Meclisteki sahte imza krizinde Kayseri Milletvekilleri bakın nasıl yer aldı?

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde olmadığı halde pusula gönderen milletvekilleri gündemi meşgul etmeye devam ediyor. Son yaşanan tartışmada Kayseri milletvekillerinin olması da dikkat çekti.

Youtube Kanalı
Youtube Kanalı
Abone Ol
Meclisteki sahte imza krizinde Kayseri Milletvekilleri bakın nasıl yer aldı?

TBMM Genel Kurulu'nda Suudi Arabistan ile imzalanan enerji anlaşmasının oylaması sırasında, salonda bulunmayan AK Partli'li milletvekilleri adına oy pusulası verilmesinin tartışmaları devam ediyor.  Muhalefetin talebiyle yapılan ve Meclis Başkanvekili Pervin Buldan'ın isimleri tek tek okuduğu kontrolde aralarında AK Parti Kayseri Milletvekili Murat Cahit Cıngı’nın da aralarında bulunduğu 75 milletvekilinin salonda olmadığı adlarına pusula göndermesi bir kez daha gündem oldu. 
AK Parti Grup Başkan Vekili İstanbul Milletvekili Özlem Zengin, İYİ Parti Grup Başkan Vekili Balıkesir Milletvekili Turan Çömez’in konuyu hatırlatarak, 75 milletvekili adına TBMM Başkanlığına sahte evrak verildiğini belirtmesi üzerine, “Ben, hangi partiden olursa olsun, fiziken burada olmayan bir milletvekilinin pusula vermesini kabul edemem. Biz, onu tabii ki kendi içimizde konuştuk ve konuşmaya devam edeceğiz.”

Cıngı: Cevabı verildi onun 

Tartışmalar milletvekillerinin yerinden sataşmaları ile devam ederken, olmadığı halde adına TBMM Başkanlığı’na pusula veren 75 milletvekili arasında yer alan Murat Cahid Cıngı da oturduğu yerden “Cevabı verildi onun” diyerek tartışmalara katıldı. 

Meclisteki sahte imza krizinde Kayseri Milletvekilleri bakın nasıl yer aldı?
Akar yasa değişikliğini savundu

Tartışmaların ardından söz alan TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Kayseri Milletvekili Hulusi Akar ise TSK ile ilgili düzenlemeleri de içeren kanun teklifinde, terör suçlarıyla bağlantılı olduğu gerekçesiyle kamu görevinden çıkarılanların göreve iadeye ilişkin mahkeme kararlarını düzenleyen madde üzerinde açıklamalarda bulunarak, sahte pusula tartışmalarına girmedi. 

Meclisteki sahte imza krizinde Kayseri Milletvekilleri bakın nasıl yer aldı?
Sahte imza tartışmaları TBMM tutanaklarına böyle yansıdı

75 Milletvekilinin TBMM Genel Kurulu’nda olmadığı halde varmış gibi pusula göndermesiyle ilgili yaşanan tartışmalar ise TBMM Tutanaklarına şu şekilde taşındı. İşte o tartışmanın TBMM tutanaklarına yansıyan hali:


ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Bize böyle söylüyorsunuz. Şimdi, bir defa Medeni Kanun'un 2'nci maddesi -ki ben bugünkü hâlinden ziyade eski ifadeyi bir hatırlatmak istiyorum, çok güzel bir Türkçeyle yazılmış; şu andaki madde de anlam olarak bunu içeriyor- diyor ki: "Herkes haklarını kullanmakta ve borçlarını ifada hüsnüniyet kaidelerine riayetle mükelleftir." Bir hakkın kullanımında hüsnüniyet çok önemlidir. Bir hakkı kullanırken eğer bir kötü niyet hasıl oluyorsa o zaman sizin bu hakkı kullanımınızda bir sorun var demektir. Şimdi, bugün dünkü sayılara baktığımızda, 8 defa yoklama, 5 defa karar yeter sayısı, 2 defa elektronik oylama... Burada işimiz evet, itiraz etmek, bravo; evet, bu itirazı yaparken temellendirmek, mümkünse en güzeli uzlaşmak. Burada bazı maddelerle alakalı uzlaştığımız, geri çektiğimiz, yeniden beraber yazdığımız çok olmuştur ama bunu yaparken iki temel ilkemizin olması lazım: Birincisi, İç Tüzük'e herkes uyacak. İç Tüzük'le alakalı maddeleri ihtiyaca binaen nasıl sizler kullanıyorsanız biz de yeri geldiğinde kullanacağız. Nihayetinde de bunun hepsini yaparken iyi niyetimizi, birbirimize karşı itimadımızı muhafaza edeceğiz.

