TİP Genel Başkanı Erkan Baş Kayseri'de konuştu!
Partisinin il binasının açılışı için Kayseri'ye gelen Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, halkın sözünü halkın gücünü siyasetin merkezine getirmek için mücadele ettiklerini belirterek, 'Bir kere kendiniz gibi birine oy verdiniz mi?' diye sordu.
Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş, partisinin il binasının açılışı için Kayseri’ye geldi. Parti binası önünde vatandaşlara seslenen Erkan Baş, “Arkasında çok uzun bir emek olan, çok büyük bir çaba olan, çok büyük bir değer olan bu parti binamızın açılışından büyük bir heyecan, büyük bir mutluluk, aynı zamanda büyük bir gurur duyduğumuzu tüm Kayseri kamuoyuyla paylaşmak istiyorum. Sözlerime bununla başlamak istiyorum. Biraz da mahcubiyetle başlıyorum. Çünkü işte Türkiye'deki hakim siyaset anlayışı, bizim yıkmak istediğimiz hakim siyaset anlayışı, birtakım kahramanların, birtakım liderlerin, birtakım başkanların konuştuğu onun dışındakilerin pek görünür olmadığı bir siyaset anlayışı. Ama şunu bilin ki burada bu parti bayrağının dalgalanmasında, burada Kayseri'de sosyalizm mücadelesinin, işçi sınıfı mücadelesinin büyümesinde, güçlenmesinde en az emeği olan insan benim. Pek çok yoldaşım, kardeşim, arkadaşım aynı zamanda çok uzun yıllara dayanan Türkiye İşçi Partisi sadece Türkiye İşçi Partisi'nden ibaret bir parti değil. Biz Türkiye'de 100 yılı aşkın bir süredir devam eden sosyalizm mücadelesini bugün daha geniş kesimlerle buluşturmaya çalışan, o sosyalizm mücadelesini 100 yıldır çok sayıda devrimcinin yeri geldiğinde canıyla, yeri geldiğinde kanıyla bedel ödeyerek inşa ettiği bir sosyalizm mücadelesini Türkiye sathına yaymak için mücadele eden bir partiyiz. Dolayısıyla sadece diyelim ki son birkaç yıldır, son birkaç aydır burada faaliyet yürüten arkadaşlarımız değil, yıllardır, yıllardır Türkiye'nin dört bir yanında ve Kayseri'de sosyalizm mücadelesine emek veren herkesin ürünü, herkesin emeğinin ürünü bir parti binasının açılışını yapıyoruz.” dedi.
Parti binası değil mevzi
Kapılarının herkese açık olduğunu, TİP İl binasının kapılarının herkese açık olduğunu belirten Baş, açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Bizde parti binalarının açılışı aslında bir örgütün attığı ilk adım değildir. Oraya sosyalizm bayrağını diktiğimizin artık geri sökülmeyecek bir mevzi kazanıldığının dosta düşmana ilan edildiği merkezlerdir. Şunun altını başta çizeyim, herkes bilsin arkadaşlar,
bundan sonra Kayseri'de başı sıkışan her emekçinin kendisini evinde hissedebileceği bir mekanı daha var. Bundan sonra Kayseri'de ben üniversite harcımı nasıl ödeyeceğim? Ben üniversiteyi kazandım ama nerede yatacağım? Nerede kalkacağım? Gündüz karnımı nasıl doyuracağım? diyen her gencin dayanışmasını örgütleyebileceği yeni bir mücadele mevzisi var. Haksızlığa uğrayan, 2. sınıf vatandaş muamelesi gören, sokağa çıkarken bile tereddüt etmesi, korku duyması istenilen her kadının başı sıkıştığında dayanışma evi olarak değerlendirebileceği bir yeni mücadele mevzimiz var artık Kayseri'de. Biz bunun heyecanını, bunun coşkusunu, bunun mutluluğunu yaşıyoruz ve inanıyorum ki burası Sadece Türkiye İşçi Partisi yöneticisi, bir grup arkadaşımızın gelip gittiği bir yer olmayacak. Burası sadece Türkiye İşçi Partisi üyelerinin, sadece Türkiye İşçi Partisi'ne oy verenlerin, gönül verenlerin gelip gittikleri bir yer olmayacak. Bu topraklarda eşitlik, özgürlük için, adalet için mücadele eden, mücadele edilmesi gerektiğini düşünen her arkadaşımızın kendisini ev sahibi hissedeceği, kendisini evinde hissedeceği bir mücadele merkezini, bir mücadele kalesinin açılışını yapıyoruz bugün. O yüzden çok heyecanlıyız, o yüzden çok mutluyuz.”
