Ahmet Çınar

YARIN KORKUSUYLA YAŞAMAK

Ahmet Çınar

Avustralya’da yaşayan bir vatandaşımız.
Türkiye’deki olayları yakın takibe almış, duyarlı bir insan.
Belli ki uykusuna keder veriyor.

“Türkiye’deki asgari ücret tartışmalarına bir örnekle dahil olmak istiyorum’’ diyor.
‘’Son model bir araba aldım, sadece 2.500 Dolar ödedim. Deposunu da 50 Dolara doldurdum. Şimdi Avustralya’da asgari ücretin 3.500 Dolar olduğunu hesaba katarsak, aynı arabayı Türkiye’de 650 TL’ye alıp, deposunu da 15 TL’ye doldurduğumuz zaman buranın insanıyla aynı alım gücüne sahip olacağız demektir.’’

‘’Bir örnek de marketten vereyim. 100 gram konserve ton balığı 75 sent.Vallahi 75 sent. Yine TL’ye çevirirsek 1 TL’ye yarım kilo ton balığı alabileceğinizi düşünün. Daha hala dünya lideri olduğumuzu, ekonomimizin çok geliştiğini düşünen arkadaşlarımın aklında en ufak bir soru işareti yaratabildiysem ne mutlu bana.’’

Evet.. Avustralya’da yaşayan vatandaşımız Doğuş Ay, böyle söylüyor.
Bu sözlere karşı nasıl bir savunma yapılabilir ki?
Bu konuda susmak, savunmanın en iyi yolu bence..

Seçim meydanlarında verilen 1.300 TL’lik asgari ücret sözü yürürlüğe girdi.
2016’ya girdiğimiz şu günlerde zam yağmuru yağmaya başladı.
Elektrik, içki, sigara, ilk icraatlar. Arkasından büyük ihtimalle doğalgaz zammı sırada. Zaten bahane de hazır. ‘’Rusya’yla sorun yaşıyoruz..’’
Bu ne demek oluyor biliyor musunuz?
Kaşıkla verip, kepçeyle almak.. Bunun Türkçe tam karşılığı da;
Yaptığı bir iyiliğin acısını çıkarırcasına davranmak..

Devlet, asgari ücretin 110 TL’lik kısmını kendisinin ödeyeceğini, işvereni bir nebze de olsa rahatlatacağını söylüyor.
Söylüyor söylemesine ama bu 110 TL’nin 99 TL’lik kısmının işçiden, gelir vergisi ve damga vergisi olarak geri alınacağını söylemiyor.

Asgari ücret şu anda brüt olarak 1,647 TL.
Bu artıştaki toplam maliyet 20 milyar TL.
Devletin sözde desteği 9.7 milyar TL.
Gerisi işverenin sırtına vurulmuş bir yük.

Bugün için 3.1 milyon kişi işsiz.
Yarın ne olacağı belli değil.
Bu yükü işveren nereye kadar taşıyabilir acaba?
Korku yaratan asıl soru bu..
Ya işçi kısıtlamasına gidecek, ya da ürettiği malın fiyatını artıracak.
Var mı başka yolu?
Şimdi çalışan işçi, yarın korkusuyla yaşayacak.

Emeklilere seyyanen yıllık 1.200 TL zam verildi.
Bu zam maaşlara her ay 100 TL olarak yansıyacak. Ama, maaşa giydirme yapılmayacak.Neden peki?
Emekliye ödenecek enflasyon zamlarını yükseltmesin diye.
Bu ne mantık böyle, Üvey baba bile bunu düşünemez.
Ama, devlet baba bunu düşünüyor işte.

İşçiye yapılan zamma rağmen, yaklaşık 8.5 milyon kişi açlık sınırı altında yaşıyor.
TÜİK’in açıkladığı açlık sınırı 1.599 TL.
Bu şartlarda ekonomik rahatlıktan söz edilebilir mi?

Kardeşim Doğuş Ay;
Sen Avustralya’da yaşamaya devam et en iyisi.
Bizim halimizi görmezden gel, rahatına bak lütfen!
Biz alıştık böyle yaşamaya!

Yazarın Diğer Yazıları