Mevlânâ'nın manevi yolculuğunda Kayseri detayı ortaya çıktı

Mevlânâ'nın manevi yolculuğunda önemli bir durak olan Kayseri, Seyyid Burhâneddin'den Osmanlı dönemindeki Mevlevihanelere uzanan yedi asırlık irfan hattıyla Anadolu tasavvuf tarihinde özel bir yere sahip olduğuna Kayseri Millet Vekili Murat Cahid Cıngı yaptığı paylaşımla değindi.

Mevlânâ denildiğinde akıllara ilk olarak Konya gelse de, onun manevi yolculuğunda Kayseri’nin de önemli bir yeri bulunduğuna dair Kayseri Miletvekili Murat Cahid Cıngı bir yazı paylaştı. Yayımladığı yazıda Mevlânâ’nın yetişmesinde büyük etkisi olan hocası Seyyid Burhâneddin Muhakkık-ı Tirmizî’nin Kayseri’de geçirdiği yıllar, şehir ile Mevlevîlik arasındaki güçlü bağın temeline ve  Kayseri’nin Anadolu tasavvuf tarihindeki önemine değindi.

Mevlânâ'nın manevi yolculuğunda Kayseri detayı ortaya çıktı

‘Kayseri ile Mevlana arasındaki ilişki tesadüf olmaktan çıkıyor’

Kayseri Millet Vekili Murat Cahid Cıngı, Mevlanalın Kayseri ile olan bağlantısına değinerek,  “Mevlânâ denildiğinde zihnimiz hemen Konya’ya gider. Oysa onun manevî dünyasına giden yollardan biri Kayseri’den geçiyordu. Bu bağın merkezindeki isim, Mevlânâ’nın yetişmesinde derin iz bırakan hocası Seyyid Burhâneddin Muhakkık-ı Tirmizî idi. Mevlânâ’yı yıllarca irşad eden Mevlânâ’nın Kayseri’de devlet adamlarından âlimlere Alâmeddin Kayser onun yakınları arasındaydı ve Mevlânâ’nın Konya’daki türbesinin yapımına büyük katkı sağladı. Böylece Kayseri ile Mevlânâ arasındaki ilişki bir ziyaret veya tesadüf olmaktan çıkıyor.” dedi. 

‘Kayseri’nin Mevlevîlik tarihindeki yerini bütün açıklığıyla gösteriyor

Yayımladığı yazıda, Mevlananın oğlu Sultan Veled’den Bayrampaşa Mevlevihanesi’ne uzanan tarihi yolculuğu anlatan Cıngı, “Mevlânâ’nın 1273’teki vefatının ardından bu bağ kopmadı. Oğlu Sultan Veled, Kayseri’ye çeşitli vesilelerle geldi ve şehirde sema meclisleri tertip etti. Kendi eserlerinde Kayseri’de üst düzey bürokratlar ve eşraf arasında oluşmuş güçlü Mevlevî çevresinin izlerini bıraktı. Bu gelenek zamanla kurumsallaştı. Osmanlı döneminde şehirde Bayrampaşa ve İzzeddinpaşa Mevlevihaneleri faaliyet gösteriyordu. Sadrazam Bayram Paşa’nın 1637’de Kaleönü’nde yaptırdığı Mevlevihane ise başlı başına küçük bir dünya idi. 1852 Kayseri depremi Bayrampaşa Mevlevihanesi’ni yıktı. Yapı yeniden ayağa kaldırıldı, 1898’de onarıldı ve 1912’de kapsamlı bir genişletme projesi hazırlandı. O projede semahane, kütüphane, derviş odaları, salon ve gusülhane ayrıntılarıyla çizilmişti. Bugün yapı ayakta olmasa da hikâyesi bize Kayseri’nin Mevlevîlik tarihindeki yerini bütün açıklığıyla gösteriyor. Seyyid Burhâneddin’den Mevlânâ’ya, Sultan Veled’den Bayrampaşa Mevlevihanesi’ne uzanan yaklaşık yedi asırlık bu çizgi, Kayseri’nin Anadolu irfanının şekillendiği başlıca merkezlerden biri olduğunu anlatıyor.” İfadelerini kullandı.