Kayseri'de bir kez başlayan bırakamıyor! Terapiye dönüşüyor
Kayseri'de yaklaşık 41 yıldır ahşaba şekil veren oyma ustası Şenel Doğan, el işçiliğinin teknoloji karşısında verdiği mücadeleyi anlattı. Usta ellerden genç kuşaklara aktarılan bu meslek, kursiyerler için yalnızca bir uğraş değil, aynı zamanda terapiye dönüşüyor.
Kayseri’de 1985 yılından bu yana ahşap oymacılığı yapan Şenel Doğan, bugün bir yandan sanatını sürdürürken diğer yandan yılların birikimini genç kuşaklara aktarıyor. Kursiyerlere ahşabın dilini öğretmeye çalışan Doğan, kaybolmaya yüz tutan el işçiliğini geleceğe taşımanın mücadelesini veriyor.
Bir ağaç parçası, desen ve keskin bir oyma kalemi… İlk bakışta sıradan görünen ahşap, sabırla işlenmeye başladığında bambaşka bir kimlik kazanıyor. Bazen küçük bir kutuya, bazen bir sehpaya, bazen de yıllarca ayakta kalacak bir caminin minberine dönüşüyor.
Kayın dayanıklılığıyla, ceviz görünümüyle öne çıkıyor
Mobilya sektöründe ağırlıklı olarak kayın ağacının kullanıldığını belirten Doğan, ahşap oymacılığında ise cevizin ayrı bir yere sahip olduğunu söylüyor. Ceviz ağacının damar yapısı ve görünümüyle oyma işlerinde öne çıktığını anlatan Doğan, Kayseri’de daha çok küçük sandıklar ve hediyelik eşyalarda tercih edildiğini ifade ediyor. Dayanıklı tüketim ürünlerinde kayın ağacından vazgeçilmediğini dile getiren Doğan, ‘Kayın ağacı dayanıklıdır. Mobilyada, koltukta ve komodinde kullanılabilir. Ceviz ise damarları ve görünümü nedeniyle oyma işlerinde daha güzeldir’ dedi.
Geçmişin motifleri yeniden hayat buluyor
Ustanın elindeki ahşaba çoğunlukla Selçuklu ve Osmanlı motifleri işleniyor. Geleneksel desenlerin hâlâ yoğun ilgi gördüğünü belirten Doğan, geçmişten kalan modellerin yanı sıra yeni tasarımları da kendi el işçiliklerine göre yorumladıklarını anlatıyor. Her motif, yalnızca ahşabın üzerinde açılan bir iz değil; yüzyıllar öncesinden bugüne taşınan kültürel bir hafıza niteliği taşıyor.
‘Başlayan bırakmak istemiyor’
Bir dönem yok olma noktasına gelen el işçiliğinin gençler tarafından yeniden keşfedilmeye başladığını söyleyen Doğan’a göre ahşap oymacılığı, kursiyerler için zamanla tutkuya dönüşüyor. Normal şartlarda kurs süresinin en fazla 6 ay olduğunu belirten Doğan, bazı kursiyerlerin ikinci yıllarında olmalarına rağmen ayrılmak istemediğini söylüyor. Ahşapla çalışmanın insanı dinlendirdiğini vurgulayan usta, ‘Gelen arkadaşlar burayı gördükten ve el işine başladıktan sonra adeta bağımlı oluyor. Onlar için terapi gibi geliyor. Gençler görüp denediğinde seviyor ve devam ediyor’ ifadelerini kullandı.
‘CNC makineleri bizi bitirme noktasına getirdi’
Teknolojide yaşanan gelişmeler, birçok alanda olduğu gibi ahşap oymacılığında da üretim biçimini değiştirdi. CNC makinelerinin seri ve daha uygun maliyetli üretim yapması, el işçiliğinin sanayideki yerini giderek daralttı. Doğan, bu dönüşümün mesleği bitme noktasına getirdiğini ancak el emeğinin değerini bilenler sayesinde çalışmalarını sürdürdüklerini belirerek, “CNC makineleri seri üretim yapıyor. Daha uygun fiyatlı olduğu için sanayide yerini aldı. Bizi bitirdiler denilecek bir duruma geldik. Fakat el işçiliğinin değerini bilen insanlar için çalışmaya devam ediyoruz. El işçiliğinin yeri ayrıdır, onu hiçbir teknoloji tutmaz’’ dedi.
Amaçları mesleği gelecek nesillere bırakmak
Talas Belediyesi ile üniversitenin iş birliği sayesinde 3 yıldır eğitim verdiklerini aktaran Doğan, buradaki asıl amaçlarının maddi kazanç değil, ahşap oymacılığını gelecek nesillere aktarmak olduğunu ifade ediyor. Yüzyıllardır ayakta duran ahşap yapıların el işçiliğinin değerini gösterdiğini söyleyen Doğan, günümüz mobilyalarıyla geçmişte yapılan eserler arasındaki dayanıklılık farkına dikkat çekti: Yaklaşık 700 yıllık tarihî camilerimiz var. Ahşaptan yapılmışlar ve hâlâ dimdik ayaktalar. Bugünkü mobilyalara baktığınızda ise iki ya da üç yıl kullanıp kaldırmayı düşünüyorsunuz. Bizim çabamız, bu el işçiliğini gençlerimize ve bizden sonraki nesillere aktarabilmek.
Yaptığı minberin yeri ayrı
Doğan’ın 41 yıllık meslek hayatında sayısız eser bulunuyor. Her çalışmasının kendisi için farklı bir değer taşıdığını belirten usta, bir cami için yaptığı minberin hafızasında ayrı bir yerde durduğunu anlattı. Doğan, ahşabın dışarıdan göründüğü kadar sıradan olmadığını belirterek bu sanata ilgi duyan herkesi atölyeye davet etti. Ona göre ahşabı tanımak için önce ona dokunmak, desenin nasıl sabırla ortaya çıktığını görmek gerekiyor.
Kardeşinden duydu, ahşap tutkusunun peşinden gitti
Atölyenin kursiyerlerinden Zübeyde Akyürek de ahşapla kurulan bağın örneklerinden biri. Kursa mayıs ayında başlayan Akyürek, “Zaten ahşap oymayı seviyordum ve videolarını izlemek hoşuma gidiyordu. Kız kardeşimden burada böyle bir kurs olduğunu öğrendim. Gelmeye karar verdim ve çok memnunum’’ diye belirtti.



