Kayseri'de 'milyonluk ilaç yolsuzluğu' davasında flaş gelişme

Kayseri'de 'milyonluk ilaç yolsuzluğu' davasında sanıklar hakim karşısına çıktı. 12 sanıklı davada tutuklu sanık kalmadı.

Kayseri’de Erciyes Üniversitesi Hastanesi’nde tedavi gören hastalar adına sahte rapor ve reçete düzenleyerek yüksek maliyetli kanser ilaçlarını usulsüz şekilde temin eden ve bu yolla yaklaşık 88 milyon 591 bin TL kamu zararına sebebiyet vermekle suçlanan sanıkların yargılandığı davanın ilk duruşması bugün görüldü.

Aralarında eczacı ve eczane kalfalarının bulunduğu ikisi tutuklu 12 sanık hakkında açılan dava Kayseri Adliyesi 19. Asliye Ceza Mahkemesi’nde sabah saatlerinde başladı. Sanıklardan biri mahkemeye mazeret sunarak katılmazken,  kendisinin adına kesilen sahte reçeteler olduğu beyanıyla gündeme gelen Cafer Bıyıklı da mahkeme salonunda hazır bulundu. 

Sanık ifadelerinin dinlenmesi ile başlayan davada, resmi evrakta sahtecilik yaparak kamu zararı yarattığı suçlamasıyla hakim karşısına çıkan eczacı ve eczacı kalfalarının ifadelerinde ortak kanaat, hastaneden gelen e reçete ve raporları kendilerinin düzenleme yetkilerinin olmadığı oldu.

Eczacılar: ‘e-reçeteleri biz oluşturmadık’  

Eczane sahipleri çoğunlukla reçeteleri sisteme kalfalarının girdiğini söylerken kalfalar ise bu ilaçların yüksek meblağlı ilaçlar olması sebebiyle eczacı onayı olmadan reçeteyi işleme koymadıklarını dile getirdi. Ayrıca eczacılık sisteminin işleyişinden bahseden sanıkların tamamı “E reçete veya raporu doktor düzenler. Bu raporların altında üç profesörün ve başhekimin onayı bulunur. Bize gelen rapor ve reçeteleri kontrol ettiğimizde SUT (Sağlık Uygulama Tebliği) kurallarına uygun olduğunu gördükten sonra ilacı depodan isteriz. Süreçte bizim başka bir müdahalemiz olamaz” dedi. 

İlacı temin edenle teslim alan belirlenemedi 

İlacı eczanelerden kimin teslim aldığı noktasında da farklı iddiaların olduğu sanık ifadelerinde dikkat çekti. Tutuklu bulunan eczacı kalfaları E.Ö ve E.Ö nin teslim aldığı, ilacı eczaneden istediği yönünde ifadelerde bulunuldu. Ayrıca Erciyes Üniversitesi’nde görevli M.Ç’ın doktorların elektronik imzalarını kullanarak bu reçete ve raporları hazırladığı yönünde de beyanlarda bulunuldu. 

‘Benim adıma ilaç bir yıl süreyle alınmış’

Kendisinin de bu süreçte adının kullanılarak adına kanser ilacı alındığını ifade eden Cafer Bıyıklı, mahkeme huzurunda verdiği ifade de “Benim adıma bir yıla yakın süre bu ilaç temin edildi. Ben defalarca SGK’ya, CİMER’e şikâyetlerde bulundum. Ne zaman konu basında yer aldı o zaman soruşturma açıldı. Bu ilaç bana hiç ulaşmadı benim adıma birileri aldı ve sattı. Şikâyetçiyim, mağdur edildim” dedi. 

Evrakı doktorlar düzenliyor, eczacılar yargılanmamalı

Sanıkların tamamının dinlenmesinin ardından, sanık avukatları dinlendi. Avukatlar soruşturma aşamasındaki eksikliklere de dikkat çekerek, “Resmi evrakta sahtecilik” suçlamasının kabul edilemeyeceğini, evrakı düzenleyenin doktorlar olduğunu eczacıların yalnızca kendilerine ulaşan reçeteleri işleme koyduklarını vurguladı. Erciyes Üniversitesi’nde yürütülen soruşturmanın da dava açısından önemli olduğunu bu konuda çeşitli bilirkişi raporlarının mahkemeye sunulmasını talep ettiler. 
Ayrıca sanık avukatları HTS kayıtları ile söz konusu reçetelerin tarihleri arasında da uyuşmazlık olduğu, savcılığın süreci gerekli titizlikte yürütmediğini belirtti. Tüm avukatlar, müdafi oldukları sanıkların beraatını talep etti. 

Tutuklu sanık kalmadı

Savcılık mütalaasında adli kontrol şartı bulunan sanıkların adli kontrollerinin kaldırılmasını, tutuklu bulunan iki sanığın da tahliyesini açıkladı. Kısa bir aranın ardından kararını açıklayan mahkeme başkanı, savcılık mütalaası doğrultusunda verdiği kararla iki sanığın tahliyesine, diğer sanıkların adli kontrollerinin kaldırılmasına, mahkeme önünde ifade veren tüm sanıkların davadan vareste tutulmasına karar verdi. Mahkeme ileri bir tarihe ertelenirken ilaç yolsuzluğu olarak basına yansıyan davada tutuklu kimse kalmadı.