Meclisteki sahte imza krizinde Kayseri Milletvekilleri bakın nasıl yer aldı?
Dün Genel Kurulda bizim arkadaşlarımızla beraber yaptığımız, İç Tüzük 87'den doğan haklarımızı kullanmaktan ibarettir; bundan daha tabii ne olabilir? Kaldı ki, maalesef, hepimizin ortak tecrübesi, Genel Kurulumuzda İç Tüzük hakkıyla uygulanmıyor. Bunu hepimiz görüyoruz ve herhâlde her birimiz kabul ediyoruz ki daha anlaşılır, daha uygulanabilir bir İç Tüzük'e de ihtiyacımız var; bununla alakalı hep hazırlıklar olageldi, bizim de hâlâ bir hazırlığımız var. O sebeple, eğer kurallara uymaktan bahsediyorsak, bizim sadece kurallara uyduğumuz için ve İç Tüzük'e uygun olarak bir işlem yaptığımız için, bir uygulama yaptığımız için suçlanmamamız lazım. Genel Kurulda yaptığımız her şeyin insanlarımız tarafından çok izlendiğini, görüldüğünü de düşünürsek işi yapmak kadar - hukukun esasıdır, bugün İslam hukukuna çok referans verildi- İslam hukukunda da usul ve esas arasındaki ilişkiyi hatırlatmak istiyorum: Ne yaptığımız kadar nasıl yaptığımız da çok önemli bu Genel Kurulda. Zaman zaman bu "nasıl yaptığımız" konusunda birbirimizi çok hırpaladığımızı düşünüyorum, birbirimizin hukukuna girdiğimizi düşünüyorum. Günün sonunda bunların hepsi geçecek, geriye sadece ve sadece birbirimize bıraktığımız bir iz kalacak. Bu hakka, hukuka, ize hürmet etmeyi önemsiyorum ve altını çizmek istiyorum.
Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BÜLENT KAYA (İstanbul) - Sayın Başkan...
BAŞKAN - Sayın Zengin'in konuşmasına...
BÜLENT KAYA (İstanbul) - Yok, ben bir sataşma değil...
BAŞKAN - Bir sataşma olmadı, çok...
BÜLENT KAYA (İstanbul) - Katkıda bulunmak istiyorum bir iki dakika, yoksa bir tartışma için değil Sayın Başkan.
BAŞKAN - Peki, buyurun.
BÜLENT KAYA (İstanbul) - Bir katkıda bulunmak için, tartışma için değil.
Sayın Özlem Hanım'ın özellikle Medeni Kanun'u referansı ettiği bir hakkın kötüye kullanılmasıyla ilgili ilke evrensel bir ilkedir, ben de takdirle karşılıyorum ama Sayın Özlem Zengin'in dün vermiş oldukları önergede, temel kanun dediğimiz 91'inci maddeyi... Her torba kanunu 91'e dayanarak buraya getirmek bir hakkın kötüye kullanılması mı, yoksa İç Tüzük'ten kaynaklanan bir hakkın kullanılması mı? Ya da komisyondan geçen hemen hemen her teklifin kırk sekiz saat geçmeden, daha muhalefet şerhleri basılmadan, hiçbir gerekçe sunmadan, Komisyonun talebi olmadan, sırf İç Tüzük maddesi gereği buraya getirilmesi bir hakkın kötüye kullanılması mı, yoksa değil mi? Bu konuda da kendileri illa cevap vermek zorunda değil, değerlendiriyorlardır diye düşünüyorum. Hakkın kötüye kullanılması herkesin referans alması gereken temel bir hukuk ilkesidir. Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Sayın Çömez, buyurun.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Çok teşekkür ederiz.
Millet iradesinin tecelligâhı olan bu çatının altında hepimiz iyi niyetle çalışmaya gayret ediyoruz. Şüphesiz farklı düşündüğümüz alanlar olacaktır, bu da son derece doğaldır. Sizin "Mutlaka geçmeli." dediğiniz bazı maddelere biz "Hayır, yanlış, geçmemeli." diyebiliriz ve bu tartışmaları yeterli bulmayabiliriz. Bu da bizim en doğal hakkımız ve milletin bize vermiş olduğu bir sorumluluk.
Değerli arkadaşlar, bu sorumluluğu yerine getirirken şüphesiz kurallara ve İç Tüzük'ün bize vermiş olduğu yetkiye, salahiyete riayet etmek durumundayız. Niye yoklama istedik? Çünkü bu maddelerin geçmesine biz onay vermiyorduk, onun için yoklama istedik; İç Tüzük bize bu hakkı ve salahiyeti verdiği için. Peki, siz ne yaptınız? Yine, İç Tüzük'ten almış olduğunuz yetkiyle, salahiyetle burada Komisyonun neredeyse tamamını oluşturarak, tahsis ederek verilen önergeleri bir anlamda kabul ettiniz, bu da sizin hakkınızdır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Şimdi, biz yasanın yanlış olduğunu, saraydan hazırlanıp geldiğini, komisyonlarda yeterince tartışılmadığını, ele alınmadığını söylüyoruz ve geçmesinin doğru olmadığını savunuyoruz. Bu bizim hakkımız ve düşüncemiz. Siz de bizi konuşturmak istemiyorsunuz "Konuşmasınlar." diyorsunuz. Bu da sizin -tırnak içerisinde- İç Tüzük'ün size vermiş olduğu hakkınız.

