vicdana sığar?” diyor.

Beyler, ağalar, önce bir konuda anlaşmaya varıp bir gerçeği hep birlikte kabul edelim..

Türkiye, ekonomik yönden büyük bir çıkmazın içine adım adım sürüklenmektedir.

İki gündür ekonomistlerin yorumlarını biraz daha dikkatle izliyorum.

Üretim geriliyor, inşaat sektörü şişirildikçe şişiriliyor ve patlaması yakın.

Tarımda işletmeler kapanıyor, ekilemeyen arazinin büyüklüğü trakya bölgesi kadar.

Dolar, şişirildikçe şişiriliyor.

Milyonlarca insan açlık sınırının altında yaşama mücadelesi veriyor.

Genç işsizlik kontrolden çıktı. Neredeyse her 3 gençten biri iş aramaktan bile umudunu kesti.

Ve içimizi yakan bir konuyu, yine Meclis Kürsüsünde, Milletvekili Tuncay Özkan’dan öğrendik.

Milli İstihbarat Teşkilatı’nın 4 üst düzey yöneticisi, PKK’ya karşı bir operasyon için gittikleri yurtdışında, PKK’nın eline tutsak düştü.

Özkan diyor ki, “Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki ilgili komisyon üyeleri olarak MİT’e sözlü ve yazılı bilgi için başvuruyoruz, MİT bize cevap bile vermiyor.”

İşte güzel ülkemin fotoğrafı..

O Mit’ki, dünyanın öbür ucundan, PKK Başını yakalayıp derdest ederek Türkiye’ye getirmişti.

Ve Meclis’ten bir başka fotoğraf karesi.

Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Kılıçdaroğlu’nun gündeme getirdiği belgeleri kürsüde yırtıp attı.

Sonra da dedi ki;

“Sayın muhalefet lideri (Ben nazikçesini yazdım) Fetö’nün eline verdiği belgeleri kullanarak bizi yıpratamazsın..”

Sayın Elitaş, ben belgeleri kimin verdiğine değil, belgelerin gerçek olup olmadığına bakarım, Milette öyle yapıyor.

Mann Adası belgeleri için, Sayın Cumhurbaşkanı, “O paralar gitmedi, geldi” dedi mi, dedi.

Başbakan, “Ne gitti, ne geldi. Belgeler sahte” dedi mi dedi..

Sadece şu soruya cevap ver;

Sayın Cumhurbaşkanının mı, Sayın Başbakanın mı dediğine itibar etmeliyiz. Hangisi doğruyu söylüyor?

Yani, “Ayranı yok içmeye, el konulan özel uçakla gider il kongresine!” dönemini yaşıyor güzel ülkem..

Yazarın Diğer Yazıları