2019'A DOĞRU..
Ahmet ZORLU
Ciddiyetine Güvendiğim kamuoyu yoklaması yapan şirketlerden geliyor sonuçlar.
Ak Parti’ye hizmet verenlerin dışındaki bağımsız kurumların verileri, özellikle Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili seçimlerinde hedeflenen yüzde 50.1’in hayli ütopik bir nokta olduğunu, iktidar ve ittifakın oylarının ise erime sürecinin devam ettiğini gösteriyor.
Biz toplum olarak, sahip olduğumuz bazı değerleri yitirmeye başlayana kadar umursamayız.
Ama kaybetmeye başladığımız zaman aklımız başımıza gelir ve “Zararın neresinden dönersek kazançtır” ilkesine sarılırız.
Peki kaybetmeye başladığımız değerler nelerdir diyecek olursanız;
Ucundan, kenarından tırtıklan tırtıklana ortadan kaldırmaya çalışılan Demokratik Standartlar mesela.
Ohal’le lüks hale getirdiğimiz İnsan Hak ve Hürriyetleri, Laik Demokratik Devlet Yönetimi anlayışı.
Bağımsız ve Tarafsız Hukuk mesela, neredeyse Hakim ve Savcılara düğmeli cübbe dikilecek noktaya geldik. Geçmişte AKP’nin il ve ilçe yönetimlerinde görev almış tüm avukatlar adliyelerde hakim ve savcı olarak görev yapıyor.
Üreten, çalışan bir toplum yapısını özler hale geldik mesela. Mercimek ve Nohutumuzu bile, hatta samanı bile ithal eder hale geldik. Ülke tarım ve hayvancılığı musalla taşında cenaze namazını beklerken, adında ziraat yazan devlet bankası, Kirli Medya Havuzunda çamura bulansınlar diye bir işadamının satın aldığı yayın grupu için işadamına 700 milyon dolar kredi veriyor. Oysa bu krediyi, 2 yıl ödemesiz, 10 yılda ödemeli olarak ülke tarımına aktarsa, ülke hayvancılığına aktarsa, dışa bağımlılığımız azalacak.
Sağlıkta getirildiğimiz nokta mesela.. Hastane koridorlarında, acil servislerinin önünde oluşan kalabalıklara, özel sağlık kurumlarının hastaya dayattığı faturalara bakarsanız ne demek istediğimizi anlarsınız.
Ülkenin her yanında, normal eğitim kurumlarının İmam-Hatip Lisesine dönüştürülerek, eğitime vurulan darbe mesela. Ne diyor uzmanlar, “Bu günkü müfredatla İmam-Hatip liseleri dindar bir nesil değil, Deist bir nesil yetiştiriyor.. “ Kalite sıfırlandı okullarımızda. Bilime düşman, hurafeye hayran yönetenlerin elinde, Emevi anlayışı din diye pazarlanıyor genç dimağlara.
Devlet idaresinde kaybolan denge, denetleme sistemi mesela. Etkisiz hale getirilmiş Anayasal yargı kurumları, önce sesi kısılmış, sonra işlevi sıfırlanmış bir meclis, Saray’ın talimatlarını icraata dönüştüren bir yürütme..
Ekonomiye girecek bile değilim.
Zira, Maliyenin teslim edildiği adam, krize hazırlıklı olun uyarısı yapıyor, Cumhurbaşkanınca azarlanıp fişi çekiliyor. Yüzde 7.4 büyüdüğümüzün iddia edildiği bir dönemde, kişi başına düşen milli gelirimiz ciddi oranda geriliyor. İşsizlik ateşi her geçen gün daha yakıcı olmayı sürdürüyor.
Ondan diyorum ki, 2019’da Millet sanırım sandığa atacağı oylarla, şu mesajları verecektir;
“Darbe rejimi, Ohal gibi demokratik olmayan her türlü uygulamaya Hayır, Teröre Hayır, nihai amacı Demokratik Sistemi ortadan kaldırıp teokratik bir yönetim anlayışını egemen kılmak olan her türlü örgüt, dinsel ve siyasi yapıya Hayır, emperyalizmin iç işlerimize karışmasına ve yine emperyalizmle işbirliği halinde çalışan yönetim anlayışlarına hayır, gerekçesi ne olursa olsun, bizi yönetenlerin başkalarının iç işlerine karışmasına Hayır, içinde üretim, içinde istihdam, içinde eşit paylaşım olmayan bütün ekonomik uygulamalara Hayır, hür türlü Dini ve Milli değeri kişilerin siyasi ikballeri için istismar eden anlayışların tamamına birden hayır, Tek tip insan yetiştirmeyi hedefleyen dogmalara dayalı, bilimsellikten uzak eğitim sistemlerine Hayır, Belli bir zümreyi merkeze koyan, bilimsel temelli olmayan, ülkeyi geleceğe hazırlamak yerine, ülkeyi geriye götüren bütün ekonomik anlayışlara Hayır, Mütedeyyin insanların din duygularını istismar eden siyaset anlayışına Hayır, Etkisizleştirilmiş ama kalabalıklaşmış bir Meclise Hayır, Demokratik olmayan her türlü yaklaşıma, anlayışa, uygulamaya Hayır, Başka ülkelerin iç işlerine müdahaleye hayır.”
Daha yerel seçimlere 1 yıla yakın, diğer seçimlere 1,5 yıl zaman varken iktidarın önünde bir fırsat var.
Derhal OHAL’i kaldıracak.
Demokratik standartları yükseltecek önlemleri tek tek hayata geçirecek.
Şeker fabrikalarından başlamak üzere, yerli sanayimizin elde kalan bölümlerini satmak yerine modernleştirecek önlemleri alacak.
Toplum kesimlerine huzur, barış ve kardeşlik vadedecek önlemleri hayata geçirecek.
Medya bağımsızlığını yeniden tesis edip, gazetecilik mesleğinin suç, gazetecinin suçlu olduğu bakış açısını ivedilikle değiştirecek.
Tüm kurumlarda, liyakat esasına göre yönetici yapılanmasını derhal sağlayacak.
Medeni Dünya ile sağlıklı ve eşit ilişkilere önem verecek. Yani Türkiye’nin yüzünü yeniden karanlıktan aydınlığa çevirecek.
Yargı Bağımsızlığının yeniden tesisi için etkili önlemler alacak.
Fetö’nün siyasetteki uzantılarının üzerindeki koruma şemsiyesini kaldıracak.
Şehitlerimiz arasında ayırımı bitirecek.
Ülkeye ve Millete dayatılan, Partili Başkanlık Sistemi’nden vazgeçecek.
Ve hepsinden önemlisi, “Kandırıldık” kolaycılığının ötesinde, millete bir özeleştiri verecek.
Aksi takdirde, 2019 seçimlerinin köprüden önceki son çıkış olduğunu benimseyen bu milletten, Melez Demokrasi için destek alması çok zor, hatta imkansız görünüyor.