Meclisteki sahte imza krizinde Kayseri Milletvekilleri bakın nasıl yer aldı?
Şimdi, bizim yoklama istememizden rahatsız oluyorsunuz. Özlem Hanım, yoktunuz burada. Geçtiğimiz haftalarda biz bir yoklama istedik. O esnada yoktunuz yani bundan bahsetmiyorum, bir önceki yoklama talebimizden bahsediyorum. Değerli arkadaşlar, Suudi Arabistan'la ilgili, yapılan anlaşmanın onaylanması talebiyle ilgili gelen kanun burada oylanırken buraya 79 tane pusula verdiniz, 75 tanesi sahte imzaydı. Bunu siz içinize nasıl sindiriyorsunuz Allah aşkına? Amerika'da maç seyretmeye gitmiş olan arkadaşınızın adına burada sahte imza altmışsınız. Bu sahtekârlığı, bu sahte evrakın Meclis kürsüsüne verilmesini nasıl kabul edersiniz, nasıl içinize sindirirsiniz?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Bitiriyorum Başkanım.
BAŞKAN - Buyurun.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Yüce Meclisin çatısı altında, millet iradesinin tecelligâhı olan bu çatının altında 75 milletvekili için sahte evrak düzenlendi. Nasıl bakacaksınız milletin yüzüne? Ne söyleyeceksiniz? "Biz hazırlamadık." mı diyeceksiniz? MHP'den var, başka partilerden var. Neredeyse tamamı da sizin partinizden. Nasıl hazırlandı bu evraklar? Hiç kendi içinizde bir muhasebe yaptınız mı? "Biz nasıl böyle bir şey yaptık?" dediniz mi? Size niye güvenmediğimizi, niye yoklama istediğimizi anlıyor musunuz? Allah aşkına, bu Parlamentoya saygınlık getirmek, millet iradesinin tecelligâhına milletin itibarını ve güvenini yeniden tesis etmek için hepimizin ona göre sorumluluk duygusuyla hareket etmemiz lazım. Buradan bir kere daha söylüyorum: Her seferinde Meclis Başkanına dilekçe gönderiyorum ve en son bu 75 tane sahte pusulayla ilgili de dilekçe gönderdim. Bir daha böyle bir şey yapmayın. Bu Meclisin muhabbetine, mehabetine ve saygınlığına yakışmıyor.
BAŞKAN - Sayın Zengin, söz istemişsiniz.
Buyurun.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Sayın Başkanım, bu arada Sayın Komisyon Başkanımız Hulusi Akar Milletvekilimize de bir söz vermenizi rica edeceğim.
Doğrusu, ben Genel Kurula gelirken düne dair bir tartışma açmayı düşünmüyordum, bu konuşma YENİ YOL Grubu tarafından açıldığı için bir izah getirme ihtiyacı duydum, getirdiğim izah da zaten çok nettir yani sizin her gün, her gün, defaatle, defaatle kullandığınız bir şeyi biz de ilk defa kullandık. Siz, kendi defaatle kullandığınızı normalleştirirken bizim kullandığımıza bir suç, bir yanlış atfettiğiniz için bunu söyleme ihtiyacı duydum. Şimdi, gelelim diğer konuya: Türkiye Büyük Millet Meclisinde hepimizin sorumluluğu var yani siz, bize sesinizi yükselterek bunları söylerken, burada varken, fiziken buradayken yoklamaya girmemeyi normal mi görüyorsunuz mesela? Eğer bizi bununla eleştiriyorsanız bu da böyle bir şey.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
CAVİT ARI (Antalya) - Onunla aynı konu mu Sayın Başkan? Varken girmemek ayrı, yokken burada varmış gibi sahtekârlık yapmak ayrı. Aynı şey mi?
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Bir saniye...
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Allah aşkına, 76 tane sahte belgeyi normal mi görüyorsunuz Özlem Hanım? Önce bununla ilgili bir muhasebe yapın ya! Önce bununla ilgili bir muhasebe yapın!
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Bir saniye...
