Ahmet Çınar

AH ÖĞRETMENİM VAH ÖĞRETMENİM...

Ahmet Çınar

Bugün 24 Kasım Öğretmenler günü.

Tüm öğretmenlerimizin bu gününü en içten dileklerimle kutluyorum.

Ulu önder Atatürk ne demiş öğretmenlerimiz için,

''Bir millet irfan ordusuna malik olmadıkça, savaş meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederlerse etsin, o zaferlerin netice vermesi, ancak irfan ordusuyla kaimdir.''

Bir başka deyişinde de,

''Bir topluluk, ulus olabilmek için mutlaka eğiticilere, öğretmenlere muhtaçtır.Onlardır ki, toplumu gerçek bir ulus haline getirirler.

 

Böylesine önemsenen, çocuklarımızı geleceğe hazırlayan, onlara hem anne, hem baba şefkatiyle yaklaşan öğretmenlerimize gerekli önemi verebiliyor muyuz acaba?

Ne yazık ki bu sorunun cevabı olumlu değildir.

Gösterdiğimiz saygı, ancak, Türk gelenekleri çerçevesi ile sınırlıdır.

Minnet borcumuzu belirtiriz... Elleri öpülesi insanlar deriz...Çocuklarımızın annesi, babası gibi görürüz onları.

Zaten onlar için bizlerin yapacağı fazla bir şeyimiz de yok. 

 

Hemen burada ''Ya devlet'' sorusu geliyor aklımıza.

Evet..Devletimiz ne yapıyor onlar için?

Bu sorunun cevabını vermek o kadar zor ki!

 

Son dönemlerde yapılan istatistikler pek iç açıcı değil.

Eğitim-İş Sendikası 24 Kasım Öğretmenler günü öncesi 24 ilde 833 öğretmenle yüz yüze bir araştırma yapıyor.

Yoksulluk sınırının  4.492 TL olduğu ülkemizde 15 yıllık bir öğretmen maaşı 2.478 TL.

Hemen hemen yoksulluk sınırının yarısı bir maaş bu.

Öğretmenlerimizin yüzde 82'si kazandığı bu parayla çocuklarına gıda, yüzde 84'ü kılık-kıyafet, yüzde 88'i de eğitim ihtiyaçlarını karşılayabiliyor. 

Sorunlar sadece maddi de değil..

Gelirlerindeki yetersizlik nedeniyle 100 öğretmenden 62'si psikolojik sorunlar yaşıyor.

Öğretmenlerin yüzde 61'i daha çok para kazanabileceği bir iş bulması halinde mesleği bırakabileceğini söylüyor.

Yüzde 85'lik bölüm ise son 10 yılda alım güçlerinin iyice düştüğünü, bu nedenle de öğrencilerinin karşısına kılık kıyafet sorunu ile çıkabildiklerini, bu sebeple içlerinin acıdığını, öğrenci ve veliler karşısında saygınlıklarının kalmadığını belirtiyorlar.

Tüm bu olumsuzluklar alt alta toplandığında da acı gerçek ortaya çıkıyor...

Mesleki verim, öğrenim kalitesi ve toplumun bireyi olan çocuklarımızda kişilik gelişimi de düşüyor.

Bu nedenle de zafiyeti had safhada bir toplum olup çıkıyoruz.

Son dönemlerde yaşadıklarımız  bunun bir göstergesi değil mi?

Topluma bir bakın, toplumun yansıması olan TBMM'sine bir bakın.

Yaramız çok büyük…

 

Hemen burada yukarıda sorduğumuz ''Ya devlet ne yapıyor öğretmenlerimiz için'' sorusunu tekrarlayalım isterseniz.

Şu anda koskoca bir hiç!

 

Çocuklarımızın eğitimini, kişilik gelişimini emanet ettiğimiz öğretmenlerimiz ne yazık ki çıkmaz içerisindeler.

 

Öğretmen sınıfa girmiş.

Müthiş bir gürültü var sınıfta..Kimse takmıyor öğretmeni...

Derken,derse başlamış öğretmen.

Bir süre öğrencilerin gözlerinin içine bakarak durmuş..

Sonra tahtaya dönüp '1' rakamını yazmış..''Bakın demiş'' bu kişiliktir..Hayatta sahip olabileceğiniz en değerli şey!''

Sonra yanına bir '0' koymuş..''Bu başarıdır'' demiş.

Başarılı bir kişilik '10' yapar...Sonra yanına bir '0' daha koymuş, ''Bu tecrübedir'' demiş..10'ken 100 olursunuz..

Öğretmen sıfırları ekleyerek, yetenek...Sevgi...Çalışmak...Derken eline silgiyi alıp sıfırların önünde duran '1' i silivermiş ve sadece '0' lar kalmış.

Sert bir ifade ile sınıfa dönerek ''Görüyorsunuz, kişiliğiniz yoksa, öbürleri hiçtir'' demiş..

 

Bu nedenle, bu gün, kişilikli nesiller yetiştirme adına öğretmenlerimizin yanında olma günüdür.Sevgili Öğretmenler sizlerin bu anlamlı gününü yeniden bu duygularla kutluyor ve nice yıllar diliyorum…

 

Yazarın Diğer Yazıları