Türkiye’de 25 yıldır değişmeyen şey
Türkiye’de 25 yıldır değişmeyen tek şeyin yüzde bir bile olmayan kesimin her ne olursa olsun kazanmaya devam ettiğini belirten Baş, “
Hepimiz yoksullaşıyoruz. Peki neden? Esas önemli olan bu. Yani zaten gördüğümüz şeyi birbirimize anlatmanın anlamı yok ki. Evet, yoksullaşıyoruz. Peki neden? Çünkü işte o devletin tepesine çökmüş iktidarın hizmet ettiği bir avuç azgın azınlık her gün hak etmediği kadar zenginleşiyor. Arkadaşlar onlar çalışmadan zenginleşiyor. Onlar bizim sırtımıza basarak zenginleşiyor. Onlar bizim alın terimizden çalarak zenginleşiyor. Onlar bizim cebimizdekini değil boğazımızdakini alarak. Onlar bizim doğmamış torunumuzun rızkını alarak zenginleşiyor. Onlar çok zenginleştiği için biz yoksullaşıyoruz. Esas mesele bu. Bunu görmeden bunu söylemeden yani Türkiye'de milyonlarca insanın yoksullaşmasının nedenini bir avuç para babasının daha zengin olması olduğunu söylemeden ve bunun sorumluluğunu siyasi iktidarda olduğunu söylemeden yoksulluk edebiyatı yapan yemin ediyorum bizi kandırmak için uğraşıyordur. Başka da hiçbir derdi yoktur. Esas önemli olan, esas önemli olan bu yoksulluğun nedenini görmek.”
Söylemeyen partiye oy vermeyin
İnsanların çocuklarının iyileşmesi için Valilik onaylı kampanyalarla kent meydanlarında para toplandığını belirten Baş, vatandaş parasız eşit insanca bir sağlık hizmetinden faydalanması gerektiğini hatırlatarak, “Türkiye'de bunu söylemeyen hiçbir partiye oy vermeyin, gönül vermeyin, destek vermeyin. Size oy istemeye gelen her milletvekili adayına, cumhurbaşkanı adayına, belediye başkanı adayına bunu sorun, ‘Para için evlatlarımızı katleden özel hastaneler var ya o Yeni Doğan Çetesi ve onları büyüten o paralı sağlık sistemi var ya buna karşı ne diyorsun kardeşim sen?’ Eğer birisi size ‘Ben bütün özel hastaneleri kapatacağım. Bütün özel hastaneleri devlet hastanesi haline getireceğim ve vatandaşın sağlık ihtiyaçları ücretsiz karşılanacak. Bu en temel insan hakkıdır.’ demiyorsa emin olun size yalan söylüyorum. Birisi size ‘Bütün özel okulları kapatacağız. Herkesin çocuğu en güzel özel okuldaki gibi eğitim alacak. Eğitimde parası olan, parası olmayan ayrı mı olamaz. Bu doğru değildir.’ demiyorsa ‘Parası olan da özel okula gitsin’ diyorsa emin olun sizin çocuğunuzun okumasını istemiyorum. Bir yerde özel hastaneler açılıyorsa fakirler ölsün demektir arkadaşlar. Bir yerde özel okullar açılıyorsa yoksul çocukları, emekçi çocukları okumasın demektir arkadaşlar. Bu ekonomik sistemin, bu siyasal sistemin, bu kurdukları kara düzenin en önemli alametifarikası budur. Bunlar için yoksullar, emekçiler, bizler sadece seçimden seçime oy istedikleri, onun dışında kendilerini zengin etmek için çalışıyorsa, kendilerini zengin etmek için alınteri döküyorsa, kendilerini zengin Etmek için vergi veriyorsa, insan gibi davrandıkları ama asla insan olarak görmedikleri küçük mahluklardır. Onlar bize öyle bakıyor. İşte Türkiye İşçi Partisi bunu ters çevirmek için uğraşıyor arkadaşlar.” dedi.
