Kayserili Genel Başkan o isme yapılan eleştirilere isyan etti

Tarihçi ve akademisyen Prof. Dr. İlber Ortaylı, geçtiğimiz günlerde hayatını kaybetti. Ortaylı'nın vefatının ardından yakın dostu aynı zamanda Kutlu Parti Genel Başkanı Yusuf Halaçoğlu'ndan dikkat çeken açıklamalar geldi. Detaylar Kayseri Olay haber merkezince derlediğimiz haberimizde.

TAKİP ET >> Google News ile Takip Et

Duayen tarihçi ve akademisyen Prof. Dr. İlber Ortaylı’dan geçtiğimiz günlerde acı haber geldi. Sağlık sorunları sebebiyle bir süredir hastanede tedavi gören Prof. Dr. Ortaylı yaşam mücadelesini kaybetti. Pazartesi günü son yolculuğuna uğurlanacak olan İlber Ortaylı’nın yakın dostu Türk Tarih Kurumu Eski Başkanı ve Kutlu Parti Genel Başkanı Yusuf Halaçoğlu, dikkat çeken açıklamalarda bulundu. 

Başkan Halaçoğlu, Ortaylı’nın gerçek bir vatansever aynı zaman objektif bir tarihçi olduğunu söyledi. Halaçoğlu, “İlber Hoca Hakka yürüdü. Biliyoruz ki her canlı ölümü tadacaktır. Fakat üzülmemek mümkün değil. Pazartesi günü ikindi namazı sonrası Fatih Camiinde kılınacak cenaze namazı sonrası defnedilecek. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun. Yıllarca bir dost, meslektaş olarak yurt dışında ve yurt içinde çeşitli etkinliklerde yer aldık. Gerçek bir vatansever, ama aynı zamanda objektif iyi bir tarihçimizdi ve yabancı bilim adamları onun olduğu toplantılarda hep çekingen davranır, ileri geri konuşamazdı. Yeri zor doldurulur.” dedi.

Kayserili Genel Başkan o isme yapılan eleştirilere isyan etti

'Eşeğe altın semer taksan da eşektir'

Ortaylı’nın vefatının ardından ortaya atılan iddialara da tepki gösteren Halaçoğlu şu ifadeleri kullandı;

“Ancak vefatından sonra bazı kendini bilmez, üstelik Prof. titrini de taşıyan tarihçi sıfatlı boş kişiler, onu, yok siyonizmin adamı, yok namazla ilgisi olmayan, kötü bir tarihçi gibi ahlâksızca kötülemeye çalışıyor. Altın altındır. Yere düşmekle değer kaybetmez. Ama eşeğe altın semer taksan da eşektir. Kedi uzanamadığı ete mundar dermiş. Bu gibiler, İlber Hoca’nın toplum nezdindeki sevgisine ve uluslararası camiadaki itibarına ulaşmaları bir yana, onun insanlığına ve inancına da ulaşmaları da mümkün değildir.

Buna bizzat şahit olmuş biri olarak söylüyorum. O inancını reklâm olsun diye yerine getiren bir kişi değildi. Ankara kalesindeki Selçuklu camileri imamları ve cemaatleri onu iyi tanırlar. O, birlikte kendisiyle namaza gidenlere Uludağ lokantasında yemek ısmarlardı. Bugün maalesef ona iftira edenler, hem insanlık, hem de ilim adına bir utanç âbideleridir. Yazık. Ölmeden yüzüne konuşamayanlar, ilmî acziyetin ne denli mensubu olduklarını gösteriyorlar.

İlber kardeşim. Senin ortaya koyduğun eserler, insanların doğru bilgileri öğrenmelerine vesile olarak amel defterinin kapanmamasını sağlayacak, iftira eden ve sırf ideolojilerine hizmet eden güruh için ise, huzur-ı mahşerde, insanlara gerçekleri anlatmadıkları için en ağır cezayı hak edeceklerdir. 
Ruhun şâd, mekânın Cennet olsun. Nurlar içinde yat.”