Ahmet ZORLU

AKILLI ŞEHİR..

Ahmet ZORLU

Sayın Büyükkılıç, Kayseri’yi akıllı şehir haline getireceklerini söylüyor.

Sayın Mustafa Çelik ise, “Biz zaten akıllandırdık, Kayseri’yi” diyerek bilgi-işlem anlamında yaptıkları yatırım ve yenilikleri anlatıyor.

Sayın Büyükkılıç’ın, sanırım ilçe adayları açıklandıktan sonra hazırlayacağı Projeleri de görmek lazım.

Ancak akıllı şehir yerine, mutlu şehir kavramının öne çıkarılmasında bence fayda vardır.

Akıllı Şehir’den benim anladığım,  ‘Elektronik ortamda 24 saat gözetim altında tutulan’ bir kent anlatılmak isteniyor.

Oysa, “Mutlu Şehir” kavramı bence çok daha farklı.

Mesela Birleşmiş Milletlerin belirlediği kriterlere göre, ‘İnsani Yaşam Endeksi’nde üst sıralarda olmak hedeflenmeli, amaçlanmalıdır.

Yani, okuyan, araştıran, sosyal hayatı kısıtlanmayan, fikir jimnastiklerinin, beyin fırtınalarının yapıldığı sosyal mekanlara sahip kentler.

Bilgisayar sistemli betonarme binalar inşa etmekle olmaz bu iş.

Eskişehir’i örnek vermek istiyorum.

Bu kentte, Selçuklu, Bizans, Roma, Osmanlı’dan kalan izleri  pek bulamazsınız.

Erciyes’i yoktur Eskişehir’in,  her yanı Selçuklu eserleri ile donatılı değildir, Sultansazlığı, Kapuzbaşı Şelaleleri gibi doğal tabiat değerlerine de sahip değildir.

Ama biliyor musunuz, hafta sonları, ülkenin bir çok kentinden gruplar halinde insanlar Eskişehir’i görmeye, Eskişehir’i gezmeye gidiyorlar.

Zira bu kentte uzun süredir Belediye Başkanlığı yapmış bir isim, çalışma stratejisini ‘Akıllı şehir’ yerine, ‘Mutlu Şehir’ esası üzerine bina etti.

Gidip dolaşın şöyle,  merkez belediye ve ilçe belediyelerinin eşgüdümü ve uyumu ile 24 saat yaşayan bir kent inşa edildi.

O nedenle Eskişehir, Dünya Kaynaklar Enstitüsü’nün (World Resources Institute - WRI) şehircilik ödülü WRI Ross yarışmasında 115 şehir arasında Londra, Barselona, New York ve Dubai gibi metropolleri geride bırakarak finale kaldı.

İşte akıllı şehir böyle inşa edilir.

Akıllı Şehir, kırmızı ışıklara konulan kameralarla emniyet kemeri denetimi yapmak değil, o emniyet kemerini takmanın bir kültür olduğunu, insanın güvenliğini sağlamaya yönelik yararlı bir uygulama olduğunun idrakine tüm insanların varmasını sağlamaktır.

Akıllı şehir, 24 saatte 6 kez cafelere sigara baskını yapmak değil, sigara tiryakisine o bilinci verip ‘Ben içiyorum ama bu mekandakilerin sağlığını etkilemeyeyim’ diyerek mekanın dışına çıkma kültürünü tiryakiye kazandırmaktır.

Akıllı şehir,  sosyal mekanlarının masalarında okey-tavla değil, satranç müsabakalarının yapılabildiği,  insan topluluklarının masaya koydukları kitabı ve yazarını didik didik edebildiği ortamların yaratılmasıdır.

Akıllı şehirlerde, yazardan ve kitaptan korkulmaz.

Yazdığı ve eseri tartışılır.

Akıllı şehirlerde yerel yönetimler, ‘bize oy veriyorlar’ denilerek toplumun bir kuşağını, yaşlı ve emeklileri dikkate alan sosyal yatırımlar yapmaz. Her kuşak esas alınır.

Akıllı şehirlerde, belediyeler insanın insanca yaşaması için çalışır.

Akıllı şehirlerde, iktidarın temsilcileri, muhalefetin temsilcilerine tepeden bakmaz, gerektiğinde onlarla bir araya gelir, TV ekranlarında kenti ve kentin geleceğini tartışabilir.

Akıllı şehirlerde bisiklet yolları ana caddenin ortasına çizilen bisiklet çizimleri ile gösterilmez, yaya kaldırımlarının yanıbaşında özel şeritler olarak tanzim edilir.

Akıllı şehirlerde, yerel yönetimler kültürel altyapıyı güçlendirmekle başlarlar işe.

Yolumun üzeri olduğu için, her akşam üzeri Büyükşehir Belediyesi’nin yanıbaşındaki kütüphanenin önünden geçerim eve giderken.

Penceresinden gördüğüm ve ara sıra içeri girip baktıkça mutlandığım bir manzaradır, oradaki gençlerin kitapla başbaşalığı.

Bazen kapıya çıkıp kahve molası veren gençlere kulak kabartırım, kitabı, kültürü ve yazarı konuştuklarına tanık oldukça mutlanır, geleceğe dair umutlarım artar.

İşte bu kütüphane Akıllı Şehir’e doğru atılmış bir ilk adımdır bence.

Zira okuyan, eğitimi noksansız insanların sayısını artırdığımız sürece akıllı şehre değil, ‘Mutlu Şehir’e  adım atmış oluruz ki, yeniden vurgulayayım.

Akıllı şehir değil, Mutlu Şehirlere, İnsani Yaşam Standartları Dünyayla rekabet eden şehirlere ihtiyacımız vardır.

Eskişehir, bu hedef için çarpıcı bir örnektir.

Uzakta değil, gidip inceleyin, siz bile hayran kalacaksınız.

Yazarın Diğer Yazıları