Karagöz Hacivat kavgası
Biz bu memleketi yüzde1'in yönettiği, yüzde 99'un altta ezildiği, yok sayıldığı, horlandığı bir anlayışı tam tersine çevirip bu memleketi kim alın teri döküyorsa, kim emek veriyorsa, kim bu ülke için çalışıyorsa onun huzurla, güvenle, mutlulukla yaşayacağı bir ülke haline getirmek için mücadele ediyoruz. Bakın mesele bu kadar basittir. O yüzden Türkiye'de bugün yani siyaset sahnesine baktığınızda bir Karagöz Hacıvat kavgasıdır almış başını gidiyor. Saraya oturmuşken oradan kukla oynatır gibi Türkiye'de siyaseti dizayn etmeye çalışıyorlar. Bizim işimiz ne arkadaşlar? Bizim işimiz bu Karagöz Hacıvat sahnesinde o sahnede yer almak değil. O sahneye bir tekme basıp o sahneyi dağıtmak. Halkın sözünü halkın gücünü siyasetin merkezine getirmek. O yüzden kendi kendinize şu soruyu sorun. Kaç yıldır oy veriyorsunuz? Bak kaç yıldır buradaki herkes 3 kere, 5 kere, 15 kere, 25 kere oy vermiş. Arkadaşlar bir kere kendinize oy verdiniz mi?
Bir kere kendiniz gibi birine oy verdiniz mi? Bir kere aynı atölyede yan yana çalıştığın işçi arkadaşına oy verdin mi? Bir kere bir komşuna oy vermek nasip oldu mu? Bir kere kendine oy vermek nasip oldu mu? Hep patronların seçtiği ve önümüze dizdiği isimlerden bir tanesini ehvenişer diye seçiyoruz. E şimdi o zaman artık yani geride kalan 25 yıldır, 55 yıldır bu yaşadığımız karanlığa bir son verme zamanı gelmedi mi? Artık başkaları yerine işçilerin, emekçilerin, yoksulların, halkın bizim hani beraber otobüse bindiğimiz, beraber kahvede oturduğumuz, beraber mutlu olup beraber ağladığımız insanların, sınıf kardeşlerimizin bu memleketteki bu gidişata çok güçlü biçimde yanıt vermesi zamanı geldi. Bunun dışındaki her şey yalan arkadaşlar. Kusura bakmayın. Yani ben de isterdim, ‘Arkadaşlar şöyle köşeyi döndük mü kurtuluyoruz, refaha çıkıyoruz’ falan demeyi. Yalan. Bakın çok net söyleyeyim. Siyasetçiyi tanı, çok kolay bir yolu var. ‘Sizi ben kurtaracağım’ diyorsa yalan söylüyor arkadaşlar.” O sizden şunu istiyor. Sen evinde otur. Sen televizyonda seyret. Alkışla. E miting yaparsam gelir izlersin. Seçimde de bana oy verirsin. Hayatın olduğu gibi devam etsin. Türkiye İşçi Partisi elbette ki sizden destek istiyor, dayanışma istiyor, oy istiyor. Ama Türkiye İşçi Partisi gelin arkadaşlar hep beraber artık elimizi taşın altına koyalım bu memleketin kaderini kendi elimize alalım diyor. Aradaki fark budur. O yüzden bu bina parti yöneticilerinin gelip laklak yapacağı bu bina parti yöneticilerinden başka hiç kimsenin girip çıkamayacağı bir fil dişi kule değil, olmayacak. Burası Kayseri'de eşitlik için, özgürlük için, emek için, adalet için, barış için, kardeşlik için mücadele eden herkesin rengi, cinsiyeti, dili ne olursa olsun, ne olursa olsun herkesin kol kola gireceği yeni bir mücadele merkezi.”
