Krallığın izleri Kayseri'nin dağlarında saklı! İşte bilinmeyen tarihi
Anadolu'nun kadim şehirlerinden Kayseri yıllar boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yaptı. Bunlardan biri de Tabal Krallığı olurken detaylarını AK Parti Kayseri Milletvekili Murat Cahid Cıngı aktardı.
Kayseri, hem su imkanlarına yakın olması, güvenlikli bir yer yapısı ile yıllar boyunca medeniyetler için sığınak görevini gördü. Farklı medeniyetlerin bir arada yaşadığı Kayseri’de 3 bin yıl önce de krallığın bulunduğu öğrenilirken detaylarını AK Parti Kayseri Milletvekili Murat Cahid Cıngı sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım ile aktardı.
Sosyal medya hesabından paylaştı
Kayseri’nin dağlarında bir krallık kurulduğunu aktaran Murat Cahid Cıngı, “Kayseri’nin bugün bozkır diye baktığımız düzlüklerinde, üç bin yıl önce bambaşka bir dünya vardı: Tabal Krallığı. Bu krallık, gücünü dağ zirvelerine kurulmuş taş kalelerden almaktaydı. Çünkü Orta Anadolu, her yüzyılda bir yeni bir ordunun hedefi olur, halkı daima tetikte yaşardı. Taballılar bu yüzden yüksek kayalıklara sığınmış, sert coğrafyadan bir savunma uygarlığı yaratmışlardı” dedi.
Taht kavgalarının da yaşandığını belirten Murat Cahid Cıngı, paylaşımına şu şekilde devam etti;
“Tabal hanedanı, gerçek anlamda bir taht kavgası ve diplomasi hikâyesidir. Krallığın yıldızı ilk olarak Tuwatis döneminde parlar; Asur tarafından “büyük kral” unvanıyla tanınır, bölgedeki diğer beyliklere karşı prestij kazanır. Ardından tahya geçen oğlu Wassurme, Asur’a yıllık vergiyi reddedince tahtını kaybeder ve yerine Ambaris geçirilir. Asur Kralı Sargon II, Tabal üzerindeki hâkimiyetini güçlendirmek için kız kardeşi Ahat-abi’yi Ambaris’le evlendirir; Hilakku bölgesini (Niğde civarı) de çeyiz olarak verir. Ancak Ambaris, Asur’a bağlı görünürken gizlice Urartu ve Muşki krallıklarıyla ittifaka yönelince Sargon, Tabal’ı cezalandırır ve krallığı ortadan kaldırır. Böylece Orta Anadolu tarihinin en sarsıcı siyasal çöküşlerinden biri yaşanır.”
Hikayenin izleri Kayseri’nin dağlarında saklı
Kululu Kalesi’nin Tabal hanedanının askeri dehasını gösterdiğini açıklayan Murat Cahid Cıngı, “Bu hikâyenin izleri bugün hâlâ Kayseri’nin dağlarında saklıdır. Şehrin kuzeydoğusundaki Kululu Kalesi, Tabal’ın askeri dehasını gösteren örneklerden biridir. Dağ yamacına oyulmuş surlarda insan ve aslan kabartmaları nöbet tutar gibi hâlâ ayaktadır. Tabal, madenciliği ve maden işçiliğiyle ünlü bir medeniyettir. Sargon’un savaş ganimetleri arasında Tabal ustalarının yaptığı altın ve gümüş kaplar sayılmış, bu eserlerin ünü Mezopotamya saraylarına kadar uzanmıştı. Tevrat’ta geçen Tubal’ın tunç kapları ifadesi de aynı kültür çevresine gönderme yapar. Tunç, gümüş ve altın işlemeciliği, Tabal’ı ekonomik açıdan da bölgenin merkezlerinden biri hâline getirmişti” ifadelerini kullandı.
Murat Cahid Cıngı, bu tarihin hala toprak altında yaşamaya devam ettiğini, “Bugünün Kayseri bozkırları, aslında bir zamanlar kralların, ihanetlerin, ittifakların, kuşatmaların ve ustalıklı zanaatkârların sahnesiydi. Yüzlerce yıl boyunca dağ kalelerinde yankılanan bu tarih, hâlâ Kayseri’de toprak altında ve kayaların yüzeyinde yaşamaya devam etmektedir” diyerek açıkladı.
