Profesör Boztosun, Nisan'da en çok kazandıran hakkında bakın neler söyledi!
Kayserili Finans Profesörü Derviş Boztosun, Nisan ayında en yüksek aylık reel getiri sağlayan borsanın görünmeyen yüzünü kaleme aldı.
Kayserili Finans Profesörü Derviş Boztosun, Türkiye’de son yıllarda bir toplumsal kaçış kapısına dönüşen ve Nisan ayında en yüksek aylık reel getiri sağlayan borsanın görünmeyen yüzünü kaleme aldı. Piyasanın matematiksel bir alandan ziyade dev bir psikolojik arena olduğunu vurgulayan Boztosun, yatırımcılara hayati uyarılarda bulunarak 'Altın yumurtlayan tavuğu kesmezler ama aç bırakırlar' dedi.
Finans dünyasının teknik terimler ve karmaşık grafiklerden ibaret olduğunu düşünenlerin aksine, Prof. Dr. Derviş Boztosun piyasaların aslında insan ruh halinin en çıplak haliyle sergilendiği bir yer olduğunu belirtiler.
Finans Profesörü Boztosun açıklamasında şu ifadelere yer verdi, "Bir ülkenin ekonomik ruh hâlini anlamak istiyorsanız, banka kuyruklarına değil; borsa forumlarına bakın. Çünkü insanlar en gerçek duygularını orada açığa vurur: Açgözlülük, korku, umut, inkâr…
Türkiye’de son yıllarda borsa yalnızca bir yatırım alanı olmaktan çıktı; toplumsal bir kaçış kapısına dönüştü. Maaşı eriyen, alım gücü düşen, emeğiyle yerinde saydığını hisseden milyonlarca insan için ekran başındaki o yeşil mumlar artık sadece fiyat değil, bir ‘kurtuluş ihtimali’ anlamına geliyor.
Ve tam da bu yüzden sistem işliyor. Çünkü finans dünyası şunu çok iyi bilir: En kolay yönetilen insan, hızlı zengin olma umudunu kaybetmemiş insandır.
Modern finansın en karlı ürünü: Umut
Bugünün piyasalarında en değerli emtia petrol değil, altın değil, veri bile değil. En değerli ürün ‘umut’tur.
Sosyal medya finans fenomenleri, aracı kurum yayınları, ‘10 yılda finansal özgürlük’ masalları… Hepsi aynı psikolojik fabrikanın farklı bantları gibi çalışıyor. Her gün insanlara aynı duygu pompalanıyor: ‘Biraz daha dayan.’, ‘Biraz daha ekle.’, ‘Büyük yükseliş çok yakın.’
Çünkü piyasa sürekli yeni para ister. Taze para akışı durduğu an, sistem nefes kaybetmeye başlar. Bu nedenle küçük yatırımcı yalnızca müşteri değildir; aynı zamanda ekosistemin yakıtıdır.
Ve acı gerçek şudur: Sistemde herkes sizin kazanmanız için değil, içeride kalmanız için çabalar.
Kırmızı günlerin gizli tiyatrosu
Piyasa sert düştüğünde ilginç bir sahne başlar. Ekranlara çıkan uzmanların tonu değişir. Bir yandan ‘panik yapmayın’ denir, diğer yandan sürekli ‘ucuz kaldı’ mesajı pompalanır.
Çünkü finansal sistemin en büyük korkusu, insanların aynı anda gerçekle yüzleşmesidir.
O an herkes şunu fark eder: ‘Uzun vade’ diye anlatılan şey bazen yalnızca zarar bekleme odasına dönüşebilir.
Elbette her düşüş manipülasyon değildir. Ama her yükselişin de ‘hikâye’ ile beslendiği unutulmamalıdır. Piyasalar çoğu zaman bilanço değil, beklenti fiyatlar. Beklentiyi yönetenler ise çoğunlukla ekranın görünen yüzünde değildir.
Küçük yatırımcı grafiğe bakar. Büyük oyuncular psikolojiye. İşte oyunun kırıldığı yer tam da burasıdır.
‘Ralli başladı’ cümlesi genelde geç kalınmış andır
Borsada en tehlikeli an çöküş değil, coşkudur. Çünkü insanlar düşerken korkar ama yükselirken düşünmeyi bırakır. İki gün üst üste tavan yapan hisseler, sosyal medyada yayılan ‘kaçıran üzülür’ paylaşımları, gece yarısı açılan yayınlar…
Bütün bunlar modern çağın dijital meydan tellallığına dönüşmüş durumda. Ve genellikle küçük yatırımcı tam o anda içeri girer. Kurumsallar ise sessizce çıkışa yönelmiştir.
Sonra klasik döngü başlar: Önce inkâr. Sonra sabır masalı. Ardından ‘nasıl olsa döner’ tesellisi. Ve nihayet sessiz kabulleniş. Piyasada birçok insan para kaybetmez aslında; zaman kaybeder. Yıllarını, enerjisini ve psikolojisini tüketir.
Borsa kumarhane değil; ama merhametli de değil
Gerçek şu ki borsa hâlâ dünyanın en güçlü servet inşa araçlarından biri. Disiplinli yatırımcı için hâlâ ciddi fırsatlar barındırıyor. Fakat sorun piyasanın kendisinden çok, insanların piyasaya yüklediği anlamda. Türkiye’de yatırım çoğu zaman ‘gelecek planı’ değil, ‘hayattan kaçış planı’ olarak görülüyor. İnsanlar tasarruf etmek için değil; tek hamlede sınıf atlamak için işlem yapıyor. Bu psikoloji oluştuğu anda yatırım mantığı yerini kumarbaz refleksine bırakıyor. Oysa piyasa en çok acele edenleri cezalandırır.
Son söz
Borsa bir okul değildir; çünkü kimse sizi korumaz. Kumarhane de değildir; çünkü matematiği vardır.
Ama kesin olan bir şey var: Orası insan psikolojisinin en çıplak hâliyle sergilendiği dev bir arenadır. Ve bu arenada hayatta kalmak isteyen yatırımcı önce şunu öğrenmek zorunda: Her anlatılan hikâye fırsat değildir. Her düşüş ‘alım fırsatı’ değildir. Ve herkes sizin kazanmanızı istemez.
Altın yumurtlayan tavuğu kesmezler. Ama gerektiğinde aç bırakırlar."