ANNE-BABA MESELESİ..
Ahmet ZORLU
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde devam eden bütçe görüşmelerini takip etmeye çalışıyorum.
Söz alan muhalefet temsilcilerinin konuşmaları, iktidardan gelen cevaplar, daha doğrusu iktidarın gürültüye boğup, muhalefetin sesini kısma çabalarını.
Enerji Bakanlığı’nın bütçesi görüşülürken CHP’den geldi iddia;
Bakan Berat Albayrak’ın, Fetö Okullarında burslu okuduğuna ilişkin iddialar üzerine söz alan, Damat Bakan, burslu okumadığını belirterek, Fetö okullarının yetiştirdiği bir vatansever olduğunu dile getirdi, şöyle konuştu;
"Evet, cemaatin okulunda ama burslu okumadım. 35 sene içerisinde cemaatin yüzlerce okulunda okuyan yüz binlerce, milyonlarca gencin bir tanesiyim. Ama öyle bir anne baba yetiştirdi ki beni, hiçbir zaman ama hiçbir zaman aklımı bir beşere kiraya vermedim. Elhamdülillah, öyle vermedim ki, beni o dediğiniz güruh iyi bilir kimin oğlu olduğumu, nasıl bir hayat yaşadığımı. Hiçbir zaman inandığımdan geri durmadım. Bu ülkede o okullarda okumuş FETÖ'cü olmayan yüz binlerce gencimiz var, aklını kiraya vermemiş insanlarımız var. Benim o gece nerede olduğumu 3 evladımla önce Allah, sonra bu milletim, sonra da bu tarih biliyor ve yazacak. Ben şunu ifade ediyorum: Kimin nerede olduğunu hem Cenab-ı Allah biliyor, hem tarih biliyor, hem de bu millet biliyor. Ben 12 Eylül darbesinde hapse girmiş yazar bir insanın oğluyum. Ne darbeden korktum ne ölümden korktum. 15 Temmuz'da, en ön safta, bu darbede de bu darbenin birinci hedefi olan insanın yanından Elhamdülillah, benim için bir altın madalyasıdır, bir saniye bile ayrılmadan bu mücadelede en önde yer almak için gayret ettim."
Sayın Bakanı dinlerken, sadece eğitim gördüğü okul yüzünden cezaevine giren, babası ya da annesi bu yüzden görev yaptığı kamudan atılan, bırakın fetö okulunu, bu ihanet odağının dersanesine giderek geleceğini iyi bir üniversiteye endeksleyenlerin yaşadıkları acıları düşündüm.
Bir çoğu ailece bu ihanet yapılanmasına hayatlarını verdiler.
Bir çoğunun bu şebekeye hiç katkısı olmamıştır belki, Sayın bakan gibi.
Ama beni asıl yaralayan, bakanın “Beni öyle bir anne baba yetiştirdi ki” sözü oldu.
Sanki başkalarının anne-babası devşirme.
Sanki başkalarının anne-babası çocukları için çaba ve emek harcamamış gibi.
Kendi kibri bir yana, tüm anne ve babalara da hakaret ettiğinin farkında bile değil bu zavallı.
Ben böylesi zavallılar ahkam keserken derim ki, “Dua edin de amel defterleri açık tutulmuyor, yoksa sokağa çıkacak yüzünüz olmaz..”
Bakanın bu sözleri, bu milletin tüm çocuklarına, anne ve babalarına hakaret içerir.
Ne demek, “Beni öyle bir anne-baba yetiştirdi ki..”
Sanki bu ihanet çetesinin kurbanları ağaç kovuğunda dünyaya geldiler, sokakta büyüdüler..
Kibir, bu gün iktidar edenlerin kahır ekseriyetinin yakalandığı amansız bir hastalıktır ve tedavisi yoktur.
Sayın Bakanın bu sözleri için tüm anne ve babalardan özür dilemesini öneririm..
. . . . .
Eğitimdeki kalitesizlik ve işsizlik yan yana giden iki olumsuzluk, ama ülkemin ufkunu karartmaya da devam ediyor.
Bir süre önce dile getirdiğim, öğretmenlik mesleğinde çifte standart uygulaması, eğitim alanında ve diğer alanlardaki çalışma barışını tehdit etmeye devam ediyor.
Zira;
“Senin çocuğun da işsiz kalsın” dediler, “Her üniversite mezunu iş bulacak diye bir kural yok” dediler şimdi de Başbakan çıktı, “Mezun olan her öğretmene iş bulamayız” diyor.
İşsizlik sadece öğretmenlerin sorunu değil elbette, İİBF mezunları işsiz, mühendisler işsiz, MYO mezunları işsiz.
Neredeyse her 3 gençten biri işsiz.
Türkiye’nin öğretmen ihtiyacı varken, para yok diye daha az maaş ödemek için öğretmen atamayıp ücretli öğretmen çalıştırarak, geleceğimizi de yok etmeye çalışıyorlar.
Üstüne üstlük, ilkokul öğrencilerinin yüzde 46’sı, ortaokul öğrencilerinin yüzde 38’i, lise öğrencilerin yüzde 9’u ikili eğitim veren okullarda okuyor. Yani bir grup öğrenci sabah okula gidiyor, diğer grup öğlen gidiyor.
Öğretmen açığımızı, ücretli öğretmen istihdamını sona erdirip ikili eğitimi ortadan kaldırıp tam gün eğitime geçersek ataması yapılmayan tüm öğretmenlerimizi atayabiliriz..
Hasta garantili hastane, yolcu garantili havaalanı, geçiş garantili yol ve köprü yaparak, geçenden de geçmeyenden de para almayı hedefleyen yatırımlarla işsizlik sorunu çözülemez.
Yeni eğitim kurumları açarak, bilimi yeniden okullarımıza alarak, çağdaş standartlarda eğitimi olmazsa olmaz kılarakş ancak geleceğimizi inşa edebiliriz. Aksi halde öğretmen olarak, mühendis olarak yetiştirdiğimiz gençliği polis olarak, gardiyan olarak istihdam etmek zorunda kalırız. Her yıl onlarca cezaevi açmak durumu ile karşı karşıya bırakılırız.
İstihdam yaratmayan, borç üreten, kendi zenginini oluşturan büyüme ve ekonomi politikalarıyla gençlerimizi işsizliğe mahkum etmeye devam eder, ülkenin geleceğini hep birlikte yok ederiz.