Ahmet ZORLU

ALAY EDE EDE..

Ahmet ZORLU

Evet alenen milletle alay ediyorlar.

Ederken de, kafası az çok çalışanları isyan ettirecek dozda ayarlıyorlar, alaylı cümlelerini..

Hatırlayın, Memleket büyüğü ne demişti;

“Bütün bunlara rağmen hala ülkemizde et fiyatlarının yüksek seyretmesinin, genel refah seviyemizin artması sebebiyle talepte yaşanan yükselişle ilgili olduğunu düşünüyorum. Biz bu fiyatları bir defa şöyle rantabl seviyeye düşürmek için gerekirse cari açığı bile düşünmeden ithale gider ve piyasayı biz balanse ederiz. Çünkü vatandaşımıza ucuz et yedirmekte kararlıyız. İnşallah bu meseleyi yeni dönemde kalıcı bir şekilde çözeceğiz."

İlgili bakan da bu sözleri onaylamak zorunda. İsterse onaylamasın.

Rakam vererek şu sözleri söyledi, Tarım Bakanı olan zat, eski bakan olan babasının oğlu;

“Türkiye 2002 yılında kişi başı 6 kilogram et tüketiyordu şimdi 15 kilo et yemeye başlamış.”

Sevgili bakan, bu millet ne 2002’de kişi başına 6 kilo, ne de 2018 de kişi başına 15 kilo et tüketiyordu, tüketiyor.

Bu sözleri söylerken mantığı izne gönderdin galiba.

Gel bir hesap yapalım.

4 Kişilik bir ailenin, senin hesabına göre günde 2 kilo et tüketmesi gerekiyor.

Bana göre ise, bırak dar gelirliyi, orta gelir sınıfına mensup 4 kişilik ailelerin mutfaklarına bile ayda iki kilo et girmiyor.

O zaman sorarlar adama;

“Benim ve çocuğumun hakkı olan kişi başı 500 gram etleri hangi itler yiyor” diye..

Gel bir de parasal değerlendirmesini yapalım, bu iddianın.

2 çocuğu okul çağında bir aile düşünün.

Günde 2 kilo et alıyor.

Etin kilosu, çok daha yüksek ya, hadi 40’tan sayalım.

Günde 80 lira ete gidiyor.

Ayda 2400 lira eder.

Oysa emekli maaşı ve asgari ücret bu ülkede ortalama 1500 lira.

Yani mide izin verse bile, kişi başı günde yarım kilo et tüketmeye, bütçe izin vermiyor.

Bu kadar gerçeklerden kopuk, bu kadar halkından uzak isimlerin yönettiği güzel Türkiyem’in tablosundan sadece bir kesit, yukarıdaki örnekler.

Daha diğer bakanların, yönetenlerin incileri de arşivlerde yerini koruyor.

Damat efendinin, yaşananları görmezden gelerek, “En zoru geride bıraktık” ya da “Türkiyeye mali operasyon bir başkentten planlanıp uygulandı” dediği gibi.

Oysa bu iktidardan ve özelleştirmeci zihniyetinden önce;

Fındık bizimdi,

Buğday bizimdi,

Çay bizimdi,

Un bizimdi.

Anadolu'da şeker,

Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu’da Pamuk,

Doğu'da tütün,

Ege’de zeytin bizimdi.

Hepsinden önemlisi de derdimizi dökecek kağıt bizim topraklarımızdaki fabrikalarda üretilirdi.

 Fatma Teyze’nin giydiği Basma Fistanın kumaşını üreten Sümerbanklar da bizimdi bir zamanlar.

Şimdi hepsini babalar gibi sattılar.

Günde 500 gram et tüketiyormuşuz.

Yalan be,

Ayıp be,

Günah be..

Yoktan var edilen güzel ülkemi, vardan yok ediyorsunuz.

Hem de yüzünüz kızarmadan bizimle alay ede ede..

 

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları