Sedat Kılınç'tan iktidara dikkat çeken 'Yangın' benzetmesi!

Kayserili iş insanı Sedat Kılınç, sosyal medya hesabından yaptığı yazılı açıklamada Türkiye gündemini değerlendirirken iktidarı sert sözlerle eleştirdi.

Kayserili iş dünyasının tanınan isimlerinden Sedat Kılınç, sosyal medya hesabından Türkiye gündemini değerlendirdi. Türkiye ekonomisindeki gidişatı ve yönetim politikalarına yönelik sert eleştirilerde bulunan Kılınç, mevcut sorunların artık bireysel değil, sistematik bir hal aldığını ifade etti.

‘Bireysel değil sistematik bir sorun vardır’

Türkiye'deki alım gücünün resmi verilerde de açıkça görüldüğünü ifade eden Kılınç, açıklamasında şunları söyledi; "Emeklisi, işçisi, memuru, esnafı, sanayicisi ve çiftçisi aynı ekonomik baskıyı hissediyorsa, ortada bireysel değil sistematik bir sorun vardır. Ekonomi; üretim, verimlilik, yatırım, hukuk güvenliği ve kurumsal kaliteyle yönetilir. Bugün ise Türkiye’nin temel ekonomik göstergeleri, ülkenin ağır bir yönetim krizine sürüklendiğini ortaya koyuyor." dedi.

‘Koltuğa yapışan bir iktidar ülkenin sorunlarını çözemez’

Türkiye'de yaşanan sıkıntıların giderek büyüğünü ifade eden ve mevcut iktidarın sorunları çözmek yerine siyasi ömrünü uzatmaya çalıştığını belirten Kılınç, şunları kaydetti; “ Yangın büyürken binanın boyasını değiştiren, pislettiği koltuğa yapışan bir iktidar, ülkenin sorunlarını çözemez. İktidar bu tabloyu düzeltmek yerine, kamu kaynaklarını sorunları çözmeye değil, siyasi ömrünü uzatmaya harcamaktadır. 

Yangın büyürken binanın boyasını değiştirmekle meşgul olan bir yönetimin, yangını söndürmesini beklemek gerçekçi değildir. Dünyanın hiçbir gelişmiş ekonomisi; sadakati liyakatin, propagandayı bilimin, kişisel iradeyi kurumların önüne koyarak kalkınamamıştır. Fizik kanunları nasıl siyasi tercihlere göre değişmiyorsa, ekonomi biliminin temel ilkeleri de sloganlarla değişmez. Bugün Türkiye’nin ihtiyacı yeni masallar değil, uygulanmış ve başarısı kanıtlanmış evrensel yönetim ilkeleridir. 

Yatırımcı nutuk dinlemez; güven arar. Gençler vaat değil, gelecek ister. Üretici alkış değil, öngörülebilir ekonomi ister. Unutulmamalıdır ki; iktidarlar seçim kazanarak güçlü olmaz, vatandaşına güven vererek güçlü olur. Güven kaybolduğunda ise en büyük propaganda bile gerçeğin üzerini örtemez.” ifadelerini kullandı.