BAŞKAN - Sayın Çömez...
ŞERAFETTİN KILIÇ (Antalya) - Ne kadar ayıp bir şey ya!
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Sahte evrak veriyorsunuz buraya, sahte belge veriyorsunuz!
SELAMİ ALTINOK (Erzurum) - Ne bağırıyorsun ya!
BAŞKAN - Sayın Çömez, lütfen...
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Başkanım...
CAVİT ARI (Antalya) - Nasıl aynı şekilde değerlendirebiliyorsunuz ya, hangi mantıkla!
BAŞKAN - Bir müsaade eder misiniz.
CAVİT ARI (Antalya) - Varken girer, girmez; yokken burada vermesi önemli.
BAŞKAN - Sayın Grup Başkan Vekili konuşuyor, bir müsaade eder misiniz. Buyurun.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Başkanım, ben şunu çok net söyleyeceğim: Ben, hangi partiden olursa olsun, fiziken burada olmayan bir milletvekilinin pusula vermesini kabul edemem. Biz, onu tabii ki kendi içimizde konuştuk ve konuşmaya devam edeceğiz.
GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - 75 tane "Verildi." yazmışsınız, tam 75 tane!
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Bir saniye...
CAVİT ARI (Antalya) - Ya, 1 olur, 2 olur, 3 olur, 75 kişi...
GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Tam 75 tane, ayıp, ayıp!
KAMİL AYDIN (Erzurum) - Ya, bir durun da dinleyelim kardeşim! Grup Başkan Vekili konuşuyor ya!
GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - İlk kez laf attım, özür dilerim.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Değerli arkadaşım, bir müsaade ederseniz ben konuşuyorum ve dürüstçe kanaatimi de ifade ediyorum, ifade ettiğim şeyden dolayı da suçlanmak istemiyorum. Bakın, kendi kanaatimi söylüyorum fakat bu hepimizin sorumluluğudur. Bu Mecliste daha evvel de bunun örnekleri de vardır ama bizim yapmamız gereken, buna müsaade etmemektir, biz grup olarak da bunun takipçisiyiz. Tabii ki değerlendirdik, değerlendirmemek ne mümkündür böyle bir şeyi ama aynı şey sizin için de geçerli. Buradayken, kendiniz buradayken "Ben yokum." anlamına gelecek bir tavır içerisinde bulunmak da bu kadar yanlıştır.
CAVİT ARI (Antalya) - Niye yanlış olsun?
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Aynen bu kadar yanlıştır, tamam mı, bunu söylemeye çalışıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
CAVİT ARI (Antalya) - Böyle bir cevap enteresan vallahi, hiç yakışmadı size böyle bir cevap.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Vallahi çok doğru, neyini yanlış buldunuz?
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Sayın Başkan...
BAŞKAN - Sayın Çömez, ara vermek zorunda bırakmadan buyurun.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Cevabı anlayamıyorsunuz zaten.
CAVİT ARI (Antalya) - Çok iyi anladık biz.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Neyini anladınız?
CAVİT ARI (Antalya) - Sahteciliği savunuyorsunuz yani.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Burada oturuyorsunuz, "Yokum." diyorsunuz, o zaman dışarı çıkın, dışarı çıkın, yok olun o zaman madem.
CAVİT ARI (Antalya) - Olmayan birinin sahte evrak tanzim etmesini savunuyorsunuz, 75 kişiyi birden.
