KÖYÜN GÜCÜ
Ahmet Çınar
17 Nisan 1940 yılında açılan Köy Enstitüleri’nin 75. kuruluş ve 61. kapanış yıldönümünü kutluyoruz. Niye bu haldeyiz sorusunun cevabıdır köy okullarının hikayesi. Türkiye’nin kurtuluşu için bilimsel yolu arayan, üretici öğretimi hedefleyen, köyde ve kentte ekonomik büyümeyi halk eğitimi ile bütünleştirmeyi isteyen, toprak esaretini ve yobazlık perdesini kırmak için uygulamaya alınan aydınlanmacı bir eğitim ve üretim projesiydi. Milletin her kazancını, milletin kesesine atmak, köylüyü, çiftçiyi bilinçlendirmek, toprak reformunu gerçekleştirmek, feodal prangaları söküp atmak, köylüyü toprak ve hayvan sahibi yapmak düşüncesi ve çalışmaları karşı devrimin ocağı Demokrat Parti’yi doğurmuştur ve aydınlanma okullarının sonunu hazırlamıştır. Cumhuriyet Türkiyesi’nin kalkınmasını ve zenginleşmesini arzulayan baş çiftçi M.K. Atatürk’ün isteği üzerine hazırlıkları 1935 yılında başlayan projeyi yürüten eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’dir. Hedef köyün ve köylünün öz gücünü yetiştirmektir. İşte bu amaçla, Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel'in imzasıyla köy okullarına gönderilen ilk genelgede çok önemli noktalar yer almaktadır: Enstitüdeki etkinliklere öğrenci seyirci kalmayıp bizzat katılacak ve bunları öğretmenleriyle birlikte yapacaktır. Köy Enstitüleri talebesine halkla doğrudan doğruya münasebete girişmeyi temin edici işler yaptırılacaktır. Her türlü iş sahibi halkla kolay ve normal bir şekilde konuşmaları, halk ruhuna âşina olmaları, halkın mühim ihtiyaçlarını giderici pratik tedbirleri bilmeleri, imkân altına alınacaktır. Öğrencilerin korkak, mütereddit, kararsız, iradesiz olmamaları için çaba gösterilecektir. Çocukların müesseseye girdikleri zaman iyi hareketlerinin bozulmaması ve bunların inkişaf ettirilmesine çok itina edilecektir. Enstitülerde planlı, süratli iş görmek ve işi başarmak talebe ve öğretmenler için esas prensiplerden olacaktır. Öğrencilere bisiklet, motosiklet, su motoru, otomobil gibi araçların kullanılmasının öğretilmesi; Çevre özelliklerine göre; ata binme, dağcılık, sandal ve yelken kullanmanın öğretilmesi; Çevredeki akarsu ve deniz canlılarının incelenmesi ve bunların nasıl değerlendirileceğinin öğretilmesi; Enstitü ve çevre arazisinin işlenmesi, bayındırlaştırılması, ağaçlandırılıp çiçeklendirilmesi; Hayvan yetiştirme ve hayvanların korunup ıslah edilmesinin öğretilmesi; Mandolin, el ve ağız armoniği kullanma ve halk müziği parçalarını ustalıkla söyleme becerisinin kazandırılması, modern müzik parçalarını dinletme; Köy ve çevre incelemeleri yapma ve bunu öğrencilere öğretme; Meslekî kitap ve dergileri izleme ve onlara abone olma; Müze kurma ve bunlardan yararlanma; Yerel ve ulusal motiflere göre stilize edilmiş giysiler dikme ve eskiden yapılmış olanların müzede sergilenmesi; Öğrencilere ve çevreye yönelik eğlenceler düzenleme; gibi etkinliklere yer verilecektir. Öğretmen ve öğrenciler, Anayasada yazılı ‘cumhuriyetçilik, halkçılık, devletçilik, laiklik ve inkılapçılık prensiplerini’ Türk Milletinin yükselmesi için ana prensipler bilerek çalışacaklar, bu prensipleri hiçbir engel tanımadan hayata tatbik edebilen insanlar olacaklardır. 1940 yılında kaleme alınan köy okullarının manifestosu çok şeyi anlatıyor.75 yıl önce her alanda çağdaşlaşmayı öngören yol haritası bugünün yasakçı ve tutucu genelgelerini çöpe atar. Dün, Türk Aydınlanma Devriminin ışığında ‘üreten, düşünen, çağdaş ve yurtsever’ bir nesil yetiştirilirken, bugün özelleştirme ve dinselleştirme politikalarına teslim edilmiş ‘sorgulamayan, kindar ve dindar’ bir nesil yetiştirilme çabaları vardır. Eğitim ulusal, laik, cumhuriyetçi ve karma olmalıdır. Eğitim ‘ses bayrağımız Türkçemiz’ ile taçlandırılmalıdır. Eğitim bilimin, sanatın, kültürün kaynağı olmalıdır. ‘Türk devrimini ve eğitimini yücelten’ Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücellere, İsmail Hakkı Tonguçlara, Ferit Oğuz Bayır, Mehmet Başaran öğretmenlere ve kuşaklarına özlemle ve saygıyla.