Kayseri'nin kayıp kiliseleri! Polonyalı seyyahın notlarında ortaya çıktı

Polonyalı gezgin Simeon'un 1617 yılında Kayseri'ye geldiği öğrenildi. Seyyahın notlarında Kayseri'nin kiliseleri dikkat çekerken, şimdilerde ise nerede oldukları bilinmiyor.

TAKİP ET >> Google News ile Takip Et

Araştırmacı Yazar Ali Peker, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Polonyalı Gezgin Simeon’un notlarına yer verdi. 1617 yılında Kayseri’ye gelen Simeon’un notlarında Kayseri’de şimdilerde bulunmayan kiliseler anlatılırken, detaylar dikkat çekti.

Kayseri'nin kayıp kiliseleri! Polonyalı seyyahın notlarında ortaya çıktı

400 yıl öncesinin Kayseri’sini anlattı

Polonyalı gezgin Simeon 1617 senesindeki Kayseri hakkında notlarında, "Zeytun'dan hareketle birçok köy ve dağları geçtikten sonra merkez bir şehir olan Kayseri'ye geldik. İç ve dış olmak üzere iki katlı surlarla çevrili olan şehrin iç kısmında Surp Asduadzadzin ve Surp Sarkis adları taşıyan iki kilise vardır. Yeraltında ve karanlık yerler olan bu kiliselere tahta merdivenlerle inilir. Şehirde, 500 hane Ermeni mevcuttur. İçlerinde zengin tüccarlar ve namlı kocalar olduğu halde, yoksullar pek çoktur. Bunlar genellikle terzilik ve kaftancılıkla uğraşırlar. Şehir içindeki Ermeniler, Ermenice bilmeyip Türkçe konuşurlar, ama şehir dışındakiler Ermenice bilirler. Evler ham kerpiçten yapılmıştır ve kapıları o kadar ufaktır ki, eğilerek içeri girilebilir. Şehir genellikle bir virane manzarasını verir; ama bununla birlikte, hanlar, bedestenler, dükkanlar, çarşı- pazar ve kuyumcu dükkanları vardır. Böyle olduğu halde, çok az insana rastlanır, çünkü Celâlilerin yaptıkları tahribattan başka, halk, emirlerin korkusundan imar işlerine yanaşmıyordu” ifadeleri yer aldı.

Kayseri'nin kayıp kiliseleri! Polonyalı seyyahın notlarında ortaya çıktı

Kayseri’nin kayıp kiliseleri

Kayseri’de bulunan bir mezar hakkında da konuşan Gezgin Simeon, “Yanında kaldığım Vardapet Kirkor, bana hüsnükabul ve sevgi gösterdi. Şehrin iç ve dış kısımlarında eski ve yeni yapılar, taştan ve kubbeli büyük kiliseler gördüm. Bunların dışında, Lusaroviç'in ve Patrik Nerses’in, Patrik Levontius tarafından kutsandıkları muhteşem kilise de vardı. Bu kiliseler halen camiye çevrilmiştir. Şehrin iç ve dış taraflarında birçok ziyaretgahlar vardır. Bunlardan Kayserili Barsehhin'in mezarı, şehrin dışında, doğu tarafına düşer. Eskiden büyük bir kilise olan bu bina, kalenin inşaasında kullanılmak üzere sökülmüş olup, şimdi harap haldedir. Ermeniler, ölülerini buraya defnederler. Sur dışında, kuzey tarafında, silahşör Aziz Markarius'un mezarının bulunduğu büyük kilise bile harap olmuş ve yalnız kubbesi kalmıştır. Kabrin üstünde bir ‘horan’ vardır ve şehir halkı Pazartesi günleri oraya dua etmeye giderler. Biz de gidip duamızı ettik” dedi.

Kayseri'nin kayıp kiliseleri! Polonyalı seyyahın notlarında ortaya çıktı

Erciyes’in zirvesindeki kilise

Erciyes Dağı’nın zirvesinde de bir kilise olduğunu notlarında yazan Polonyalı Gezgin, şunları şu ifadeleri kullanmış;

“Aziz Markarius kilisesinin karşısında, kuzeye doğru bir mil uzakta, tarihi, ünlü dağ bir olan Erciyas görünür, dağın üzerinde birçok kilisenin bulunduğu ve en büyüğünün mermer sütunlu ve kubbeli bir bina olduğu, ama hâlen bir harabeden başka şey kalmadığı rivayet edilir. Her yıl, Urûc-ı Meryem yortusu günü, halk, kurbanlıklarla birlikte oraya çıkarmış. Biz de çıkmak istedik: ama dağın yüksekliğini, yolların geçilmez halini ve uçurumlardan yuvarlananın param parça olacağını söyleyerek bizi bu niyetimizden caydırdılar”