BAŞKAN - Buyurun ama lütfen, ara vermeyelim.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Peki, teşekkür ediyorum Sayın Başkanım. Özlem Hanım, bu konuda muhasebe yaptığınızı söylediniz, teşekkür ederim. 75 kişinin bu çatı altında, burada olmadığı hâlde kendileri için düzenlenen sahte evraklarla ilgili umarım, umarım... Bakın, bana böyle hareket yapmayın, sahte evraktan bahsediyorum, imza atılmış, sahte imza Özlem Hanım, bunu makul göstermeye çalışmayın. Bu millet iradesinin tecelligâhına saygısızlık ve bunun mutlaka biz burada izahını istiyoruz.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Turhan Bey, daha ne söylenebilir?
CAVİT ARI (Antalya) - Mazereti olmaz o işin.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Koskoca çatının altında 75 tane sahte evrak verilmiş, "Biz muhasebesini yapıyoruz." demeniz yetmez. Bu sizin bir parti içi meseleniz değil. Ya, bunu nasıl savunursunuz Allah aşkına?
BAŞKAN - Peki.
MURAT CAHİD CINGI (Kayseri) - Cevabı verildi onun.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Bu, parti içi mesele değil bu, Parlamentonun saygınlığı ve burada büyük bir hatanız var, yanlışınız var ve maalesef, kötü bir niyet söz konusu.
CAVİT ARI (Antalya) - Ayıpları var, ayıp, ayıp!
BAŞKAN - Aslında siz gerekli açıklamayı yaptınız, gayet makul bir açıklamaydı, burada kapatalım isterseniz.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Bir cümle söyleyeceğim, lütfen.
BAŞKAN - Bir cümle, lütfen.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Sayın Başkanım, şunu görüyorum: Makuliyet yetmiyor.
HÜSMEN KIRKPINAR (İzmir) - Tekrarından korkuyoruz da ondan.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Bunun daha net nasıl bir cevabı olabilir bilmiyorum. Çok net ifade ettim ama galiba daha, daha, daha bir şey... Ne işte, hepsini söyledim yani çok net yani; nokta, dahası yok yani. Siz de varlığınızı buradayken kabul edin
yani. "..."1
yani.
Teşekkür ederim.
CAVİT ARI (Antalya) - O bir takdir hakkıdır, öbürü sahtekârlıktır.
BAŞKAN - Peki, teşekkürler.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Kayıtlara "yabancı bir dil" olarak girdi bak, söyleyeyim.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Girecek evet, siz daha iyi anlarsınız diye...
BAŞKAN - Sayın Aydın, sisteme girmişsiniz.
Buyurun.
Sayın Aydın... Yok.
Sayın Akar...
HULUSİ AKAR (Kayseri) - Sayın Başkanım, sayın milletvekilleri; biraz önce Sayın Bülent Kaya bazı konulara değindiler; fazla bir tartışmaya girmeden, ortalığı germeden işimizi yapmak bakımından efendim, ortamı, iklimi bozmadan birkaç hususu dikkatlerinize sunmak istiyorum. Bunlardan birincisi, Sayın Kaya biraz objektiften çıkıp, biraz duygusal ve heyecanlı bir konuşmayla meseleyi çerçevesinden çıkardı.
Burada, biraz önce Sayın Grup Başkan Vekilimiz Özlem Hanım'ın da belirttiği gibi, biz tamamen İç Tüzük çerçevesinde çalışma, esas ve usullerine uygun şekilde Komisyonumuz toplandı; bu konuyu enine boyuna tartıştı, muhalefetteki arkadaşlarımızın katkılarını da değerlendirmek suretiyle bir sonuca geldik ve bu gelinen sonuç da şu anda huzurlarınızda tartışılmakta. Sayın Kaya, biz yaptıklarımızın tamamen geçmişimizin ve günümüzün şu andaki bizim görevlerimizin ve sorumluluklarımızın tamamen idrakindeyiz, tamamen ona müdrikiz, onun bir kere altını çizerek belirtmek isterim. Diğer taraftan da biz, Allah'tan korkan, kuldan utanan bir insanız. Bütün millî ve manevi değerlerimize sahibiz, bunu savunuruz her zaman.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BÜLENT KAYA (İstanbul) - Onun için çağrı yaptım zaten, öyle olduğunu bildiğim için çağrı yaptım Sayın Bakanım, yoksa, aksi bir iddiada bulunmadım.
GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - 7 ve 8'i de onun için geçirdiler zaten(!)
BAŞKAN - Sayın Akar, buyurun.
1. Bu bölümde hatip tarafından Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi.
HULUSİ AKAR (Kayseri) - Efendim, bu çerçevede çalışmalarımızı sürdürdük, sürdürüyoruz. Efendim, bizim bu manada bir eksiğimiz, yanlışımızın olmadığını değerlendiriyorum. Dün de işte, mevcut İç Tüzük çerçevesinde yapılması gereken ne varsa bunları arkadaşlarımızla beraber huzurlarınızda hep birlikte icra ettik. Yalnız, siz şunun farkında mısınız: Bu personel, söz konusu personel; terör örgütleriyle eylem birliği içerisinde olmak, bu örgütlere yardım etmek, kamu imkân ve kaynaklarını bu örgütleri desteklemeye yönelik kullanmak ya da kullandırmak, bu örgütlerin propagandasını yapmak, bu örgütlerle iltisaklı olmak gerekçesiyle bunlar suçlanıyorlar.
ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) - Mahkeme iade etmiş, iade.
HULUSİ AKAR (Kayseri) - Dolayısıyla burada suçlanan insanlardan bahsediyoruz, personelden bahsediyoruz. Dolayısıyla bu çerçevede, efendim, yapılan bir çalışmadan bahsediyoruz, bunu da dikkatlerinize sunuyorum. Daha fazla durumu germeden daha sonra çalışmaları yapacağız.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) - Mahkemeleri iptal edin bari.
HULUSİ AKAR (Kayseri) - Kim... Ne diyorsun? Dinle ya, dinle! Biraz öğrenin, biraz ilgi gösterin, biraz alaka gösterin.
BAŞKAN - Sayın Kaya, buyurun.
BÜLENT KAYA (İstanbul) - Sayın Başkan, ben öncelikle Sayın Bakanımızın, milletvekilimizin bu manevi hassasiyetlerini bildiğim için zaten bir çağrı daha yaptım. Yoksa öyle bir hassasiyet taşımadığı şeklinde bir beyanım yoktur. Kendisi de zaten bunu ifade etti. Şimdi, "suçlanan" diye bir ibare kullandı. Bu işte bir kısım terör örgütleriyle iltisaklı... Adı üstünde bunlar birer iddiadır. Mahkemeye dava açıldığı zaman elbette Türk Silahlı Kuvvetlerimiz ya da diğer idare organlarımız bu delilleri mahkemeye gönderir. Mahkeme bu delilleri takdir ederek bir karar verir. Bu karar idareyi de bağlar, herkesi bağlar ama bu mahkeme kararına rağmen idare hâlâ "Ben bunu terör örgütüyle iltisaklı kabul ediyorum, başlatmıyorum." diyemez. Hukukun evrensel ilkesidir. Mahkeme kararları derhâl uygulanır, beş sene bekletilemez. Yürütmeyi durdurma kararı niçin verilir? Gecikmesinde sakınca olan hâller Sayın Bakanım. Bu insanların beş yıl, on yıl sonra aldıkları hak, hak olmaz ki. Geciken adalet, adalet değildir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BÜLENT KAYA (İstanbul) - Toparlıyorum Sayın Başkanım.
BAŞKAN - Peki, buyurun.
BÜLENT KAYA (İstanbul) - Elbette nihai karar sonuca varır ama gelin, bu insanlarımızın yarın bir gün haklı çıktıkları zaman uğrayacakları bir zaman kaybının telafisinin olmayacağını bilelim. Beş sene, on sene çocuklarından mahrum bir şekilde bulunan arkadaşların siz on sene sonra hakkını iade etseniz ne olur, etmeseniz ne olur. Aynı hassasiyette olduğumuzu düşünerek sizin de başta Silahlı Kuvvetlerdeki arkadaşlarınız olmak üzere bu evrensel hukuk ilkelerine sahip çıkacağınıza inanarak Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.