Kayseri'de bir zamanlar neler vardı neler...

Köklü kültürüyle geçmiş ve gelecek arasında köprü oluşturan Kayseri, gelecek nesillere ne miras bırakacak? Kayseri Olay olarak derlediğimiz haberimizden okuyabilirsiniz.

TAKİP ET >> Google News ile Takip Et

Kayseri, tarih boyunca birçok devlete ve beyliğe ev sahipliği yaparak bu toplumların geleneklerini kendi bünyesinde barındırarak köklü bir kültür mirasına sahip olmuştur. Günümüzde ise modern dünyanın getirdiği olanaklar ile bu kültür mirası ötelenerek yok olmaya mahkum edilmiştir. Her ne kadar bu kültüre sahip çıkıp sonraki nesillere aktarmak için çabalayan kişiler olsa da bu hedefinde bazen yetersiz kalıyorlar. Unutulmaya yüz tutmuş geleneklerden bazıları şöyle;

Ahilik kültürü ve esnaf teşkilatı

Ahi Evran tarafından 13. yüzyılda Kayseri’de temelleri atılan Ahilik Teşkilatı, ticaretin yanı sıra yaşam biçmini de şekillendiriyordu. İslam kardeşliği ilkeleri üzerine kurulan bu köklü teşkilat, esnafı hem ahlaki hem de mesleki açıdan kusursuz yetiştirmeyi hedefliyordu. Günümüzde ise Kayseri Esnaf ve Sanatkarları Odaları Birliği (KESOB), Ahilik Haftası’nda çeşitli etkinlikler düzenleyerek bu geleneği yaşatmaya çalışıyor.

Cenaze sonrası yedi

Ölüye yedi gün boyunca Kur’an-ı Kerim okunurken cenazenin toprağa verildikten sonraki yedinci gün yedisi okunur. Kayseri halkı “Yedi gün cenazesinin kefeni ıslaktır.” ifadesinde bulunurken ölüye ait kıyafetleri ya fakirlere dağıtılır ya da yakılırdı. Ardından cenazenin gömüldüğü kırkıncı gün kırk mevlidi ve sonrasında da 52. gün de hem mevlit hem de Yasin okutulurdu. Bu sayede ölünün öbür dünyada rahat etmesi ve azap çekmemesi düşünülürdü.

Âşıklık geleneği

Kayseri aşıklık geleneğinin tarih boyunca önemli parçası olmuştur. Kaleme alınan âşık şiiri toplumun yansıması olup kültürün yapısını oluşturmuştur. Tomarzalı Muhsin, Muhsin, Berrakî gibi Kayseri’de yetişen birçok önemli âşık bulunurken günümüzde bu gelenek özellikle genç kesim tarafından benimsenmeyerek unutulmaya yüz tutmuştur.

Kayseri'de bunlara ne oldu?

Taş İşlemeciliği

Özellikle Türk sanatında önemli bir yere sahip olan taş işçiliği, başlangıç dönemlerden bu yana çeşitli değişimlere uğrayarak günümüze ayak uydurmaya çabalamış fakat yeterli ilgiyi görememiştir. Özellikle Anadolu Selçuklu ve Osmanlı dönemindeki yapılan mimarilerde karşımıza çıkar.

Kayseri'de bunlara ne oldu?

Ahşap oymacılığı

Ahşap oymacılığı, ahşap malzeme üzerine yapılan çizim ve yontulmasıyla yapılan sanattır. Ahşap oymacılığı, Kayseri Ulu Camii’nin kapı ve pencerelerinde de kullanılmıştır. Kayseri’de bu sanatı halen icra eden yerler var fakat sayıları gün geçtikçe azalıyor.

Kayseri'de bunlara ne oldu?

Soğanlı bez bebekleri

Soğanlı bez bebekleri, Kapadokya bölgesinin Soğanlı Köyü’ne özgü olan bir üründür. Köydeki kadınlarca yapılan bebekler yöreye gelen turistlerin yoğun ilgisini çekmiş ve giderek bir bez bebek sektörü oluşmasını sağlamıştır. Turistler tarafından gösterilen bu ilgi sayesinde birkaç ailenin başlatmış olduğu ve Kayseri Valiliği'nin desteği ile Soğanlı Köyü halkı turizm amaçlı bir kooperatif kurmuştur. Kayseri Valiliği ve Dönemin Soğanlı Köyü Muhtarı İsmail Ablak'ın da özenli çalışmasıyla Türk Patent Enstitüsü tarafından Marka Tescil Belgesi ile resmen tescillenmiştir.

Kayseri'de bunlara ne oldu?

Halı ve kilim dokumacılığı

Kayseri ve çevresinde dokunan halılar, Türk halı sanatının önemli bir bölümünü oluştururken Kayseri halıları, Bünyan ve Yahyalı halıları olarak ikiye ayrılır. Bu halılar ince olmalarının yanı sıra geleneksel motif işlemeciliğiyle Türkiye geleneğini somut olarak yaşatan ve geliştiren eserlerdir. Günümüzde halı ve kilim dokumacılığı yapımı eskiye nazaran daha az olup bu işlemler fabrika ortamında profesyonel makinelerle üretilmektedir.

Kayseri'de bunlara ne oldu?

Kurşun aşı ve çiriş yemeği

İçerisinde küçük bulgur köfteleri barındıran Kayseri mutfağının en karakteristik ve besleyici çorbalarından biri olan Kurşun Aşı, kurşun ismini köftelerin küçük ve yuvarlak oluşundan almıştır. Kayseri’nin bir diğer unutulmuş lezzeti de çiriş yemeğidir. Dağlarda kendiliğinden yetişen yabani bir bitki olan dağ pırasası veya güllük (gulik) olarak da bilinen çiriş otu, bahar aylarında dağlarda kendiliğinden yetişen yabani bir bitkidir. Çiriş yemeği Kayseri’den ziyade Erzurum, Van ve Sivas gibi illerde de yapılır. Bu iki yemek günümüz Kayseri mutfağında eskisi kadar karşımıza çıkmıyor.

Kayseri'de bunlara ne oldu?

Pırtımpırt yemeği

Kayseri’nin Develi yöresine ait olan pırtımpırt yemeği, taze asma yapraklarının parçalanıp tencerede pişirilmesiyle yapılan hafif ekşimsi bir yemektir. Pırtımpırt yemeğinin hikayesi ise, eskiden Anadolu’da yokluk zamanlarında bağcılıkla uğraşan ailelerin bağ bozumunda tercih ettikleri yemektir. Kurşun aşı ve çiriş yemeği gibi kıyıda kalarak özellikle genç neslin adını bile bilmediği bir yemek haline gelmiştir.